Sandık Lekesi

145
Görüntüleme

“Ne kadar çoksa, o kadar  az görürsün” dedi Mefşelâ. “Karanlık gizler renkleri, şekilleri kaybolursun.Ne kadar boyarsan boya, karanlık boya tutmaz.”

Mefşelâ bir gün göl kıyısına inip uçurtmasını yukarıya, daha yukarıya, en yukarıya havalandırmak istedi rüzgarın önüne katıp. Bütün kış yerlere döşenen karın erimesini beklemişti. “Tamam, buzun üzerinde kaymak da güzel, ama parmak uçlarım çok üşüyor” diye mırıldandı. Bahar başkaydı tabi. Daha mı özgürdü insan ne? “Belki de daha renkli” dedi kendi kendine. Yürümek daha keyifliydi mesela. Ve sokak kedileri daha mutlu görünüyorlardı.
Mefşelâ bütün bunları düşünürken gıcırdayan kapı ile uçurtması gökyüzünden yere süzülüp kaldırımlar buz kaplandı ve kış döndü yerine. Annesi tüm sessizliği uyandırıvermişti: “O sandığın önünde oturmuş ne yapıyorsun öyle?”
Mefşelâ “bakıyorum” diye cevap verdi. Şimdi annesi ona yaklaşmış baktığı yerde birşeyler bulmaya çalışıyordu. “Neye bakıyorsun” diye sordu.
“Karanlığa baharı çizmeye çalışanlarla karanlığı yıkmakla baharın gerçeğe doğacağına inananın resmine bakıyorum” dedi Mefşelâ sevinçle.
Annesi sandığın üzerine eğilip daha dikkatli süzdü. Hayretle “ama o yalnızca bir sandık lekesi” dedi.

“En militan tarafımla sevdim düşlerimi, dağları mesken edinip
İçimde doğan güneşim, gök mavisini gözlerime yayıyordu çarşaf gibi
Ve ben en militan tarafımla sevdim düşlerimdeki senliliği
Sen sandığımda gizlediğim…

En militan tarafımla sevdim düşlerimi, üzerime siyahları giyinip
Birbirine dokunan beyaz bulutlarım, vaveylâ eşliğinde hu çekiyordu
Ve ben en militan tarafımla sevdim düşlerimdeki vurgun yemiş ufku
Ufuk sandığımdaki yüreğim…

En militan tarafımla sevdim düşlerimi, mavzerlere diş bileyip
Göğe uzanan merdivenimle gördüklerimi boyuyordum sevince, kim ne derse desin eşliğinde
Ve ben en militan tarafımla sevdim düşlerimi, sımsıcak sarılarak mevzudaki geçmişe
Geçmiş sandığımdaki erişemediğim…

En militan tarafımı sandığıma kilitledim.”

“Mefşelâ bir düşün güneş hem kırmızıdır, hem sarı; hem yakındır, hem uzak” dedi çizici. Mefşelâ çizicinin söylediğini yaptı. Düşündü. “Bir tutam bahar içine bir tutam cemre bırakıp ılık bir sabah vaktinde bir taşım kaynatacak, çok da soğumadan yudumlayacaksın. Ve ‘ey karanlık! Bahar sana bile uyanacak, sana bile uyanacak, sözleri dökülecek çizginin üzerine” diye mırıldandı.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Na-Nay-ve-Ney / Muhittin Fırıncı
Pinhan / Edib Aykut Çiçekli
Kahroldum Sessizce / Mustafa Küçüktepe
Lütfi Şen İle Söyleşi / Feyza Bayındır
M. Ragıp Karcı Beni Yazamaz / Metin Önal Mengüşoğlu
Tümünü Göster