Kapı

160
Görüntüleme

Kapıyı ısrarla çalıyordu. Bir dakika geçti, iki dakika geçti, üç dakika geçti… O hâlâ kapının önünde durmuş vuruyordu. Hafif tıklamalarla başlamıştı. Derken vuruşları hızlandı. Tıklamalar yumruklamaya dönüştü. Kapı bütün gücüyle direniyordu. Evde birisinin olmadığı kesindi bana göre. Bu kadar ısrara kimse dayanamaz, hiç olmazsa bir ses verirdi: “Kimsiniz?”
Madem yoktu kimse, madem boştu ev; bu adam ne diye vurma eylemine devam ediyordu. Yoksa bir bildiği mi vardı? Yoksa ısrarlı davranmayınca açılmıyor muydu hiçbir kapı? Sonunda adam kapıyı tekmelemeye başladı. Bana, çıkan gürültüden merdiven boşluğu,basamaklar, camlar, tozlar hopluyor gibi geldi. Kulaklarım bu nâhoş sesten rahatsız olmuştu. “Bitsin artık” diyordum kendi kendime. “Kapı acı çekmekten kurtulsun, ben de sessizliğime kavuşayım. Bitsin artık.”
Ama bitmiyordu işte. Adam daha hızlı, daha hızlı, hızına hız katarak,yüzünde herhangi bir usanç belirtisi olmadan; kapıya yükleniyordu.Üstelik apartmanda bulunan hiçbir kapı da açılmıyordu gürültüyü merak edip. Bir başka kapının işiyle ilgilenmek diğer kapılara düşmezdi elbet. Medeniyetin getirdiği bir felaket de buydu zannımca. Peki ben neden durmuş seyrediyordum? Neden adama ısrarını sormuyordum? Neden bir şeyler yapmıyordum?
Bir cesaret uzanıp açsam kapımı, biliyorum ki bitecek bu çıldırtan darbeler. Korku yüreğime hükmetmişti. Ben açmadım kapıyı. Tanımadığım bu adam, Poul Auster’ın “Kapıların açılmaması ardında kimsenin olmadığını göstermez” cümlesini okumuştu belki de. Keşke ben de bu kadar dirençli olsaydım. Olsaydım da, önünde durduğum kapıda diyebilseydim Sâmiha Ayverdi gibi:
“Kapını aç, kapını aç. Sana geldim, kapını aç.
Bu dünyadan o dünyadan, aldım boyum ölçüsünü.
Ezel, ebed arasında,nice eyyâm gezip tozdum.
Sığamadım dü-âleme, sana geldim, kapını aç.”

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Bizim Konağımız / Hasan Tiyek
Deniz Bize Mavi / M. Ali Garip
Şiirler ve Şairler / Necat Çavuş / Mehmet Ragıp Karcı
Kör Testere / Emirhan Yüce
Taş Kesilenler / Selami Şimşek
Tümünü Göster