Ay Batarken Gün Doğarmış*

137
Görüntüleme

Mustafa S. Kaçalin’in Edebiyatçı Şair Kemal Edib Kürkçüoğlu’nun dergi sahifelerinde kalmış şiirlerini “Ay Batarken Gün Doğarmış” adıyla bir araya getirmiş. Vefatından kırk yıl sonra Kemal Edib’in şiirleri başta olmak üzere diğer eserlerinin yayınlanması oldukça önemli. Zira Türk edebiyatının bu önemli ve güçlü kaleminin bugün yayınlanmayı bekleyen birçok eseri kütüphanelerin tozlu raflarında unutulmuştur. Yazar, Kemal Edib Kürkçüoğlu’nun şiirleri dışında “Dilimin Döndüğü Kadar” ve “Din Sosyoloji” adlı iki eserini daha önce yayınlayarak kültür hayatımıza kazandırmıştır.¹

Kemal Edib Cumhuriyetin ilk dönem edip ve şairlerindendir. Kaçalin kitabın girişinde Kemal Edib’in hayatına yer verirken onun doğup yaşadığı Urfa’nın kültürel derinliğine değinirken; “Şairlerinin şiirlerinde dilimizin kaynadığı, güzelim türkülerinde Türkçemizin çağladığı, bilgeliğin eşiği bilginlerin beşiği Urfa” diye yazmıştır. Zira Urfa, başta divan edebiyatına “hikemiyat” ekolünü getiren Yusuf Nabi başta olmak üzere güçlü şair ve ediplerin yetiştiği önemli şehirlerimizden biridir. Bugün dahi gazel geleneğini gerek Sıra gecelerinde gerekse şiirde devam ettiren müstesna şehirlerimizdendir.

Kaçalin, Kemal Edib’i anlatırken böylesine güçlü bir şiir damarı bulunan Urfa üzerinden tanımlar ve “Bu dünyanın doğan ölen ünlü sonlularından, konan göçen güzel konuklarından, Kürkçüoğulları’dan Urfalı Kemal Edib. Türkçe diye susayana, sıcak Urfa bozkırında gelip geçen rahmet bulutları gibi gelir. Okuyunca onun dilinde dilimizin saydamlaşıp bayraklaştığını göreceksiniz. Elinize aldığınızda içer gibi okuyacaksınız. Okuyanı susatan, susayanı serinleten, serinleyeni kandıran, kananı biraz daha, biraz daha özlemine yandıran, adı bilinmez, tadı doyulmaz bir cennet suyuna kavuştuğunu anlayacaksınız”² diye yazar.

Gerçekten Urfa’nın yetiştirmiş olduğu müstesna edip ve yazarlardan Kemal Edib, yaşadığı dönemde, kaleme almış olduğu eserleri, yapmış olduğu radyo konuşmaları, eğitimciliği ve kütüphaneciliğiyle adından söz ettirmiştir.

Vefatının üzerinden kırk yıl geçmesine rağmen, eserleri güncelliğini ve kalıcını korumuştur. Ama ne yazık ki bugün yalnızca edebiyat ve kültür tarihçilerimiz tarafından bilinip, okunmaktadır.

Araştırmacı akademisyen Mustafa Kaçalin, uzun yıllara yayılan araştırma ve çalışmaları sonucu Kemal Edip’in eserlerini düzeltme ve eklediği notlarla yeniden yayınlanmasını sağlamıştır. Büyük bir emek harcarayark hazırlamış olduğu “Ay Batarken Gün Doğarmış” kitabında, Kemal Edib’in 118 nazmına yer vermiş, dergi ve kitaplarda dağınık bir şekilde bulunan şiirlerini bir araya toplamıştır. Yazarın önsözdeki tarihine baktığımızda kitabın 1996 yılında hazırlandığı görülür. Bu da Kaçalin’in, Kemal Edib’in eserlerini yıllar önce büyük bir titizlikle büyük emekler vererek hazırladığını ve sabırla beklediğini göstermektedir. Oldukça titiz bir araştırmacı olan Kaçalin, yazmış olduğu muhteşem önsözde şiirsel bir dil kullanarak kitabın ruhuna uygun bir metin kaleme almıştır.

Şairler, yazarlar, sanatçılar “gök kubbede hoş bir seda bırakmak için” kendilerini paralar, en güzel eserlere imza atmak için çırpınıp dururlar. Hem en idealize eseri yazmak hem de kalıcı olmak, ölümsüzleşmek. Tabi bu her yazara, her sanatçıya nasıp olmayan bir şeydir. Kimisi yaşarken, kimisi Shakespeare gibi vefatından üç yüz yıl sonra keşfedilir. Bazen de keşfedilmeye bekleyen sanatçılar vardır, onları birileri bulup çıkarır. Unutulmuşsa yeniden hatırlanır. Zamanın acımasızlığına karşı onları dirençli kılar. Kemal Edib’in yaşarken böyle bir arzusu, bir isteği olmamış. Şöhretten, şandan uzak durmaya çalışmış.

Kaçalin onun bu duruşunu açıklarken; “Çamlı belin başında, bir kayadan şırıldayan, kurdun kuşun bir de çobanla koyunun bildiği, içene dirlik veren, içilince dinçlik katan, içenlere gençlik sunan sular vardır hani.

Hani yalçın yamaç yalaklarda kuzeyi karla ala dağlar gibi iri gözlü ala ceylanlar, ürkek bakışlı korkak duruşlu marallar vardır. Hani engin yaygın bozkırlarda göz ucunun gördüğü, yerle göğün örtüşür gibi göründüğü yere, günün doğduğu yerden ayın doğduğu yöne koşan kızıl donlu küheylanlar vardır.

Hani koyaklarda(vadi), bulaklarda(kaynak) ana oğul otlaşan, birbiriyle bekleşen, yakın durup koklaşan, uzak durup meleşen kuzular vardır. Her biri ayrı ayrı yarlarda durur, hani her birinin ayrı ayrı güzelliği bulunur. İşte Kürkçüoğlu Kemal Edib’in kendi başına kalmış, ele güne karışmamış, günümüzde ün salıp şan almamış olması da böyledir”³ diye yazar.

Böyle yazmasına rağmen, yine de Kaçalin, Kemal Edib’in eserlerini hazırlayarak bir nevi onun tozlu raflarda unutulmasına gönlü razı olmış, onları yeniden yayınlayarak kültür hayatımıza kazandırmıştır. Kemal Edib’in eserlerinin yeniden yayınlanması, onun hatırlanması, eserlerinin genç kuşaklar tarafından tanınması demektir.

Kaçalin gibi iyi bir araştırmacı ve akademisyenin onun eserlerini hazırlaması da Kemal Edib için büyük bir şanstır. Zira öylesine titiz hazırlanmıştır ki, okuyucunun zihninde boşluk oluşturacak herhangi bir nokta atlanmamıştır. Yıllar sonra yeniden yayınlanan bir eser ancak böylesine güzel hazırlanabilir.

Kemal Edib’in eserlerinin yeniden yayınlanması hem edebiyatımızda büyük bir boşluğu dolduracak hem de yüzeyselleşen şiir ve nesrimize zenginlik katacaktır. Zira Kemal Edib’in şiirlerine baktığımızda güçlü bir söyleyiş, müthiş bir derinlik, mistik bir ruh göze çarpar. Divan edebiyatının büyük birikiminden faydalanan, geleneğe yaslanarak şiirler yazan Kemal Edib, Cumhuriyet döneminde de çok güzel gazeller yazılabileceğini gösteren müstesna şairlerden biridir.

Verâ-yı perdeden Mûsâ şuûn-ı Tûr’u görmüştür
Muhammed âlem-i lâhût-ı nûrâ-nûrû görmüştür

Bütün zerrât zikreyler kulak ver kalb-i eşyaya;
Fakat çeşm-i cihân, dâr üzre tek Mansûr’ı görmüştür

Nasîb oldukda bir gün cennet’ül-me’vâ, muvahhidler
Cemâlullahı, zâhidler likâ-yı hûru görmüştür

Ne bilsinler Süleymân’dır yatan gönlünde şâhâne,
Bakanlar hufre-i acz içre miskin mûru görmüştür

Sıfâtın cünbüş-i mahsusu vardı ey Kemâl ammâ
Olanlar zâta mahrem, sâhib-i Düstûru görmüştür

Gazellerinin konuşu aşk ve tasavvuf olan Kemal Edib’in şiirleri aynı zamanda modern dünyanın bize kaybettirdiği mistik ve metafizik dünyanın kapılarını açmakta, duygusal ve düşünsel dünyamıza rûhi derinlik katmaktadır. Kitabın bir diğer zenginliği ise okuyucuya şair hakkında geniş bilgiler sunmasıdır.

Zira kitabın başında şairin hayatına yer verilmiş ve geniş bir bibliyografya eklenerek araştırma yapanlara büyük bir kaynak sunulmuştur. Kitapta yayınlanan bibliyografyada da görüleceği üzere oldukça velut olan Kemal Edib, birçok dergi ve mecmuada yazıları, şiirleri ve şarkıları yayınlamıştır.

Her bakan aklını takmış saçının tellerine
Sana bağlansa gönül çok mu derinden derine
Cümle kalbinde taşır sevgini iman yerine
Sana bağlansa gönül çok mu derinden derine

Seni candan severim durma pek istiğnâlı
Nâsiyen gün kadar aydın bakışın imâlı
Çok mu’ammâlı çekinmen gülüşün ma’nâlı
Sana bağlansa gönül çok mu derinden derine

Kemal Edib’in şiirlerinin toplandığı “Ay Batarken Gün Doğarmış” divan edebiyatından hoşlananların zevkle okuyacağı bir kitap. Zira Kaçalin’in dediği gibi şiirleri “süt tadında” ve okuyanın dilinde, gönlünde eşsiz bir tat bırakıyor…

*Büyüyen Ay Yay. İstanbul, Ocak 2017

____________________________

1- Bu üç kitap haricinde Büyüyen Ay Yayınlarında ayrıca Yusuf Turan Günaydın’ın hazırladığı Kemal Edib’in “Tasavvuf Tarihi Ders Notları” kitabı çıkmıştır.

2- Haz. Mustafa S. Kaçalin, Kemal Edib Kürkçüoğlu, Ay Batarken Gün Doğarmış, Sh.9, Büyüyen Ay Yay. İst. 2017

3- Kaçalin, age. sh.10-11

4- Kaçalin, age. sh.113

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Saklı Mektuplar | 91 / Şiraze
İnşirah Kapıları / Selami Şimşek
Turnike / Nurullah Genç
Dilimde Uzayıp Giden İmren, Ağır Ağır Kıvranır Dol... / Ali Yaşar Bolat
Her Şeyi Değiştiren Bir Şey / Necmettin Evci
Tümünü Göster