Bu Böyle Gitmez Biliyorum; Belli ki Ben Kazançlı Çıkacağım, Öyle Alkış İstemiyorum Bana Bir Fatiha Yeter

İtirafım zor olmadı biliyorum; bu kadar büyük bir belaya uğramış hurufatın içinden, titizlikle koparıp ortaya koyduğum bir cümlenin içinde maharetle gizlenmiş olan o derin alâkanın, bana yakışacak olan önemli ve bir o kadar da cazibeli büyüsüne kapılmış, gaipten gelen bir nida gibi etrafımda dönüp duran benzeri yok bu fikrimin; ulufe dağıtan bir sultanın zengin hazinesinden bana ne kalmışsa artık belli oldu ki benim bir bahanem yok ki bu ağır yükün taşınacağı hakkında bir zahmete maruz kalayım; ve hayat hakikatte sanıldığı gibi öyle bülbülle gülün has bahçelerde birbirlerine sitem ederek söyleşmesi kadar hazin değildir; ve aslında hayat, daha da kötü bir hal almaktadır zamanın bu uçuk ve duyarsız boyutuyla birlikte sanki hiçbir zaman işgal edilmezmiş gibi bir masumiyet duygusu içinde hayal ederken her tarafı acımasız bir şekilde saldırıya uğramış bu yorulmuş bu zavallı dünyada:Peki bana ne oldu ki böyle uzaktan bakmaktayım hayata!
Bir şey var ki durmuyor bütün hışmıyla geliyor üstüme!
Varsın gelsin dedim; gene de bahanem yok ki dedim; lakin kimin bahanesi var ki; ya da kim kendine yeni bir bahane bulabilecekti ki bu kargışlanmış durumdan dolayı bundan böyle; acıması yok ve her fırsatta, hatta en ufak bir kıvılcımla birlikte ortaya çıkmasını dört gözle bekledikleri bir bahanenin halihazırda iştahlarını ne kadar kabartabileceğinin sevinci ve hesabı içinde iken; bunu da sabırsızlıkla beklediklerini anlamamanın bir kara yazgı gibi alnımda duracağını bildiğim halde, bunu tavsatarak geçiştirmek için gözlerimin kör olması gerekiyor ki; bu garip ve yalnızlık zamanlarının acı veren vaziyetleri içerisinde, akıl sahipleri daha ne kadar dayanabilirler ki, böylece kendilerini duyacak ya da anlayacak izan sahipleri çıkabilir mi diye; her şeye rağmen, heyhat kalabalıkların içindeki yalnızlığı görmemek ne kadar acı veriyor; ne kadar perişan ediyor insanı: Lakin faydası yok böyle yazılıyor kalsın diyerek geleceğe!
Beklemek de bir şeydir sabah güneşi gibi uzaklara bakıp!
Ve böylece yolun üstündeki badireleri aşarak da bir hamle yapabilirim; bir şeyi isteyebilirim; ama ne için diye ortaya çıktığımda ise; meselenin esasını teşkil edecek şeyin, aslında içimde yattığını anladığımda; aklımın ve yüreğimin beraberliğini şart koşarak kabullenmenin, mutlaka benim yararıma olacaksa eğer daha ne söyleyebilirim ki yenilgilerimin çetelesini tutacak olanların tezlerini çürütmekten başka; bana kalacak olanı bir haykırmayla birlikte kenara atmadıktan başka; yahut doğru dürüst ortaya çıkıp, daha doğrusu adam gibi ortaya çıkıp bu hercümercin artık benimle birlikte bir sonuca varması ne kadar mukadder ise; bundan kaçınmanın da bir sebep teşkil etmeyeceğinin şuurunda olarak hiçbir şeyden çekinmeden şehrin ortasına doğru ışıklarını saçsın ki kayıtsız ve şartsız diyerek; yani el ele vererek bir harfin somut olarak ayağa kalkışıyla payıma düşecek olan hayatımın zorluklarıyla birlikte: Benimle bir anlam kazanacak sokağın başındaki dönemeç!
Öyleyse bundan sonra alkış istemiyorum bana bir fatiha yeter!

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Sürgün / Seyyid Ahmet Kaya
Bilmeni İstediğim / Ayhan Koçyiğit
Şiirler ve Şairler; Ahmet Veske / Mehmet Ragıp Karcı
Yenildim Sana Hüzün / İsmail Bingöl
Solo Şarkılar / Fatma Çolak
Tümünü Göster