Edebiyatımızda Klasikten Moderne Eleştiri Boşluğu

117
Görüntüleme

Ahmet Mithat Efendi Fatma Aliye’ye gönderdiği mektupların birinde bizde roman yazanların sayısının aynı türde tenkite ve inceleme yazanlardan fazla olduğundan yakınırken bu iki kalem erbabı zümreyi karşılaştırırken tenkit yazanların roman yazanlara
göre sayıca az olduğunu dahi mübalağalı bir şekilde ifade eder. Oysa hangi türde veya modern tabirle biçimde olursa olsun bir edebi metnin yazımı kadar onun üzerine düşünme gerek o metnin ait olduğu biçim ya da türün gelişimi yahut yeni biçimlerin/türlerin keşfi açısından son derece önemlidir.

Ayrıca her metin tahlili kendisinden sonra ortaya konacak metinlerin sanat değerinin artmasında hatta klasik niteliğe sahip olacak eserlerin bir milletin kütüphanesinde geniş yer tutabilmesinde önemli bir işleve sahiptir. Geçmişten günümüze metin tahlili yahut şerhi bağlamında bir genel tarama yapıldığında görülecektir ki mazide kadim dilimizin zenginliğini bünyesinde taşıyan eserlerimiz çokluğuna rağmen ne mazi de ne de günümüzde ortaya koyduğumuz metinler ve o metinlerin gerek psikolojik gerekse sosyolojik ve gerekse felsefi bağlamında üzerinde düşünülmemiştir. Bu durumun doğurduğu sonuç ne Namık Kemal’in tabiri ile “Eskiyi getirmek için yeniyi bütünüyle yıkmak.” İsteyenler ne Yahya Kemal gibi maziden kopmayan bir yenileşme arayışında olanlar ne de “Garipçiler” gibi yıkılanın yerine yeniyi getirme azminde olduğunu iddia eden “Devrimci” sanatın peşinde olanlar tarafından evrensel “uzamda” bir retorik ortaya konulabilmiştir. Bu yüzden biz bu çalışmamızda, bu sorunları irdelemeye çalıştık.

Yahya Kemal’in Batı edebiyatını anlamada onların klasiği olan Yunan edebiyatına yönelmeyi öneren teklifini biz de kendi edebiyatımızı anlama ve yorumlamada kullanmaya çalıştık.¹ Bizim klasiklerimizin menba’ı olan Divan edebiyatına panoramik bir bakışla günümüze kadarki metin tahlili metotları üzerinde deneysel bir düşünme egzersizi yoluna gittik. Yaptığımız çalışma bir makaleden daha çok biçimlerin tahlili adına ortaya konan tezler etrafında bir nevi düşünce egzersizi niteliğinde olduğu için kaynak göstermede metin okuma akışının bozulmaması adına metin içi referans yerine dipnotu tercih ettik.

Bir döneme ait edebi ürünlerin klasik sayılabilmesi için kriterler nelerdir? Her şeyden önce klasiğin kesin bir tanımı yapılabilmiş midir? Bu tür tartışmalar çalışmalarımızın sınırını aşacağından en azından mevcut tespitler üzerinden “edebiyat-yaşam” ilişkisi etrafında meseleye yaklaşarak Divan Edebiyatının neden klasiğimiz sayılması gerektiğini kısaca ifadeye çalışalım.² Divan edebiyatının sıklıkla Cumhuriyet döneminde soyutluğunun vurgulanması, bu edebiyat metinlerinin şerhini etkileyen önemli bir husustur. Her şeyden önce divan edebiyatı bahsedildiği gibi yaşamdan kopuk, saraydan çıkmayan ve halk arasına karışmayan, etliye sütlüye bulaşmayan hatta sadece methiyeden ibaret şiirler ortaya koyan şairlerin söylediği soyut birtakım anlaşılmaz metinler manzumesi değildir. Öyle düşünüldüğü zaman sormak gerekir:

“Ne Süleyman’a esiriz ne Selim’in kulıyız
Kimse bilmez bizi bir şâh-ı kerimin kuluyuz.”(Hayretî)

Bu tarz beyitleri o soyut tabir ettiğiniz edebiyatın neresine koyacaksınız?³

Bu yüzden Divan Edebiyatı metinleri sadece metni ortaya koyan bireyin iç dünyası ile değil sosyolojik açıdan da önemli birer yüksek dil ürünüdürler. Bu yüzden de sadece eskiye dayalı birtakım sığ biçimsel metotlardan daha farklı anlama ve yorumlama yöntemlerini hak etmektedirler. Çünkü bir metin onu yazandan bağımsız olduğu gibi her devre ve mekana göre yani bir tür bağlama göre kazandığı mana değişir. Zira “Bir edebi eserin edebi olduğunu söylerken kast ettiğimiz şeylerden biri de eserin belli bir bağlama bağlı olmamasıdır.”

Bu da demek oluyor ki hangi dönemde ortaya konulursa konulsun bir edebi eser kendi zamanının ve ortaya konulan mekanın tamamen dışında, içinde bulunduğu döneme dair de bir şeyler söyler.

Peki bir eserin ister kendi döneminde isterse okunduğu dönemde mekan ve zaman kavramları etrafında, sosyolojik, psikolojik hatta felsefi olarak tahlil edilmesi yeterli midir? Yukarıdaki bilgilere dayanarak şahıs merkezli ya da Taine’nin savına dayalı tarihsel ve sosyolojik merkezli eleştiri ya da tahlil metotları bize bu kavramlar etrafında bazı bilgiler vermekle birlikte eserin edebi yönü bakımından bilgi verme konusunda yetersiz kalacaktır. Mademki bir eserin edebi niteliğini belirleyen unsur dildir, o halde edebi metinlere yaklaşım gerek Yahya Kemal, gerek Ahmet Haşim gerekse Tanpınar’ın ortaya koyduğu “öz şiir” anlayışı bağlamında olmalıdır ki tahlilde yahut eleştiride bu evrensel bir yöntemdir. Şu ifadeler bizim görüşümüzü en somut şekilde örnekler niteliktedir:

“Şairin hissettiğini yazdığı şeyleri gerçekten hissedip hissetmediğini görmek için şiirin ardına bakmaya çalışmak, şair şiirinde sekretere duyduğu tutkuyu anlatıyorsa ve siz de şairin karısıysanız anlamlıdır yalnızca.”⁵

Türk Edebiyatı metinlerine olan yaklaşım da metin hangi döneme ait olursa olsun dil merkezli olmalıdır. Zira bu hususta günümüz Divan Edebiyatı şerh/tahlil/eleştirisi üzerine yapılan akademik çalışmalar da bizim söylediklerimizi destekler niteliktedir.

“Türk edebiyat eleştirisinde ise şimdiye kadar ihmal edilen ve eleştiri geleneğinde eksiklik olarak vurgulan “metnin yazınsallık”ının ele alınmamasıdır. İçerik incelemeleriyle sınırlanan eleştiriler, izlenimci anlayışı gittikçe pekiştirmiş, dolayısıyla edebiyatımızın estetik ilkeleri aynı sebepten ortaya koyulamamıştır.

Çağdaş eleştiriler, metnin yazınsallığını sorgularken “Tekrar edelim, yorum yalnız biçimin özelliklerini belirtmek olmayıp, her zaman bir içeriğin açıklamasıdır.”57 ifadesinde görüldüğü gibi biçim içerik ilişkisinin birlikteliğini ve aralarındaki bütünlüğün nasıl sağlandığını araştırır. Öyleyse çağdaş eleştirinin metin incelemelerinde öncelikli olarak başvurduğu yöntem, biçimci yaklaşımlardır.”⁶ diyerek çalışmasına başlayan Rafiye Duru Bursevî’nin beyitlerini dilbilimsel olarak yeni kuramlar etrafında tahlil etmiştir.

Yukarıda bahsini ettiğimiz bu metot ortaya konulacak eserlerin de evrenseli yakalama konusunda belli bir düzeye ulaşmasını sağlayacaktır. Yahya Kemal bu hususu şöyle ifade eder:

“…şâir en umumi histen iki mersiye yarattığını söylüyor.” Diyerek Abdülhak Hamid Tarhan’ın iki şiirini kast ederek söze başlayan Yahya Kemal, Makber ve Ölü şiirinin her şeyden önce insani duyguları yakalayabilmesini nazara verir.⁷ Bu sebeple yukarıda bahsi edilen evrensel ve modern metotların en büyük faydası dünya edebiyatındaki yerimiz açısından yeni eser lerin ortaya konulmasına yardımcı olmakla birlikte, klasik metinlerimizin bu metotlarla yeniden yorumlanmasını sağlayarak evrensel “uzamda” . layık olduğu değeri bulmalarına yardımcı olacaktır kanaatindeyiz.

KAYNAKÇA

KİTAP
Beyatlı Yahya Kemal, Edebiyata Dair, İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul, 2015
Duru Refiye, “Modern Metin Çözümleme Teknikleri Bakımından Şerh Geleneği ve İsmail Hakkı Bursevi, İzmir 2007, (Doktora Tezi)
Eagleton Terry, “Edebiyat Nasıl Okunur”, İletişim Yayınları, 2016 (3. Baskı), İstanbul
Sarı Mehmet, “Eski Türk Edebiyatı Araştırmaları”, Okutman Yayıncılık, Ankara 2010

MAKALE
Erdoğan Mustafa, “Edebiyatımızda Şerh Geleneğine Genel bir Bakış”, I. Türk Tarihi ve Edebiyatı Kongresi, Celal Bayar Üniversitesi, 11-13 Eylül 1996, MANİSA (Celal Bayar Üniversitesi Sosyal Bilimler Dergisi, S.1, Manisa, 1997, s.286-293

_______________________________

1- Yahya Kemal Beyatlı, “Edebiyata Dair”, ,İstanbul Fetih Cemiyeti, 2015, İstanbul
2- Divan Edebiyatı ve Klasik Edebiyat tanımı ve izahına dair geniş bilgi içi bakınız: Yard. Doç. Dr. Mehmet SARI, “Eski Türk Edebiyatı Araştırmaları”, Okutman Yayıncılık, Ankara 2010, s:11
5- Terry Eagleton, “Edebiyat Nasıl Okunur”, İletişim Yayınları, 2016(3. Baskı), İstanbul s: 149
6- Rafiye Duru, “Modern Metin Çözümleme Teknikleri Bakımından Şerh Geleneği ve İsmail Hakkı Bursevi, İzmir 2007, s: 7 (Doktora Tezi)
7- Yahya Kemal, Edebiyata Dair, İstanbul Fetih Cemiyeti, İstanbul, 2015 s: 203

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Muhkem Olan / Ay Vakti
İstila ve İmtina / Şeref Akbaba
Bekliyorsun / Nurettin Durman
Balıklar Bu Yüzden Kalabalıklar / Nurullah Genç
Ayrık / Recep Garip
Tümünü Göster