BİR DİSTOPİK FİLM ve AMERİKAN DİPLOMASİ RETORİĞİ

133
Görüntüleme

Gerek tarihsel eleştiri gerekse ilk defa Hippolyte Taine tarafından kullanıldığı söylenen Sosyolojik eleştirinin sanatsal bağlamda bir eleştiri olup olmadığı tartışmalarının artık tarihte kaldığını söylemek mümkün. Ancak bu yargı, bu tarz eleştirilere dayalı sanatsal kuramların bütünüyle tedavülden kalktığı anlamına gelmez. Zira sanatsal tespitlerden öte bu tarz eleştirilerin Berna Moran’a göre eski çağ eserlerini anlama ve yorumlamada hala bir işlevi vardır. Ancak biz bir iddia olmamakla beraber bir teklif niteliğinde diyebiliriz ki günümüzde önemli bir yere sahip olan sinemanın varlığı etrafında bir senaryonun zihniyetini, ortaya koyduğu sosyolojik mesajları yahut tarihi hinterlandını çözümlemede bu kuramlar faydalı olabileceği gibi ütopik ve distopik yahut apokaliptik nitelikte bir sinema literatürünün oluştuğu –Hala Türkiye’de gerek roman gerekse sinema türünde bu tarzı dolduracak yeterli veri maalesef bulunmamaktadır.- günümüzde daha da önem kazanacaktır. Meselenin örneklerle ispatı ayrı bir edebi makale konusudur. Biz bu yazımızda Ekim 2016 Amerika’da vizyona giren ve henüz Türkiye’ye gelmeyen bir
film üzerinden yukarıdaki eleştiri yöntemlerine başvurarak günümüze dönük politik, sosyolojik ve tarihi okumalar yapacağız. The Thinning ismindeki film, her ne kadar tanıtımlarında post-apokaliptik (kıyamet sonrası) şeklinde tanımlansa da izlediğiniz zaman filmin apokaliptik (kıyamet öncesi) bir mahiyette olduğunu anlıyorsunuz. Yakın bir gelecekte nüfus kontrolü için öğrencilerin her yıl bir sınavdan geçmesi gerekmektedir. Sahne başlangıçta bize dönük görüntüleri andırmaktadır. Anne ve babalar sınav merkezleri önünde çocuklarını uğurlamaktadır. Ama bir fark vardır, bizdekinden. Bazılarının çocukları geri dönemeyecektir. Zira başarısız olanlar nüfus planlaması etrafında öldürülecektir. Zira dünya nüfusu artık “onun taşıyamayacağı kadar” artmıştır. Filme yansıtma kuramı etrafında ya da biçimsel tenkit bağlamında getireceğimiz tek eleştiri, dünyanın genelinden kareler sunmamasıdır. Yani kıyamete bakış tek bir bölge ile sınırlı kalmıştır. Burada trajedi, sınav organizatörü valinin oğlunu aşık olduğu Ellie ve ağır bir hastalığa yakalanan annesinin ilaç ve tedavi masrafları için soruları satan öğretmen Laina etrafında sağlanıyor. Bu anlamda başarılı bir film.Bu film kıyamet sürecinde korunması gereken insan sayısı limitinde bir tercihe giden ilk Amerikan filmi değil. Post apokaliptik nitelikte diyebileceğimiz, eski bir film olan 2006 İngiliz- Amerikan yapımı “children of men”de de benzer bir trajediye şahit oluyoruz. Kıyamet sonrası insanlığını “yaratma” telaşında olan proje-gemi, arkaik bir imaj olan Nuh’un Gemisi metaforunun bir temsilidir. Zaten filme konu olan kız çocuğu da mitolojik bir imaj olarak bir arketip suretinde yansır beyaz perdeye. Ancak bu filmin temasının ve senaristinin ait olduğu kültürü göz önünde bulundurursak: senaryo ile günümüz Amerikan diplomasisi ve sosyolojisi ile de sık bir bağ kendini sezdirir. Ancak tespitlerimize şu detayı zikretmeden başlamayalım: The Thinning’de diğer Amerikan apokaliptik filmlerine nazaran karşımızda dünyayı kurtarmaktan ziyade daha çok kendi derdine düşmüş bir Amerika görüyoruz. Son seçimlere kadar bunun sadece kurgusal bir varsayım olduğunu herkes gibi ben de düşünenlerden biriydim. Ancak seçimler sonrası Amerikan kamuoyundaki gelişmeler ve demokrasi karşıtı bir üst aklın “Amerikan Rüyası”nı kabusa döndürmeye çalıştığına hep birlikte şahit olduk. Peki dünyaya kıyamet apokaliptik filmlerin öngördüğü şekilde geldiğinde ölçü IQ mü olmalıdır? Hitler hayatta olsaydı onun saf Alman ırkını yaratma projesi de bu filmlerin öngördüğü masumiyette değerlendirilir miydi? Bu IQ saplantısında “beyin göçü”nün yeri nedir? Acaba Amerika’nın dış dünyaya bakışındaki önceliklerin insani ölçütü de bu derece seküler midir? Bu filmin Amerikan siyasal tarihinin bilinçaltı desek çok mu komploculuk yapmış oluruz? Sahi dünya kaçtan büyüktü?

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

MEHMET AYCI ile ŞİİR ve KİTAPLARI ÜZERİNE / Esma Budak
NURULLAH GENÇ ile “Mahrem ve Münzevi Üzerine”... / İsmail Sezer
YAZI, KİTAP, OKUMA DOLAYIMINDA SÖZÜN SERÜVENİ / Necmettin Evci
BİR DİSTOPİK FİLM ve AMERİKAN DİPLOMASİ RETORİĞİ... / Onur Akbaş
YANGIN / Suat Tekin
Tümünü Göster