Kısakürek, Meriç ve Zarifoğlu

Haziran’dı.
Kalem düştü ellerinden, dil sustu, kalp duruverdi. Biçildiği ölçüde yaşadılar ve tamama erdi vakit. Gittiler. Öte aleme geçtiler. Geride bıraktıkları cümleleri terennüme devam etti insanlar.
“Olmak veya olmamak, hayat ve ölüm.
O kadar iç içe, o kadar kucak kucağa ki.”
C. MERİÇ

Haziran’dı.
Her biri başka başka hayatlarda; başka başka acılar yaşadılar, başka başka tatlar yakaladılar. Ve her kelimeyi başka başka açılımlarla süslediler. Kalem bir vasıtaydı uyandırmak için. İnsanlara “düşünün” dediler. Gittiler…Öte aleme geçtiler. Geride bıraktıkları cümleleri terennüme devam etti insanlar.

“Bu benim kendi ölüm, bu benim kendi ölüm;
Bana geldiği zaman, böyle gelecek ölüm…”
N. F. KISAKÜREK

Haziran’dı.
Sırtlandıkları hayat noktalanırken arkada kalan yılların sayısı farklıydı, ama aynı dünyanın sancısı vardı yüreklerinde. İnandılar, teslim oldular; inandıklarını ve teslim olduklarını haykırdılar. Sonra… Gittiler..Öte aleme geçtiler. Geride bıraktıkları cümleleri terennüme devam etti insanlar.

“çünkü benden bir kahramanlık kalacak
çünkü besmeleyle başlandı
çünkü desturla tuttuk ne tuttuksa
çünkü imanla çok şeylere çağrıldık
gözümüz dağlarda kaldı eşya geride kaldı
dünya arkada bırakıldı”
C. ZARİFOĞLU

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Çizgi-2 / Behice Kolçak Şark
Üç Analık Kız -16-17-18 / Naz
Zakkum Hanım yahut Çıkmaz Şiir / Yasin Uzun
Batum Günlüğü / Ahmet Eroğlu
Bir Çığlıktır Sesime Siperlenmiş / Selami Şimşek
Tümünü Göster