GEL ARKADAŞ

yalnızlık dağları böyle rüzgârlı böyle karanlık olmadı; biliyorum kalp incinmişse ırmak kanlıdır derinden akar çürüyen insanlığın göz vâdilerinden, kulak kıvrımlarından duruldukça bulanan bulandıkça durulan
neden susar aynalara bakınca ellerinde utancı birikenler bu hangi yalnızlık, ölüm kokuyor bu hangi yalnızlık, şehrin damarlarında gâfillerin kurşunuyla vurulan
gel arkadaş, yaklaş bir şadırvanda içinin tenha ırmaklarından limansız denizlere açılan gariplerin yorgun bakışlarına yaklaş ve topla kırlangıçları kanatları gece gündüz kırılan
son nefes üflenmeden kapanmaz kapısı yakarışların gel arkadaş, kaldıralım yerinden bir ruhun en ağır, o en çâresiz boyun büküşünü dünyanın üzerinden yoksa tükenecek denizde ırmak yoksa boğulacak ırmakta deniz yaklaşıyor; son duraktır varılan
 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

167. SAYI / MART-NİSAN 2017 / Ay Vakti
MEHMET AYCI ile ŞİİR ve KİTAPLARI ÜZERİNE / Esma Budak
NURULLAH GENÇ ile “Mahrem ve Münzevi Üzerine”... / İsmail Sezer
YAZI, KİTAP, OKUMA DOLAYIMINDA SÖZÜN SERÜVENİ / Necmettin Evci
BİR DİSTOPİK FİLM ve AMERİKAN DİPLOMASİ RETORİĞİ... / Onur Akbaş
Tümünü Göster