Tutuklu Kurbağa

248
Görüntüleme

pazartesi /
bahçedeki otların arasında bir kurbağa buldum biraz  ahmak galiba ya söylediklerimi anlamıyor ya  da inadından cevap vermiyor kaç kez sordum anlat dedim,  cevap vermiyor evet vırak diyor sadece vırak.

onu bir poşetin içine koydum ve bisikletime atladım yirmi dakika kadar gittik inşaatların olduğu yere geldik işçiler yoktu poşetten çıkartıp çayıra bıraktım nemli çayır hoşuna gitmiş olmalı anlat dedim sende bir tuhaflık var / vırak dedi / lisedeki biyoloji derslerimizden söz ettim gözünü korkutmak için hiç aldırmadı o gün daha fazla uğraşmadım yöntem üzerine düşünmeliydim eve döndük.
salı /
dün koyduğum yerde duruyordu  pörtlek gözlerini elimdeki şırıngaya dikmişti çocukken mahalledeki kötü çocuklar böyle şırıngalara su doldurur yakaladıkları kurbağaları şişirirlerdi onu da anlattım çok aptal bakışları vardı önemsemez takmaz anlamaz adamı fitil eder / kendine acımıyorsan çocuklarına acı dedim tepki yok / ahmak olduğu konusundaki kanaatim güçleniyor.
çarşamba /
pencereme sıçramış / odam birinci kattadır / ay ışığı içeriyi  aydınlatıyordu tıkırtıyı duyunca gözlerimi açtım uykum hafiftir baktım oradaydı  rüyamda da onu görüyordum zaten yok canım  üniversitedeki sevgilimi değil kurbağayı / çay demle dedi anlatacağım çayı demledim / beceremem aslında önce suyu kaynatacaksın sonra demin üzerine dökeceksin falan bir sürü iş başka ayrıntıları da var üstelik neyse / karşılıklı birer bardak çay içtik hiç konuşmadı ikinci bardağı doldurmak için mutfağa geçtiğimde  bıçağı yanıma alsam mı diye düşündüm göz kararı elimi rafa uzattım bak dedi beni bazı deneylerde kobay olarak kullandılar bir dizi operasyon geçirdim beynimi çıkartıp bir başka beyin taktılar ve kalbimi çıkartıp bir başka kalp /  artık kendim değilim bir kurbağanın yapması gereken şeyleri yapamıyorum  örneğin güzel bir kız beni öptüğünde prense dönüşemiyorum  bilakis beni öpen tüm güzel kızlar ömürlerinin kalan kısmını  kurbağa olarak geçirmek zorunda kalıyorlar al işte anlattım sana her şeyi itiraf ediyorum kızların hepsini bataklıktaki evimde saklıyorum beni polise bildirecek misin / üzgünüm bunu yapmak zorundayım
perşembe /
polisler onu götürdüler hüzünle baktı polis otosuna binerken yağmur yağıyordu şimdi onu ıslak çimenlere bıraksalar ne sevinir diye düşündüm / kütüphaneme geçip don kişotu aldım ikinci cildinde kaldığım yeri bulup okumaya çalıştım nafile  bir türlü aklımdan çıkmıyordu acaba onu itirafa zorlamasaydım iyi mi olurdu dedim / ne ki hakikat
cuma /
mübarek gündür / öğleye doğru hazırlanıp camiye gittim zavallı kurbağa da oradaydı elleri kelepçeliydi vaizi dinliyordu ses düzeni felaketti ve vaizin sesi çok cırtlaktı her seferinde  takarım bunu kulaklarımı tırmalar üstelik imam hutbede fitneden fesattan  adam öldürmeden   falan bahsetti / çıkışta bir dilenciye beş yüz bin lira verdim çok hain baktı apartmanları varmış bu tiplerin haberlerde öyle dediler
eve döndüm
ikindi vakti çay yaptım şimdi tutuklanmamış olsaydı burada karşılıklı çayımızı yudumluyor olacaktık / hapiste bir kurbağa bu saatte ne yapar ki oturup ona mektup yazdım

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Üç Analık Kız / Naz Ferniba
Zakkum Hanım yahut Çıkmaz Şiir / Yasin Uzun
Batum Günlüğü / Ahmet Eroğlu
Bir Çığlıktır Sesime Siperlenmiş / Selami Şimşek
Anne / Hasan Tiyek
Tümünü Göster