Saklı Mektuplar – II

318
Görüntüleme

Az zamanda öyküler biriktirdim içimde, sen öyküleri bilir misin Şiraze?
Ben bildiğini bilirim, ben bilirim bildiğini…
Anaforlarına takılıp dönenlerin öfkesinden sakınmak adına sığındığım karanlık dere
Ve yarık kayanın uğuldayan dik yamaçlarının çevrintisiyle titrediğim gece…
Şiraze bir tek sendin dizinde dinlendiğim.
Öyle bakma dedim kaç kez, öyle pencerelerden gece vakti salınışın yollara
ve bir gölge gibi süzülüp duvar diplerinden kayışın köşebaşlarına

beklediğimdin sen
sen bir ömür beklemeyi seçtiğimdin.
Bir dahası olmasın görmeyeyim gözlerini,
bir dahası olmasın dolunaysız gecelerde tutmayayım elini,
bir dahası olmasın ‘yaş gidiyor’
anmaktan başka güzelliği kalmadı senliliğin.

Sen ile ben Şiraze, öğrenmeliydik yalnızlığın kaç bucak olduğunu… Ve bir… ve iki… ve üç… ve dört Şiraze.
Sen ve ben, ömür son demine vardığında ‘yaşandı bitti’ diyebilecek gücü şimdiden toplamalıydık.
Geç mi kaldık yoksa?
Geç kaldığımızı anlamak için bile mi geç kaldık?
Yok böyle bir şey; biz her şeye arası kapatılamayacak mesafelerce çoktan geç kaldık .
Bitmek varsa eğer, geçmişi ak sayfalara kaydedecek zaman bitti Şiraze.
Artık onları hiç kimse okuyamayacak, artık onları hiç kimse dost bilip sarılamayacak, artık onları hiç kimse çantasına doldurup yanında taşıyamayacak.
ve bir sürü artık işte.
Biz zamanın tellerinden her birine asılı kaldık.

Bir an’da, hiç olmayacak bir vakitte; nedir bu kalabalık bir kumpanya edasında? Ellerinde pankartlar: ‘Aşk bir ihtilâldir!’
– ‘Aşk bir arayıştır!’ – ‘Aşk bir tutunuştur!’ – ‘Aşk bir başkalaşımdır!’ – ‘Aşk bir yitiştir!’
Sarmışlar bin yanımı; elini uzat Şiraze, uzat elini… ben kendi ihtilâlimden endişedeyim.
‘Buralardan her kim geçerse iz bırakır, aşk’ına dideban olup asrın engebelerinde kaybolur’
edasında kol kola sevdalılar; ‘aşk bir ihtilâldir’ derken gözyaşından nehirlerde boğulur

bak nihan bakışlı şebnemler oynaşıyor yapraklarda
yapraklar ki, bahar kadar taze…
ben her dokunduğumu inciten, ben her uzandığımı dumura uğratan; bir felaket kadar felaket
bir afet kadar afet…
o nihan bakışlı şebnemlerin oynundan çok ırak mekanlar seçmişim kendime Şiraze.
Bir tebessüm et yeter; yıkılsın mefhumu şiddetin
Ben seni gecelerde aradım, yıldız gibi
Ben seni denizlerde aradım, inci gibi
Ben seni türkülerde aradım.
Şiraze! Ben seni içimde, görülmemiş rüya gibi yaşadım.

Aşk belki, ağlamaktır.
Nasıl da yumuşatır gözyaşı insanı; nasıl da eritir, inceltir.
Gel seninle bir daha ağlayalım; yaşanmışlara,
bir de yaşanmamışlara, bir de hiç yaşanamayacaklara
Ağlamak güzeldir Şiraze, ağlamak yüreğin temizlik eylemidir
Bilir misin, lale’ler de işte böyle şebnemlenir

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Na-Nay-ve-Ney / Muhittin Fırıncı
Pinhan / Edib Aykut Çiçekli
Kahroldum Sessizce / Mustafa Küçüktepe
Lütfi Şen İle Söyleşi / Feyza Bayındır
M. Ragıp Karcı Beni Yazamaz / Metin Önal Mengüşoğlu
Tümünü Göster