Sadre Şifa Olmayan

249
Görüntüleme

bir şey burkulmuyor mu ev gezmelerinde
akşam bültenleri ve asayişe adanmış suratlar
tedirgin edince çayların hanım hanımcık kırmızısını
ve gelip gelip aramıza oturduğundan sebep hüznü
gözlerini deniz tuzu ile ovan bir mahkum anasının
şöyle ağzımızın tadıyla iki çift laf edemeyince
bir gül usulca terketmiyor mu bindallıları?
ah bu da ne ki, ben bir vakit düşümde
eğrilmiş çiviler görüyordum nereye baksam, kabustu
vallahi kabustu, uyandım da rüya imiş diyemedim
dünya bıraktığım yerden -bir uçurum ağzında-
yeniden dönmeye başladı.

ellerim kitleniyor kalın, ciltli kitaplar kaş çatınca
oysa bir şey yapasım var, bir şey
ağır bir tomruk olup düşsem derelere, sonra binlercesi
bir hatıra ormanı gibi yeşersek aşkın adıyla
mevsimlik işçilerin çadırlarında soyunarak çileye
ve sevgilinin Kısa Samsun’dan sararmış parmaklarıyla
kenetlenip
önce kalbine dokunsak dağların
sonra kalbine.

 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Güldü de / Feride Sezer
Sûfi ve Şiir / Bilal Kemikli
Alnımızdaki Uçurum / A.Vahap Dağkılıç
Yaşıt Adımlar / Eyüp E. Akyüz
Yalnızlık Manifestosu / Taner Taştekin
Tümünü Göster