iki yunus

108
Görüntüleme

İki Yunus portresi var önümüzde. Peygamber Yunus ve Der­viş Yunus. Biri muûcize, diğeri kerametle donanmış ve her ikisi de tövbe ile sınanmış iki portre. Dergâhta pişen Yunus’a na­zır, balık karnında pişmanlık duyan peygamber Yunus. Biri du­ası ve yaşamı ile, diğeri yaşamı ve şiiri ile kalb ameliyatlarının, in­san merkezli ve iman menşeli ilhamı ve ilacı olmuşlardır.
Yunus peygamber Allah’ın kendisine verdiği tebliğ görevini ifa ederken, uyarıda bulunduğu toplumu terk etmişti. Halkı kendisini dinlememiş, İlâhi mesajı algılamaya yanaşmamış, oda İlâhi bir emir olmaksızın tebliği kesmiş ve irşadla memur olduğu toplumu terk etmişti.Yunus Peygamber önce bindi­ği gemideki insanlar tarafından denize atılmış ve kendisini dev bir balık yutmuştu. Memur olduğu görevi izinsiz terk et­mesinden ötürü pişmanlık duymuş ve’tövbe etmişti.’Yunus hakkında söylediğimizi de an. O öfkelenerek giderken, ken­disini asla sıkıştırmayacağımızı sanmıştı;fakat sonunda ka­ranlıklar içinde: senden başka tanrı yoktur, sen münezzeh­sin, doğrusu ben zulmedenlerden oldum” diye dua etmişti. Bizde duasını kabul edip, onu içinde bulunduğu üzüntüden kurtarmıştık.Mü’minleri de böyle kurtarırız” Enbiya.87/88 ” Eğer teşbih edenlerden olmasaydı, yeniden diriltilecekleri güne kadar onun karnında kalırdı. Biz de onu hasta olduğu halde hemen sahile attık, l/e üzerine (gölge yapması için) ka­bak türünden bir ağaç bitirdik. Onu yüz bin veya daha çok kişiye peygamber olarak gönderdik.” Saffat: 143/147. Peygamber Yunus’un tövbesi ve tebliğle yeniden memuriye­ti, derviş Yunus’un Taptuk’un dergâhına geri dönüşü, kabu­lü ve irşad memuriyeti..Bir iç oluşla beraber, bir yükselişin, tövbe ve sabrın sembolü oluşları.
s
Derviş Yunus; Mevlânâ, Hacı Bektaş ve Taptuk gibi doğu­dan, Horasan’dan Anadolu’ya gelir. Semerkand’ı, Tirmiz’i, Buhara’yı ya da topyekün Maveraünnehir’i Anadolu’ya ta­şıyan ruhun sembol şahsiyetlerinden biridir.

Sezai Karakoç’un ifadesiyle Mevlânâ metafizik mimar, bir beyaz gece yüzyılında Yunus taptaze şah bir horoz sesidir.
Yunus Türkçe şöleninde hep baş köşeye oturur. Edebf nitelik açı­sından türkçe şiir dilinin öncülerindendir ve tasavvuff hayatın nü­fuz alanlarını ve kendi iç mayalanışını anlaşılır, akıcı ve sürükleyi­ci bir üslupla dile getirir. Burada devreye giren inançtır ve inanç sözü boşluktan kurtarır, gönül mahzenine yansımış olarak dış ale­me göndermelerde bulunur. “Yunus Emre bu sözü eğri büğrü söyleme/ seni sığaya çeken bir Molla Kasım gelir” derken bir sf- gaya çekilmeye işaretle beraber, sözü bir süzgeçten geçirme de vardır. Şiir belleğini zorlayan aşk, ölüm, tabiat üzerine yazdıkları, en metafizik boyutun bile halk tarafından anlaşılır olması, bir us­talığın tartışılmaz örnekleridir.
Şiirlerinde kuytu derinlikler, metafizik tanımlamalar, tabiat kura­mı ve ferahlatan aşk çağrısı, İlâhi öğretiyi halk gönlüne düşürme- siyledir. Öyle ki, aradan yüzyıllar geçmesine rağmen anlaşılmakta zorlanmaz ve sanki yüzyıllar öncesinden bugünün şiirini yazar. Kendisiyle hesaplaşırken, yada eşyayı konuştururken, bir çağrıda bulunurken, okuyan insan kendini Yunus yerine koyar ve anla­makta zorluk çekmez. “Ete kemiğe büründüm/Yunus diye görün­düm” tezini başka isimlere havale eder. Bu tebdil, sadece Yunus sevgisini değil, taşıdığı ruh ve mânâyı da birlikte aşılar.
Kendi çağını şiirleriyle tahlil eden Yunus, kendine dair notlar da düşer. Bir garip olarak kendisini görür ve taptuk dergâhına yıllar­ca odun taşıdığı hâlde, eğri odun götürmez ve buradan içeriye odunun dahi eğrisinin girmeyeceğini söyler. Doğru tahliller yapa­bilmenin ve doğru adımlar atabilmenin işaretini verir.
Yunus şiiri tartışılmaz makamında sevgi ve hoşgörü kandilini ya- kadursun, onu Yunus Peygamberle anışımızın nedeni, tövbe ve sonrası mahyalardır. Kendimize dair ipuçları aradığımız zaman, kimi yaptıklarımızdan ötürü Yunus Peygamberin duasını dilimiz­den düşürmeyiz ve o bizim için merhemdir. Bir peygamber duası

 

muştu olur, tövbeye açılan eller için nedamet kurtuluş olur. Der­viş Yunus, Taptuk dergâhına dönüş sonrası, kendi kabulünü mü­teakip pişmiş olarak şiirleriyle öncülük eder. Yunus Peygamber yüz binlere tebliğle memurdur ve duasıyla milyonlara memuriyeti­ni hâlâ sürdürmektedir.
Pişmanlık ve dua.
Derviş Yunus da aynı minvâl üzere bugün yaşıyor, kirlenme ve zorbalığın tedirgin ettiği, buhran limitinin yükseldiği çağa ve çağ insanına ışık tutmaya devam ediyor.

 

ELHAMDÜLİLLAH
Haktan gelen şerbeti içtik elhamdülillah Şol kudret denizini geçtik elhamdülillah Şol karşıki dağları meşeleri bağları Sağlık safalık ile aştık elhamdülillah
Kuru idik yaş olduk kanatlandık kuş olduk Birbirmize eş olduk uçtuk elhamdülillah Vardığımız illere şol safa gönüllere Halka tapduk manisin saçtık elhamdülillah
Beri gel barışalım yâd isen bilişelim Atımız eğerlendi estik elhamdülillah indik Rum’u kışladık çok hayır şer işledik Uş bahar geldi geri göçtük elhamdülillah
Dirildik pınar olduk irkildik ırmak olduk Artık denize dolduk taştık elhamdülillah Taptuğun tapusuna kul olduk kapusuna Yunus miskin çiğ idik piştik elhamdülillah Yunus Emre

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

ay benimle ağladı / Ay Vakti
erguvan / Mustafa Oğuz
şiir konuşuyor / Emre Şimşek
istiare zamanlar / Mehmet Yüzücü
sen ve sen / Recep Garip
Tümünü Göster