Edebiyat Ölüyor mu?

205
Görüntüleme

Türkiye, aydın fukarası bir ülke! Okur-yazarlıkta alığımız mesafeyi kitap okumada alamadık. Rakamlar doğru veri-liyorsa, Avrupa’da bir insan ortalama 25 kitap okuyor. Türkiye’de ise 20 insan bir kitap okur gözüküyor. Paranız vardır, arabanız, lük evinizi, hatta yazlığınız vardır; yani konforunuz yerindedir, ama evinizde bir küçük kitaplık olsun bulunmamaktadır. Kafanız boştur, entelektüel birikime sahip değilsiniz. Karar verme safhasında hangi alanda olursa olsun bir düşünceyi paylaşacak bilginiz yoktur. Bir zamanlar, ‘gazete okunmuyor’, diye yakınırdık, bugün de öyle değil mi? Nüfusumuz, Allah nazardan korusun 80 milyona dayandı, tiraj raporlarına göre 3. 250 bin dolayında gazete satılıyor. Yani, yaklaşık 250 kişiye bir gazete düşüyor.

Bu mesele ayrı bir yaramız. Onun üzerinde durmayacağım, esas söylemek istediğim başka şeydir; Türkiye gide-rek kültürel erozyona uğruyor. 1950 sonrasında kültür hayatımızda önemli yeri olan dergiler vardı. Bu dergiler adeta bir mektep, hatta bir üniversite gibi çalışırdı. Bir şairin kendini ispat yeri dergilerdi. Eğer bir edebiyat dergisinde şiiriniz ya da herhangi türden bir yazınız yayınlanıyorsa siz artık bu alanda adından söz edilen edebiyatçı olmaya adaydınız. Bunun takip edip sürdürdükçe mesafe alır ve bir yerlere gelirsiniz.

Bugün bu şans pek kalmadı. Çıkan dergiler genellikle gruplaşmış kadrolarla yürütülüyor. Nitelikten ziyade, ‘bizden mi’ arayışı ön plandadır. Kaliteniz ne olursa olsun ötekileştirilmiş bir zihniyete feda edilmeniz işten bile değildir.

Burada bir de İnternet hadisesi var. Sitelerin birçoğu reklam alabilme disiplini içindeler. Bu bakımdan nitelikli ya da niteliksiz herhangi bir ölçüye bakmaksızın, sayfalarını herkese açık tutuyorlar. Merak ettim bir siteye baktım, bana göre içerisinde bir tanecik şiir mısraı bulunmayan manzume bile denmeyecek şiire onlarca methiye yazılmış. İş bu noktaya taşınınca hani kötü para iyi parayı kovar kuralı var ya, bu edebiyatta da geçerli oluyor bu defa kötü şiir iyi şiiri kovuyor. Hâlbuki şiir, kültürün bir dinlenme istasyonudur. Güzel bir şiir sizi içinde bulunduğunuz belki de buhranlı bir ortamdan alır, çok daha faklı yerlere götürür. Düşünce ufkunuzu açar, insanı, insanları daha yakından tanıma ve kabullenme seviyesine yükseltir.

Bugün ülkemizin geldiği noktaya bakınız; şiir kitapları pek satmıyor. Medya tarafından pompalanan bazı isimleri dışında tutarsak, şairler Türk Kültür Tarihi’nin en buhranlı dönemini yaşamaktadır.

Bunda kusur elbette sadece toplumun bu alana bakışındaki, olumsuzluğunda değildir: ‘Şairim’ diye ortaya çıkanların, kendi şiirlerini buralarda yayımlarken, onun nitelikli olup olmadığına bakmamasıdır. Aslında şair, ‘eserim itibarımdır’, diye düşünür ve o sorumluluğun bilinciyle şiirini yazabilirse, mutlaka hitap ettiği insanlarda bir yürek kanaması yapacaktır.

Bizim edebiyat ortamımızda, genellikle şiir kitabı sahibine para kazandırmaz, onun tek kazancı göreceği itibardır.

Meselemiz sadece şiir mi? Elbette ki değil. Hikâyeciliğimiz de öyle, romancılığımız da. 80 milyonluk bir toplumda, son 25-30 yılda hikâyede yer edinmiş usta isimler acaba iki elin on parmağını geçer mi? Roman için de bu kaygılar geçerlidir. Medyayı kullanarak yüksek rakamlara çıkan roman satışları, kalitesiyle bir toplumun kültür dinamiklerine bir şeyler katabilecek seviyede midir? Şimdi romancılarımız miri mal haline gelen tarihi detaylara boğularak, toplumun gerçek yüzünden uzaklaşmaya başladılar. Köyleri şehre yığan bir sistemin getirdiği örtülü trajedileri romancı görmezse kim görecektir? Terörün tehdidine hapsedilen insanımızın gizli travmasını yarının nesline kim aktaracaktır? Bunlar bugün ne şiirimizde, ne hikâyemizde ve ne de romanımızda yete-rince yer bulamadı. Bizde edebiyatın kendi kendini bitirmesinin sebeplerini buralarda aramak gerektiğine inanıyorum.

Şunu unutmayalım; Türkiye’nin gelişmesi, binaları yükselterek değil, o binalar içerisindeki mahremiyet kundağına sarılan hayatın seyrini iyi analiz ederek sağlanacaktır.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Saklı Mektuplar | 91 / Şiraze
İnşirah Kapıları / Selami Şimşek
Turnike / Nurullah Genç
Dilimde Uzayıp Giden İmren, Ağır Ağır Kıvranır Dol... / Ali Yaşar Bolat
Her Şeyi Değiştiren Bir Şey / Necmettin Evci
Tümünü Göster