modern bir kerem: talibi coşkun

228
Görüntüleme

Sivas, öteden beri şairler şehri olarak tanına gelmiştir. Sel­çuklulardan bu güne kadar tespit edebildiğimiz yüzlerce Sivaslı şair bulunmaktadır. Özellikle halk veya saz şiirinde tarihe adını yazdırmış tüm ülkeye kendini kabul ettirmiş çok sayıda şairimiz vardır. Bu şairler aynı zamanda Türki­ye’ye kendi şehirlerini ve ilçelerini de tanıtmışlardır.

 

HAYATI:
Asıl adı Hacı Bektaş olan Âşık Talibi” 1902’de Sivas’ın Al- tınyayla ilçesinde doğmuştur. Henüz yedi yaşındayken ba­bası tifo hastalığından vefat eder ve dört kardeşiyle birlik­te yetim kalır. Annesi, okuması için Başyayla köyünde bu­lunan Bekir Hocaya gönderir. Talibi” okumayı bir türlü be­ceremez. Bir gün hocası Talibfyi falakaya yatırır ve bir gü­zel döver. Yüklüğün altına atılan Talibfburada uyuyorken rüyasında kendisine bir bardak bade sunulduğunu görür. Bu olaydan sonra Talibi” hafız gibi Kur’an okumaya baş­lar. Hocası sıkıştırır ve nasıl oldu da aniden mükemmel bir şekilde okumaya başladın diye sorar. Talibi”de rüyasın­da yaşadığı olayı anlatır. Bu olaydan sonra Talibi” bir anda hocasının gözdesi olur. Sesi güzel olan Talibfnin ezan okuduğu ya da selâ verdiği zaman insanlar tarafından hayranlıkla dinlendiği anlatılmaktadır. Talibfnin halk aşıklı­ğına giden serüveni burada başlamıştır. Gerçek mânâda halk aşığı olup dillere destan şiirlerini söylemesi ise onu di­yar diyar gezdiren Keklik Emine’ye âşık olmasıdır. Mo­dern bir Kerem Aslı hikâyesi olan bu aşk öyküsü kısaca şöyledir.

Talibfnin babası Mustafa ile Emi- ne’nin babası Kara Ömer yeni do­ğan çocuklarını beşik kertmesi et­meye karar verirler. Böylece Talibi” daha çocukkcn Keklik Emine ile ni­şanlanmış olur. Fakat daha sonra Talibf büyüyüp delikanlı olunca ba­bası Emine’yi Talibf ye vermez. Çün­kü Talibfnin Babası çocukları küçük­ken vefat etmiştir ve ailesi büyük ekonomik sıkıntılar çekmektedir. Ta­libfnin annesi Emine’yi Talibf ye al­mak istemesine rağmen başarılı ola­maz. Emine’nin güzelliği dillere des­tan olmuştur. Bütün çevre köylerde anlatılmaktadır. Hatta Emine’ye dü- nürcü olarak Yozgat ve Kayseri gibi büyük şehirlerden bile gelenler var­dır. Annesi de “Emine senin beşik kertmen, seninle evlenecek” diyerek Talibfyi bu evliliğe motive etmeye çalışır. Fakat Emine babası tarafın­dan yeğeni Şükrü ile evlendirilir. Fa­kat daha sonra Emine’yi Kürkçüyurt köyünden Kara Osman kaçırır. Os­man Emine’yi Tonusta’ki dayısı Yu­suf’a emanet eder. Yusuf, Emine’yi kandırarak kendisiyle evlenmeye ik­na eder. Osman ile dayısı Yusuf arasında büyük kavgalar olur. Emi­ne Yusuf ile ölünceye kadar evli ka­lır. Yusuf’un ölümünden sonra Sivas merkezde birisiyle evlenir.
Talibf askere gitmeden evvel Kürk­çüyurt köyünden Faris Ağa’nın kızı Zeliha ile evlenir. Askere gitmeden önce Zeliha ile çok mutlu bir evlilik hayatı geçirir. Fakat askerden gel­dikten sonra aile düzeni bozulur. Çünkü Talibfyi Emine’nin aşkı iyiden iyiye sarmıştır. Bu aşk Talibf yi büyük bir düzensizliğe sürükler. Talibf de daha önce

görülmeye başlar. İçki içmeye, ku­mar oynama başlamıştır. Bu durum­dan ailesi ve kardeşleri çok rahatsız olur. Kardeşleri Talibfye birkaç par­ça tarla vererek evini ayırırlar. Talibf için asıl sıkıntılar bundan sonra baş­lamıştır. Gün geçtikçe de Talibinin içindeki Emine aşkı alev alev art­maktadır. Bu aşkına bir türlü karşılık bulamayan Talibf bir gün büyük bir hüzün içerisinde intihar etmeye ka­rar verir. Zehiri fincana koyar ve iç­meye hazırlanırken, uykuya dalar ve rüyasında Evliya Çelebi’yi görür. Evli­ya Çelebi O’na “Ey evlat sen de be­nim gibi gez dolaş derdini unutur­sun. Emine’den daha güzellerini bu­lursun” der. O zaman şair intihar et­mekten vazgeçer. Talibf evini,eşini ve çocuklarını terk bırakarak Evliya Çelebi misâli şehir şehir gezmeye başlar.
Talibfnin üç erkek çocuğu ve hanı­mı büyük sıkıntılar içerisinde kalır. Talibf de diyar diyar gezerek şiir söy­ler. içerisini yakan beşeri aşkı anlat­maya çalışır. 12 Mart 1976 tarihin­de vefat eden Talibf nin mezarı da Ankara’dadır.
Aslında insanları şiir söylemeye iten etkenlerin başında ıstırap, fakirlik, gariplik yani çâresizliğin gelmesidir. Bir araştırma yapılacak olsa görülür ki, Karadeniz, Marmara, Ege ve Ak­deniz kıyılarından çok az sayıda şair çıkmasına rağmen İç, Doğu ve Gü­ney Doğu Anadolu bölgelerinde bu sayı birden bire yükselir. Buradan da şöyle bir yargıya varabiliriz. İn­sanları şair yapan şey çekilen sıkıntı­lar ve çaresizliklerdir. Talibf yi şairli­ğe iten asıl sebep de budur. Bu du­rumu şiirlerinde rahatça görürüz.

 

Örneğin:
Ben bu Ankara’ya gelir mi idim Beni kayıracak köyüm olsaydı Her adama muhtaç olur mu idim Yavan ekmek bir tas suyum olsaydı ★
Gezdirir gurbet elleri Yol ettirir bu yoksulluk Ayırır kavim kardeşten El ettirir bu yoksulluk

Herkese cennettir kendi hânesi Çoluğu çocuğu hem de anası Yıkılırsa Talibf nin binası Yeniden örmeye taş bulunur mu?
Bir araştırmacı Talibf yi diğer şairlerden ayıran özellikleri şöyle sıralar: “O bütün şiirlerini sanki yeni yazmış gibi ez­bere okuyabilir. İrticali kuvvetlidir. Herhangi bir konu üze­rinde derhal içine doğan düşünce ve duyguları ölçülü ve kafiyeli mısralarla ifade edebilir. Mütemadiyen şiir diliyle konuşur. Şiirlerinde değinmediği konu hemen hemen hiç yoktur. Sosyal, Kültürel, ahlâki, dinî, hatta edebî tenkit meseleleri onun şiirlerinin konuları arasındadır. O tam bir halk filozofu ve folklor ansiklopedisidir.”
Talibf nin sanat yönüne değinmeden önce güzel şiirlerin­den birini okuyalım.
Uslan Emine’m
Ceylen oldun yâd ellerde gezersin Gayri dile düştün seslen Emine’m Sarpa düştün bir avcıdan tezersin Çimenli dağlara yaslan Emine’m Gayri dile düştün uslan Emine’m
Çiğdemli’den aştım poyraz sazağı Taramış zülfünü turna tozağı Düşmanlar bu yola kurmuş tuzağı Yalçın kayalara yaslan Emine’m Gayri dile düştün uslan Emine’m
Güzelsin kadrini bilmedin ahmak Yüz lirayı değer sana bir bakmak

görülmeyen davranışlar

Ağ göğsün üstüne liralar takmak Türlü zfnet ile süslen Emine’m Gayri dile düştün uslan Emine’m
Şaşırdın Emine’m şaşırdın yolu Bir kara çingene koklattın gülü Burada beğenmezdin kaymağı balı Arpa ekmeğiyle beslen Emine’m Gayri dile düştün uslan Emine’m
Kulpu yok bir bakraç kırık tencere Bulgur bulamaz ki kata pancara Karanlık köşede yıkık pencere Ağıl köşesinde paslan Emine’m Gayri dile düştün uslan Emine’m
Talibf Coşkun der bu sözüm yeter Elmanın iysini ayılar yutar Unutmam ben bunu mahşere kadar Şimdi bu dünyada seslen Emine’m Gayri dile düştün uslan Emine’m
SANATI
Talibf güçlü bir şair olmasına rağmen, geçim sıkıntısından dolayı çok fazla şiir yazmıştır. Çeşitli kişilere şiir yazması ve kendisinden şiir söylemesini isteyenleri kırmaması sebe­biyle çok üretmiş ve bunun sonucunda da bazı şiirleri asıl sanat gücünü ortaya koymasına engel olmuştur. Bu kay­gılardan uzak olarak yazdığı şiirleri çok daha güzeldir. Ör­neğin sevda şiirleri böyledir.
ESERLERİ
Talibf Coşkun çok üretken halk şairlerindendir. Eserlerinin çoğunluğu kendisi hayatta iken basılmıştır. Şiirlerini kitap­laştırarak bunların geliriyle geçinmeye çalışmıştır. Talibf aynı zamanda bir destan şairidir. Gezip gördüğü hemen her bir yer için örneğin; Ankara, Kayseri, Adana, Mersin, Sakarya, Trakya vb. şehirler için birer destan yazmıştır. Bu destanlar hem tarihçiler hem de sosyal bilimciler için ayrı birer vesika niteliğindedir. Çünkü şair destanlarda konu edindiği yerin halk inançlarından, giyim-kuşam tarzlarına örf, âdet ve geleneklerinden, tarihi mekânlarından hemen her şeyden bahsetmiştir. Bu eserlerinden birkaç tanesinin isimleri şöyledir:

 

Ankara Destanı,
Kıbrıs Destanı,
Erciyes Destanı,
Trakya Destanı,
Talibf Coşkun ve Keklik Emine vb. eserlerini sayabiliriz.
Tüm şiirleri C:Ü. Öğretim üyesi Yrd. Doç Dr. Doğan Kaya bey tarafından bir araya getirilerek Aşık Talibf Coş­kun (Sivas 2005) ismiyle kitaplaştırıl- mıştır.
Güller Gonca İken
Yüce dağ başına pınar gözüsün Sürüden seçilmiş emlik kuzusun Güzellerin başı emlik kuzusun Belki seni bana yazar yaradan
Seni gördüm evvel bahar yaz iken O güzellik sende cilve naz iken Güller gonca iken, teller saz iken Belki seni bana yazar yaradan
Elâ göz üstüne eğmedir kaşı Aklımı alıyor gerdan kırışı Yaylanın çiçeği, bülbülün eşi Belki seni bana yazar yaradan
Nasip olsa yine gitsem yaylaya Doya doya baksam suna boyluya Senin için yalvarırım Mevlâya Belki seni bana yazar yaradan
Yârim gider kızlar ile düğüne Gerdanının şavkı düşer önüne Bilmiyorum bu güzelin sonu ne Belki seni bana yazar yaradan /
Talibf derdine derman bulmuyor Âşıklar dünyada murad almıyor Bu zamanda dilek kabul olmuyor Belki seni bana yazar yaradan

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

portakalı neresinden yemeli? / Gülşah Nezaket Maraşlı
sokak seslerinde kaybolmak -I- / İsmail Bingöl
göçebenin ikinci gelişi / Mehmet S.Rindokur
çobanlar ateşi güzel yakar hep / Selami Şimşek
modern bir kerem: talibi coşkun / Alim Yıldız
Tümünü Göster