Gecenin İçindeki Aydınlık

214
Görüntüleme

Hayal dünyası zengin insanların, aynı zamanda felsefe yaptıklarını söylersem ne dersiniz? Ya da felsefe gele­cek için kuramlar geliştiren bir hayal dünyası değil mi?
Hayatı yeniden inşa etmek güçlü bir alt yapı ister. Ha­yatın muhtelif alanlarını irdeleyerek güçlü bir mantık ağı kurmalı. Entelektüel bir çaba sarf edilerek ve farklı alanları, belli bir hiyerarşi ile disiplin altına alarak, bilgi birikimi sayesinde inşayı gerçekleştirme yoluna gidil­meli.
Bütün içindeki parçaları görebilmeli, aynı zamanda parçaların bütünü oluşturduğu akılda tutulmalı. Zama­nın sonsuz çizgisinde akan hayatın, an’larla kayıtlı ol­duğu, an’ların zamanın içindeki yatay ve dikey çizgileri oluşturduğu gerçeği unutulmamalı. Sonsuzluk içindeki sonu, son’un içindeki sonsuzluğu fark etmeli. Gecenin ardından gündüzün, gündüzün ardından gecenin gel­diği gerçeği gibi…
Giz’lerin içinde gizlenen hakikatin perdelerini aralamak ve gerçeğin içinden hayali, hayalin içinden de gerçeği aramak uğraşısı, felsefenin sınırlarında dolaşmak değil mi? Bahşedilmiş hayatın sonsuzluk merdiveninden oluşan değerler; değerleri bahşedene şükran sunum­larına dönüştürmek, varlıkla-varolanın erdem anlarında buluştuğu zaman dilimleri olmalı.
Hayal-felsefe kuramları, iki dünya arasında oluşturulma­ya çalışılan köprülerin mimari özelliklerini önceler. Mi­marların kabiliyetlerine, zevklerine, inceliklerine göre de hayat köprülerini şekillendirir. Şekiller dünyasından ma­nalarına işaret eder, manalarından gerçek yaşam alanla­rına atıfta bulunur. Gündüzün apaydınlık zamanlarında zeminde gizlenen karanlığı işaret ettiği gibi, gecenin kapkaranlık anlarında da fonda saklanan aydınlığı işaret eder.
Hayal-felsefe kuramları ile damıtılarak oluşturulan köşe taşları, hayatın geleceğini inşa eder. Bu inşa faaliyeti için sarf edilen çaba, adeta gecenin içinde gizlenen ay­dınlığı fark etmek gibi bir şeydir. Yoğun çabalar sonu­cunda elde edilen değerler, elde edilen değerlerden oluşturulan kutlu bir hayat, her iki dünya içinde olması gereken mutlu bir hayat değil midir? Mutluların oluş­turduğu hayat yolu, kutluların yolunda, onların erdem­li katına çıkmanın ilk basamağı değil mi?
Bir ince çizgidir, ayırdına varılmak istenen. Bu ince çiz­gilerin izleğinde olmak yakışanıdır insanoğluna, ince çizgilerin sınırlarını belirlediği hayat, estetiğin amaç­ladığı hayat olmalı değil mi? Estetik; güzelle çirkini, iyi ile kötüyü, kaba ile zarifi, asil olanla adi olanı, bedii olanla alelâde olanı ayırt etmenin ta kendisi değil midir?

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Hikmet Burcunda Bir Şair / Şahin Taş
Gecenin İçindeki Aydınlık / Hasan Tiyek
Öptüğüm Etekler / Sami Uluğ
Ölüm Çıkınları / Selami Şimşek
Raşit Küçük ile Söyleşi / Şeref Akbaba
Tümünü Göster