Hadi Git Aç O Kapıyı Çünkü Bazen Açmak Kapamaktır

40
Görüntüleme

“Çok uzun zaman sonra buraya döndük. Ve burası da çok fazla çöl şimdi. Aldığını bir daha geri vermeyen zaman, hükmünü icra etmiş her bir yerinde. Kumlara bata çıka ilerleyebilir miyiz dersin?’’

“Denemekten başka çaremiz yok. Sözümüzü bıraktığımız yerden, adımımızı atıp kaldırmadığımız yerden kaldırıp devam etmeliyiz.’’

“Devam etmemiz gerektiğine inanıyoruz da neden duruyoruz öyleyse?’’

“Pek emin olmamakla birlikte, sanki de, gerçekten başlangıç olacak bir iş yapmanı bekliyorum, sanırım sen de benim yapmamı bekliyorsun. Öyle herhangi bir şey mi bu, hayır herhangi bir şey değil; kendimizi yapmaktan alıkoyamayacağımız, yani kapılacağımız güçlü bir söz, bir eylem, bir düşünce, yani gücüne karşı duramayacağımız güçte her neyse işte o.’’

“Belki de yola çıktığımızda var olup şimdi çöl çarpmışlığıyla yok olanları diyorsun: Yola çıktığımızdaki tutkuyu diyorsun, o zaman vardı şimdi yok; o zaman olan aşkı diyorsun, şimdi yok; o zaman olan coşkuyu diyorsun, şimdi yok. Şimdi çöl olarak gördüğümüzü vahaya döndürecek, döndürmemizi sağlayacak şey bunlar galiba. Bunları bir daha bulamazsak, susarsak ve adım atamazsak…?’’

“O zaman kum fırtınasına terk etmiş oluruz burayı. Gözümüzün önünde tepelerin yerleri değişir ve biz bunu doğal olarak görürüz. Miadını doldurmuş gibi de sayarız. Hani şu zamanın gizliden gizliye ve inceden inceye yonta yonta bitirmesi bir şeyleri… O bitirdiklerinden biri de bu işte, dediğimizde de, bu yer önceki durduğumuz yer olmaktan yavaş yavaş çıkar. Burayı ve buraya
kendimizi yabancı bulup…’’

“Sus… çok fazla çöl dedikse de o kadar da çöl değil burası. Hâlâ aşina ve çocukluğumdan bir yüz olarak duruyor bu bahçe bende. Hâlâ saklanıyorum ortasındaki evin etrafında. O zaman saklanırken ağaçların pek de kalın olmayan gövdeleri bizi ele verirdi ya (ben de bunu hep unutup yine saklanırdım), ama şimdi bizi bile saklar bunlar. Saklanayım da bak.

“Otur.’’
“Niye hareketten korkuyorsun?’’
“Korkmuyorum.’’
“Korkuyorsun işte.’’
“Korkmuyorum dedim.’’
“Madem korkmuyorsun evin içine girelim mi?’’
“Daha erken.’’
“Nesi erken?’’
“Daha bahçeyi bitiremedik.’’

“Bu gidişle de bitiremeyiz. Ama istersen ben bir koşuda bitireyim. Bir koşuda dedimse biraz oyalanırım elbet, her yer anılarla yüklü. Gerçi ne kadar çok anıların izleğini köşe bucak sürsem de, böyle oturduğumuz yerden, kıpırdamadan, daha çabuk bitireceğim kesin.’’
“Aşinaları yabancı muamelesine tabi tutmak aşinaları yabancı kılmaz mı sonunda?’’
“Ne diyorsun sen ya?’’
“Bu bahçe bizi yabancı muamelesine tabi tutuyor diyorum.’’

“Bahçe bizi dallarıyla, yapraklarıyla, çiçekleriyle -yabani de olsa- kucakladı da, hatıralar her bir köşesinden kimi mahzun, kimi kederli, kimi sevinçli gülümsedi de, sen onları hissetmiyor ve görmüyorsan yabancılaşan sensin.’’

“Yabacı olsam bu bakımsız bahçede ve evde ne işim vardı?’’

“Sahi yolunu mu şaşırdın, ne işin var? Ama tabii ya, şimdi yabancı bakıyor olsan da o geçmiş yine de senin. İnkâr edemedin, kurtulamadın, ondan bir göreyim dedin. Son yaşadıkların da etkisi var, işlerin o kadar kötü gitti ki, bugününün gidişatı öyle bozuldu ki birden terk ettiğin geçmişini özler oldun. Hem gidişini hatırlıyor musun, kısa bir aradan sonra şunları demiştin:

‘Bu kadar aradan sonra dönemem ki… Sanki uzaklık uzadıkça uzadı. Günler; yıllar kadar arayı açtı. Bu yüzden saate-güne vursak az gelecek, kısa denilecek bu ara çok uzun. Şu kısa aranın soğukluğu mevsim değişikliği gibi, bir kılıç izinin ayırmışlığı, eşiğin iç tarafındaki olanca yakınlığından dışta bırakıp olanca uzaklığa dönüştürmesi gibi. Şu saydıklarıma baksana: Beş-on santimlik eşiğin, birkaç günün, bir izin uzaklığı dediğim. Ama dediğim bunlar değil, yani miktarları, ölçüleri, sayıları, kısaca nicelikleri değil. Bir anda yazdan kışa, kesilip birbirinden ayrılan tekrar birleşemeyecek uzva, bir daha asla içeriye dönemeyen sokakta kalan eşiğe. Böyle bir kesinlikten sonra dönüp gelmek, gelmek istediğin için değil, gelmen gerektiği içindir. Bu gerekçe ne olursa olsun, her halükârda seni zorunlu kılan şey. Had safhaya varmış olan sevgi, merhamet, özlem ya da ukdeye dönüşmüş herhangi bir şey. Yoksa bu kılıç izinde ilerleyerek geri dönülmez.’

Az durmuş ve düşündükten sonra şöyle devam etmiştin: ‘Ya da belki de gerçekte böyle bir uzaklıkta yok, ben büyüttüm şu ayrı geçen birkaç günü gözümde. Sadece teklifsizce çalınası kapının, gözümde büyüyerek çalınamaması var.’

Bak bu tespiti daha doğru bulmuştum(n). Yine de o zaman dönememiştin, şimdi dediklerinden hangisi o gerekçelerden biri oldu da buradasın, demeyeceğim? Çünkü her ayrılık tümüyle ümitlerini yitirmez, geri dönüş için köşe bucağında bir ümit taşır. Yalnız buraya dönmen için yanlış bir zamanlama diyebilirim. En şen zamanında bıraktığın yere, en yalnız ve ıssız zamanında geldin. Ondan yabancı muamelesine tabi tutulmuş buldun kendini. Issız hatıralarından başka ne var; epeyce bir rengi solmuş, yer yer boyaları ve sıvaları dökülmüş ayakta seni karşılayan evden, her köşesinden ve uzayan kenarlarından taşları düşmüş bahçe duvarlarından, -büyüyüp dal budak serpilmişliklerini saymazsak- aynı ağaçlar ve diz boyu yabani otlarla seni karşılayan bahçeden
başka. Açık söylemek gerekirse bu kadarını da bulacağını sanmıyordun. Küçük bir onarımla hepsi eski haline dönüverir. Yine de çok fazla ıssız ve çok fazla yabancı. Hele karşılanışını asla kabullenemiyorsun. Bahçe kapısını biz açtık. Evin kapısı ise hiç açılmadı. Kimse yok, orayı da biz açacağız. Açayım mı sonuna kadar? Yine bahçenin içine baksın koridor, biz de bahçeden koridora bakalım. Açayım mı?’’

“Daha erken, dedim ya daha bahçeyi bitirmedik.

“Ya özledim ben, kapı açılınca o koridora uzanan güneşi özledim. Küçükken koridorun bitmez sandığım uzunluğunu. Sen özlemedin mi?’’

“Özledim, evet hem de çok özledim. Ama o kapı açıldığında koridorda sadece güneş olacak, bunu hiç düşündün mü, sadece güneş. Söyle, büyülendiğin sadece güneş mi? Senin büyülendiğin battı, battı.’’

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Muhkem Olan / Ay Vakti
İstila ve İmtina / Şeref Akbaba
Bekliyorsun / Nurettin Durman
Balıklar Bu Yüzden Kalabalıklar / Nurullah Genç
Ayrık / Recep Garip
Tümünü Göster