METİN İSTİHKÂM

202
Görüntüleme

Yazdığımız yazılarda hep insanı (Belki, “insan gibi insanı’’ demeliydik) ele alıyoruz. Ya direkt insan odaklı, ya da endirekt sözümüz, dönüp dolaşır onu bulur. Çoğu zaman ben üzerinden yazdıkları- mız sendir, sizdir, bizdir, yani insandır. Has daireden uzanılan geneldir. Çünkü var olanlar, insanla var. Çoğaltılan kavramlar, değerler, vatan, bayrak, şu inanç-bu ideoloji insanla. Terör ve kıyımdaysa bunlar yok. Patlayan bir canlı bomba (isme dikkat, insan değil canlı bomba) neresinde bunların? Silahlı propaganda demek olan, kendinden olmayan herkesi ayrımsız hedef kitlesi yapan terörün insanla bağdaşır yanı yok, insanlıkla hiç yok.
Şimdi, insanlıkla bağdaşır yanı olmayan teröre dair birkaç söz etmek isteyince, konuyu neresinden ele alacağımızı bilemez olduk. Sade şiddet, sade kan, vahşet, dehşet. Bunu sözlük nasıl açıklıyor diye baktığımızda: “Terör’ ve ‘terörizm’ kaynakları, zihinlerde her şeyden önce korku, dehşet, tehdit, şiddet, yasadışılık gibi olgular çağrıştırmaktadır. Gerçekten de Latince ‘terrere’ kelimesinden gelen sözcüğün, korkutmak, dehşete düşürmek, korkutup kaçırmak, caydırmak gibi anlamları vardır. Günümüzde ise bu anlamların başına, ‘siyasi bir amaçla’ yapılıyor olmak eklenmiş, yani siyasi bir amaçla hareket etme ve dehşete düşürme, korku salma terör eyleminin temel unsurları haline gelmiştir. ‘Uluslar arası terörizm’ kavramı ise, terörist eylemin sınırlar-ötesi boyuta taşınmasına ve uluslar arası etki ve sonuçlar doğurur hale gelmesine odaklanmaktadır.
Neden mi böyle uzun bir anlama ihtiyaç duyduk? Terör denen alçaklığı anlamakta güçlük çekiyoruz da (tıpkı sizler gibi) ondan. Güya yıldırma ve korkutma taktiğiyle, böyle bir çirkin yüzle (Halbuki, her gün çirkin ve korkunç bir yüze bakan, ya aynayı kırar ya aynadan kaçar.) isteğini dayatmaymış! Zulmün ne zaman payidar olduğu ve abad ettiği görülmüş ki, bu kötü ve yanlış yoldan iyi bir sonuç doğsun.
Gaziantep, Ankara, İstanbul, Kayseri, İzmir. Yok böyle bir şey. Hain eninde sonunda hıyanetinde boğulur. Fakat ne yazık ki, bu arada bir sürü masum-savunmasız can yanar, bir sürü kan akar. Yanıyor da, ardı ardına…
Stratejik öneme sahip hedef coğrafyamızın sıcak kan ve sıcak gözyaşıyla yıkanıp durması peş peşe. Son yıllarda ve özellikle son aylarda farklı şehirlerimizde iğrenç yüzünü gösterdi terör. Öncekine bir sonraki mi ekleniyor? Bu böyle sürmez ama. Belki de silinen gölgelerin son karartılarıdır bunlar. Düştükleri yerdeki lekeleri canımızı yaksa da bir zaman, dik duruşumuzu, korkusuzluğumuzu, birlik ve beraberliğimizi bozamayacaktır, bozamaz. Akif ne güzel demiştir “Alınır kal’a mı göğsündeki kat kat iman?’’ Alınmaz. Metin istihkâm olduğundan, olduğumuzdan bu cephe sarsılmıyor. Sarsılmadığından kaos, kargaşa meydan bulamıyor. Elbette ki, vurulup tertemiz alnından, uzanmış yatanları gördükçe acımız kederimiz büyük, kat kat büyük. Gidenler bizden gitmiştir, yanımızdan ve canımızdan gitmiştir ve gidenler bir daha… ama, şehit olarak bir üst hayata geçmiş olmaları en büyük mükâfatları, bizimse avuntumuzdur. Bize bıraktıkları şehitlikte yaşıyoruz hep beraber. Bir üst hayata geçenlerle, yarının aydınlık ufkuna yürüyerek yaşıyoruz.
Misafir bile ağırlıyoruz, mültecilerimiz de var. Yakılıp yıkılan –önceki- kayşani beyaz evlerinden kaçıp, çoluk çocuk bu karda kışta yollara dökülerek gelen. Yollarda kalıp gelemeyen, göçü tahliye konvoylarında, yollarda, sularda dağılanlarda var. Bu yara büyük, insanı insanlığından utandıran bir yara.
Zulmedilen, öldürülen, evinden yurdundan edilen hangi insana baksak, nasıl bir dünyada yaşadığı- mızı anlamakta zorlanıyoruz. En içler acısı da Ortadoğu’nun hali. Selahaddin Eyyubi’nin ömrünün büyük bir kısmını, Müslümanlar arasındaki ittifakı tesis edebilmek için çalışarak geçirmesindeki hikmeti, artık bilfiil anlayarak, İslam âleminin bu ittifakı yeniden kurması lazım. Bizim şu yaraları sarabilmek ve daha büyük yaralar almamak için her zamankinden çok birliğe ihtiyacımız var.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

METİN İSTİHKÂM / Ay Vakti
HALEP’İN KANI / Semra Saraç
HALEP’TEN HARPUT’A BİR KUTU BAKLAVANIN... / Metin Önal Mengüşoğlu
HALEPÇE’DEN HALEP’E / Nurettin Durman
KIRLANGIÇ KANATLARINDAKİ YAVRU DENİZE ZEYL / Ali Yaşar Bolat
Tümünü Göster