türkçe dilbilgisi

113
Görüntüleme

Son Zamanlarda, farklı çevrelerde; zaman, mekân ve iletişim ortamlarında, düşük yoğunlukluda olsa, Türkçe üze­rine bir tartışma, fikir teatisi sürüp gidiyor.
Kimileri, dilimizin Batı dillerinin, özellikle İngilizcenin, işgali altında olduğunu böyle iderse bir süre sonra Türkçe’nin tamamen yok olmaya yüz tutacağından yakınıyor; bazıları ise dilimizin yüzyıllarca yıldır Arapça ve Farsça kelime­lerin istilası altında olduğunu, Türkçe’yi bu dillerin egemenliğinden kurtarmadıkça dilimizin aslî kimliğine ulaşama­yacağını söylüyor.
Bir kısım çevrelerde Türkçenin çok sağlam bir temele kurulu, güçlü bir sistematiğe sahip olduğunu, yeterince özen gösterildiği takdirde Türkçe’nin lâyık olduğu konuma geleceğini ifade ediyor.
Tartışmalar, yaklaşımlar, farklı da olsa anlaşılan, mutâbık olunan bir husus varki o da bugün konuşulan, okunan, yazılan, kısaca yaşayan Türkçe’den kimsenin memnun olmadığıdır.
Teshiste, tesbitte herkes mutabık olunca, sorunu çözmek adına bir şeyler öneriliyor, imkânlar içerisinde bu öneri­ler uygulamaya geçirilmye çalışılıyor.
Bir kaç cümleyle bunlardan bahsetmek gerekirse, bu tür çabaları, yaklaşımları iki başlık alında toplayabiliriz. Birin­cisi, yaşayan, konuşulan dili sadeleştirmeye, yabancı dillerden Türkçe’ye giren kelimeleri ayıklamaya, bunların ye­rine yeni Türkçe kelimeler bulmaya, kullanmaya çalışanlar, İkincisi Türkçe eğitim ve öğretiminin ilk öğretimden \ yüksek öğretime kadar her aşamada gözden geçirilmesi, yenilenmesi gerektiğini savunanlar.
Bu meseleyi konunun uzmanlarına bırakarak, bu yazının da başlığını oluşturan kitabın tanıtımına geçelim.
Eğitim, öğretim hayatında yıllarca, zorunlu olarak Türkçe, Dilbilgisi derslerine muhatap olumşsanız böyle bir kitap ismi sizin için pek cezbedici olmayabilir. Bununla birlikte uzaktan da olsa bu tartışmaların içinde, bir yerlerde, ken­dinize bir yer buluyorsanız ya da bu yazının yazarı gibi kendinizi Türkçeyi doğru ifade etmede, kullanmada yeter­li bulmuyorsanız, didaktik ders kitabı havasından oldukça uzak bu kitabı mutlaka başucu eserlerinizin arasına koy­malısınız.
Dilbilim alanındaki çağdaş bütün gelişme ve yeniliklerin aktarıldığı bu kitap, Ankara Üniversitesi Türkçe, Öğretim Merkezi TÖMER Başkanı Dr. Mehmet Hengirmen tarafından kaleme alınmış, Engin yayınları tarafından yayın­lanmıştır.
Yazar, yedi bölümden (sesbilim (fonetik), Biçimbilim (Morfoloji), sözdizimi (Sentaks), Anlambilim (semantik), söz­cük bilim (Leksikoloji), Türk Lehçeleri, Noktalama İşaretleri ve Yazım Kuralları)oluşan bu kitabın yaklaşık 40 say­fa tutan giriş bölümünde, yazının başında aktardığım tartışmalara yer verecek ve Türkçenin tarihinden bugününe bir çok bilgi aktararak kitabına aktüel bir nitelik kazandırmıştır. Özellikle, giriş bölümünde yer alan “Dil ve Kalkın­ma, Dildeki Yabancı Sözcükle, Dil ve Toplum, Dil ve Bilim, Dil ve Din, Türkçe Güzel Bir Dil Midir? Türkçe’nin Bu­günkü Durumu” gibi konu başlıkları bunun en güzel’ örnekleridir.
Yaklaşık, 614 sayfadan oluşan bu kapsamlı eseri, tabiki böyle kısa bir çalışmayla tanıtmak mümkün olmayacaktır. Bu çalışmamızı, okuyucunun dikkatini cezbetme gayesiyle, yazarın kitabında önsözünden sonra ilk sayfasına koy­duğu, Türkçe’ye dışardan bir bakışı ifadelendiren ve bize de nasıl bakmamız gerektiğini öğreten alıntıyı aktarmak­la bitirelim.
Johan Vandevvalle 1988 yılında otuz iki dil bildiği için babil Dünya Ödülü’nü almıştır. Bildiği diller içinde Türk­çe’ye özel bir sempati duyan J. Vandevvalle bu konuda şöyle demektedir.
“Yıllar boyunca Türkçe’nin kurallar sisteminin işleyişini inceledikçe satranç oyununa plan yakınlığının daha çok farkına varıyorum. Satrançta kurallar mantıklı, basit ve az sayıda. Çok kısa bir zamaniçerisinde öğrenilebilir. Yedi yaşındaki bir çocuk bile satranç oynamasını öğrenebilir. Temeldeki bu kolaylığa rağmen satranç oynayan kişi hayati boyunca sıkılmaz. Oynama imkânları sınırsızdır, Dünya şampiyonluğunu kazanmak İçin olağanüstü yetenek ve beceri lâzım. Bütün bu nedenlerle satranç oyununun ideal bir oyun olduğunu söyleyebiliriz, aynı durumun Türkçe dilbilgisi sisteminde bulunması benceTürk dilinin en büyüğü özelliğidir”.
TÜRKÇE DİLBİLGİSİ
– DR. MEHMET HENGİRMEN
– ENGİN YAYINEV
– 3. BASIM: EYLÜL, 1998-ANKARA

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

türkçe dilbilgisi / Ay Vakti
gogol’un kaput’u sihirli miydi? / Ahmet Sıvacı
eylül’de yeniden ve yine ölebilm / Nesrin Çaylı
ömrümüz eylül arası / Reşit Güngör Kalkan
sana ve / bu yüzden / her şeye veda / Taner Taştekin
Tümünü Göster