Saklı Mektuplar – VI

225
Görüntüleme

“seninle konuşmalıydım Şiraze
çok çok önceleri ilk karşılaştığımda, bir park duvarı üzerine oturmuş yoldan geçenlerin nereye gittiklerini merak eden bakışlar
taşımaktaydın yanında
ben de belli ki senin henüz farketmediğin o eşsiz güzelliğini doya doya seyredebilme telaşıyla bir köşe buldum kendime
affına sığınarak aşık oldum sana bilmedin
üzerindeki küçük çiçekli, fırfırları ayak bileğinizi okşayan bordo etek tüm sadeliğiyle içime akıyordu hep gözlerindeki o pus hiç gitmedi… hiç gitmedi… anladığım oydu ki; hiç de gitmeyecekti
neden bu kadar üzgün sardunyalarla süslüyordun gördüklerini?
neden hep aynı yere geçip, aynı yalnızlığın içinde kayboluyordun?
neden hep susuyordun?
neden hep susuyorduk?
neden hep…
seninle konuşmalıydım Şiraze
ne kadar da benden olduğunu anlatmalıydım
her sabah yumuşak bir buse ile seni uyandıran…
her kahvaltıda demli çayını ince belli bardağına dolduran…
her aynanın karşısına geçtiğinde saçlarını okşayan…
her kapıyı kapatışında ardında peşine takılan…
her sokakta adım adım seni izleyen…
ve içinden taşanları bir bir tutmaya çalışan…
işte hepsini… hepsini… yapan benim
hâsılı; ben Şiraze, sen Şiraze…
seninle konuşmalıydım Şiraze
kendini artık dinlemek zorunda olduğunu bir şekilde anlatmalıydım sana
boş boş baktığın kalabalıklardan değil, kendinden medet…
o, benim evet; yani sen
ben Şiraze, sen Şiraze…
seninle konuşmalıydım Şiraze
zaman aktı geçti yanından, durdun hep
bir şeylerin geçip giderken, sen dursan bile, senden çok şey alıp götürdüğünü,
parçaların bir bir eksildiğini artık fark etmeliydin
sevgililer gider Şiraze… sevgililer hep gider
biz kalırız artakalan onlardan
ve
bize arta bıraktıkları…
sevgililer hep gider Şiraze…
seninle konuşmalıydım Şiraze
bir gün ‘yarın’ diye bir şey olmayacak
o olmayacak yarın’ımız bize varmadan ne mümkünse yapmalıyız beraberce
tut elimden Şiraze
rüzgarlara katıp kendimizi uçalım, altımızda atlas
tut elimden Şiraze
yağmurlarla sulayıp yüreğimizi turnaların izini sürelim, ışık yol
tut elimden Şiraze
uyanmak için geç olmadan yola çıkalım, rüyalar bizi kilitlemeden
seninle konuşmalıydım Şiraze
ben Şiraze, sen Şiraze…”
………..
her dilden söyleniyorum sana işte, her telden çalıyorum.
hayat devam ediyor Şiraze; bazen kıyısında dünyanın, bazen en içinde…
hayat, her şeye rağmen devam ediyor Şiraze

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Eylülde Yeniden ve Yine Ölebilmek! / Nesrin Çaylı
Anlamak ve Anlamak / Bilal Kemikli
Haberin Olabilsin Diye / Feride Sezer
t = m / Şahin Taş
Bengisu Hikayecikler Tablosu / Mehmet Arslan
Tümünü Göster