MEYDANLARDAN YÜKSELEN SES

167
Görüntüleme

Milletlerin tarihinde kara günler hep olagelmiştir. Kimileri buradan çıkamamış helak olup gitmişler kimileri de bu kara günleri aydınlığa çevirerek, yeniden millet olmanın şuuru ile yeni bir inşa hareketine doğru yol almaya başlamışlardır. Bu yol alış, tarihi değerlendirmelerin başarısına da bağlı olarak sürer. Eğer içinde yaşadığımız şartları anlık bir hareket olarak görür geçici tedbirlerle yarayı iyileştirmeye kalkarsak uzun yolculuğu sürdürmeye mecalimiz olmayacaktır. Oysa biz ileriye, geleceğe doğru yürüyüşümüzü devam ettirmek üzere yoldayız. Kara günleri tekrar yaşamayacak şekilde tedbirler alarak sürdürmek durumundayız yürüyüşümüzü.15 Temmuz gecesi yaşananlar bize bu kararlılığımız noktasında sağlam bir duruşumuz olduğunu bir kez daha gösterdi. O gece Boğaziçi köprüsü kapatılmıştı. Önceleri kimse bir anlam verememişti köprünün bir yönünün trafiğe kapatılmış olmasına.
Bir terör saldırı ihbarı ya da bir operasyon hazırlığı diye yorumlanmıştı. İlerleyen saatler bunun böyle olmadığını gösterdi ancak kimse olanlara bir anlam veremiyordu. Bir darbe yapıldığı anlatılmaya çalışılıyordu ama hiçbir yerde ciddi bir anlatıma rastlamak mümkün olmuyordu. Yani anlatanlar da buna inanmak istemiyordu adeta. Bir iki baskın, bir yerleri ele geçirme haberleri yayılmaya başladığında gerçekte böyle bir darbe kalkışması olduğu şeklindeki düşünce kuvvetle yerleşmeye başlıyordu. Önceden sözleşmiş gibi bir bekleyiş içindeydik. Kimse daha ne olduğunu kavrayamamışken ilk duyum üzerine yollara çıkanlarımız olmuştu bile. Bir yandan hemen dışarı çıkıp bu darbecilere karşı koyma düşüncesini beslerken bir yandan da Cumhurbaşkanının söyleyeceklerini bekleme ihtiyacı duyuluyordu. Nihayet o beklenen açıklama geliyor, Cumhurbaşkanı olayla ilgili olarak çok kısa ama özlü bir açıklama yapıyordu. Ordunun içinde hain planları olan bir grup subayın kalkışması olarak niteleniyor ve Cumhurbaşkanı kendisi de dahil herkesin meydanlara inmesini, darbecilere karşı koymasını istiyordu. Bir dalga gibi yayıldı bu açıklama ve çok kısa süre içinde önemli meydanlarda toplanılmaya başlandı ve kapatılan alanlara doğru gruplar halinde yürüyüşler başladı.Gecenin kendisini gizleyen bir karanlığı dört bir yandan yükselen ezan ve salâlarla aydınlığa dönüşüyordu. Kalabalıkların yürüyüşü, tekbir ve salavatlarla daha bir anlam kazanıyordu. Sonradan bu kardeşlerimizin her birinden dinleyeceğimiz 15 Temmuz gecesi ile ilgili yaşadıklarından anladığımız şu ki, her biri evinden şuurlu biçimde ayrılıyor. Abdest alıp eşlerden helallik alınıyor ve yola öyle çıkılıyor. Bu kardeşlerimizden benim şahsen olayı dinlediklerimin hepsi aynı şeyi söylüyordu. ‘Abdest alıp evden çıktım, çıkarken hanımla helalleşip
öyle ayrıldım, hanım dur gitme diyordu ama bekleyemezdim hemen yola koyuldum ve kulağımı dolduran tekbir ve ezan sesleriyle kendimi manevi bir zenginlik içinde buldum. Sonra neler oldu, nereye ne kadar zaman içinde gittik buraları hiç hatırlayamıyorum. Önümüze çıkan tankı durdurmuşuz, o tankı nasıl durdurduk, silahsız olduğumuz halde ağır silahlarla yüklü olan tankı askerlerle birlikte nasıl teslim aldık, buraları pek hatırlayamıyorum.’15 Temmuz gecesi olayı duyar duymaz hemen sokağa fırlayan, önce köprüye doğru yol alan kardeşlerimizin yaşadığı bu olayı diğer bölgelerde görmek mümkün. Havalimanının kapatıldığı haberlerinin duyulması ve Cumhurbaşkanının havalimanlarına meydanlara inin, darbecilere karşı direnin sözü üzerine havalimanı civarından pek çok kardeşimiz hemen alana doğru ilerliyor. Onlarla da konuştuğumuzda ‘evden çıktım, araçla iki saate yakın süren havalimanına araçsız yürüyerek ne kadar zamanda geldiğimi hatırlamıyorum, hatırladığım sadece evden ayrılırken abdest alıp hanımla helalleştim ve tekbir sesleriyle birlikte havalimanının girişinde yolu kesen tankların önüne kendimizi siper ettiğimizi ve sonunda askerlerin tankları bırakıp kaçtıklarını hatırlıyorum. Pek çok kardeşimizin buna benzer öykülerini hepimiz dinlemişizdir mutlaka.15 Temmuz gecesi yaşananlar hakkında şimdiye kadar pek çok yazı yayınlandı daha bundan sonra da yayınlanacak elbette. Mustafa Nezihi Pesen’in o gece yaşadıklarını anlattığı ‘O gece’ yazısını birkaç kez okudum. Olayı duyanlarımızın nasıl organize olduklarını ve hemen olayın içine dahil olmalarını, hangi duygu ve düşüncelerle yürüyüşe katıldıklarını o hissi anlatımıyla sunan Nezihi’nin yazısından kimi kısımları aktarmak istiyorum.‘’ Nasıl kalktığımı çok iyi hatırlayamıyorum. Kalktım ve yürümeye başladım. İsmail’in periscoptan sesini duymuştum. Sokak diyordu. Bugün diyordu. Çıkmazsan eğer, çıkıp yürümezsen bu gece yarın yürüyeceğin bir sokağın olmayabilir. İzzet ve onur gecesi kılmak için yürümeliydik. Öyle anladım. Başka şeyler de söylemiş olabilir. Tedirgin ve ama yiğit bir seslenişi vardı. İçime öyle düştü. İyi ki duymuşum o sesi. Bismillah diyerek kalktım ve Üsküdar’dan Kısıklı’ya doğru yürümeye başladım. Yahya yoldaşımdı. Meğer Hızır da yoldaşımmış.Kalktık ve sokağa fırladık. Sorular ve kaygılar sona erdi. Yürüdükçe içimdeki belirsizlik, tedirginlik, korku azaldı. Allah kalbimden korkuyu söküp almıştı. Meydanlara ve sokak yürüyüşlerine çok alışık olmayan ve 45 yaşına girmek üzere olan bir insan değildim artık.
Ne olacağını bilmiyordum gene de korkmuyordum. Dünyanın standart işleyişine olan bağlılığım azalıyordu.Bütün demagojilerin ve yalanların sonuna gelinmişti. Gerçek silah kadar, mermi kadar, tank paleti kadar, bomba kadar, jet kadar soğuktu, katıydı. Ama yokuş aşılmıştı ya mermiler ve bombalar ve uçaklar da aşılacaktı. Aşılmalıydı. O gece iman nuruyla haberleşmiş olmalıyız. Telefonlarımızın şarjı azdı. İktisatlı olmak zorundaydık. Büyük bir bela gelmişti. Çok iyi biliyorduk. Kalbimizle biliyorduk. Şüphenin gölgesi yoktu artık. Korku yoktu. Ne olacak? sorusu yoktu. Köprüye varmak için yürüyorduk. Gençler vardı. Delikanlılar. Dedeler ve nineler. Teyzeler. Garibanlar. Fakirler. Zenginler. Allahu Ekber. Ya Allah Bismillah Allahu Ekber. Yumruk ve dua. Yumruklar ve adımlar. Asfalta basan korkusuz ayaklar. Vınnn vınnn diye vınlayan silah sesleri.”Yaşadığımız bu gecenin akabinde onurlu bir millet olarak, zulme asla boyun eğmeyeceğimiz bütün dünyaya haykırmış olduk. Küresel güçler ve ülke içindeki darbe yanlısı görüş herhangi bir askeri darbenin başarısızlığını düşünmek bile istemezlerken birden rüzgâr tersine dönüyor ve mazlumların sesini bütün dünyaya haykırıyor. Bu yaşadığımız darbe kalkışması toplumsal, siyasal, sosyolojik açılardan derin analizlerle incelenecektir. Nasıl ve hangi zeminde incelenirse incelensin toplumumuzun böylesi milli bir olayda nasıl birliğini yeniden inşa ettiğini açıklamakta zorlanacaklardır. Meydanlara gelen kardeşlerimize baktığımızda parti şemsiyesi dışında tamamen vatan sevgisi, bayrak sevgisi ile dolu bir duruşu ortaya koymaya çalıştıklarını görmek sevindirici olmuştur. Yeniden dirilişin, yeniden kurtuluş savaşı vermenin anlamı bir kez
daha değer kazanmış ve bu çerçevede neler yapılabileceği noktasında çalışmalar başlamıştır. Yıllardır süren kültürel saldırılara rağmen öz inancını, hakikat peşindeki yürüyüşünü sürdüren insanımızın yaşadığımız darbe kalkışmasına karşı yürüttüğü milli irade ve direniş insanımıza yeni bir güç vermiş, onu yeniden dirilişe sevkeden ateşleyici bir unsur olmuştur. Milli değerlerin öne çıktığı, yeniden anlam kazandığı bu süreçte insanlığa verdiğimiz dersle de gelecek nesillere önemli bir miras bırakmış olduk.15 Temmuz gecesinden sonra 27 gece devam eden meydan nöbetlerinde sabahlara kadar şanlı direnişin coşkusu sergilendi. Meydanlara gelen kalabalıkları tahlil edecek sosyolojik araştırmalar bununla ilgili önemli veriler ortaya koyacaktır. Ama açıkça görülen 24 saatte darbeyi püskürten, şanlı bir direniş destanı yazan bu milletin destansı coşkusu da elbette farklı olacaktır. Çoluk çocuk kadın erkek, yaşlı genç, işçi memur, emekli, her kesimden pek çok kişinin sabahlara kadar süren bu nöbetlerde vatan sevgisinin büyüklüğünü yeniden kalplere nakşettikleri görüldü. Yeniden dirilişi, millet olarak zulme boyun eğmeyen tavrımızı dünyaya haykırmanın verdiği coşku, yeniden kendi kimliğini bulmanın sevinci yansıyordu her yerde. Meydanları dolduran kalabalıkların buraya gelişlerindeki samimi duyguları ancak burada onların arasında olanlarımız daha iyi anlayacaklar mutlaka. Milletin yeniden birlikte varoluş ruhunu kavramış olması meydanlardaki mitinglerin anlamını yüceltti.15 Temmuz’da yaşanılan darbe kalkışmasına karşı milletimizin gösterdiği destansı direniş kadar 7 Ağustosta Yenikapı’da düzenlenen tarihi miting de önemliydi. Mitinge katılım sayısı 3 milyon 5 milyon olmuş bunun o kadar önemi yoktu bence. Asıl önemli olan oraya gelen insanların nasıl bir gaye ile gelmiş olmaları, hatta gelmek isteyip de yollarda kalanların nasıl bir amaçla yollara koyulduklarıydı. Ben de Yenikapı’ya gitmek için mücadele eden hem karadan hem de deniz yoluyla ulaşmayı deneyen fakat alana girme imkânı bulamayan mahzunlarımızdan birisiyim. O gün miting alanına giren giremeyen her kesin düşündüğü tek şey, darbe kalkışmasına karşı milletin direniş destanını bayraklaştırmak, düşmana verilecek güzel bir fotoğrafla korku salmaktı. 7 Ağustosta Yenikapı’da bu manzara yaşandı. Bir milletin yeniden diriliş hikâyesinin özeti vardı o gün orada. Gören gözler için ne güzel bir destansı dirilişin hikâyesi. Cihan Aktaş’ın ‘Direniş Mimarisi’ başlıklı yazısından konuyla ilgili bir bölümü alıntılayalım:
‘’Elbette şehitlerimizin hatırası her türlü fedakârlığa değer, ama aramızda yaşlı ve kalp hastası insanlar, engelliler vardı. Vagonlar aşırı dolu geçtiği için Marmaray istasyonunda da uzun süre bekledik. Merdivenler, istasyonlar, vagonlar tıklım tıklım doluyken, bir kabalığa, itiş kakışa rastlanmıyordu. “Hindistan kadar mı olamıyoruz?” diye sordu biri, dolu bir vagona girmek isterken. İki büklüm bir ihtiyar kadın, “Kızlar, beni de alın aranıza, sizinle geleyim” diye rica etti, kardeş oldukları anlaşılan iki hanıma. İnsanlar birbirine karşı anlayışlı, nazikti. “Tatil diye evde oturma zamanı değil”, diye seslenen bey, İzmit’ten gelmiş, fabrikada işçiymiş. Ranciere’in yorgunluğu nedeniyle mitinge katılması beklenemeyecek işçisi geldi aklıma.Kadıköy’de, iskelede vapur beklerken sohbet ettiğim üç hanım akrabaydı. Biri daha yaşlıcaydı, yüksek tansiyon hastasıydı. Güneşin altındaydık ya, ıslak bir havlu koymuştu başının üstüne. Mitinge hazırlanırken buzluğa su şişeleri koymuşlar, plastik bardak da getirmişler, gelene geçene su ikram ediyorlardı. Yenikapı’ya ulaşma isteği, darbe girişimine karşı itirazın ifadesi açısından önemseniyordu. Bu şehirde yüz binlerce deniz görmemiş insan yaşıyor, bunların önemli bir kısmı çocuk, kadın, engelli ve yaşlı. Darbe girişimine karşı direnişi devrime benzetirken, Bahtin’in “karnaval” yorumuna atıfta bulunmuştum bir yazımda. İhtilafları bir kenara bırakmaya sevk eden, herkesi aynı heyecan, amaç ve niyette buluşturan şenlik ortamını oluşturan olay, üzerimize yağan kurşunlarla, bombalarla başladı. O kadar çok yürek kanatan vaka var ki örnekleri saymaya başladığımda sonu gelmiyor.
Havaalanı yolunda, ışıkları kapatılan tankın ezmesi sonucu şehit olan Türkmen Tekin, sabah saatlerinde astsubaylık sınavlarına girip gece Genelkurmay Başkanlığı önünde yaralılara yardım ederken şehit olan Uhud Işık, İstanbul Büyük Şehir Belediyesi’nde Kepçe Operatörü olarak çalışan ve darbe gecesi kepçesiyle tankın önüne siper olmak isterken şehit olan Yalçın Aran, eşiyle birlikte köprüye yürüyenler arasında ön saflarda bulunan ve açılan ateş sonucu şehit olan Ayşe Aykaç, darbe girişimini engellemek için kamyonla Sultangazi Baştabya Kışlası’na giderken darbeci askerlerin ateşiyle yaralanan ve daha sonra kaldırıldığı hastanede şehit olan 21 yaşındaki sağır ve dilsiz genç, Erhan Dündar.’’15 Temmuz darbe ve işgal kalkışması ile ilgili daha çok çalışmalar yapılacaktır. Bu tarihi direniş destanının gelecek nesillere aktarılması için oldukça önemli olan bu çalışmaların başlamış olması, milletimizin yeniden diriliş hamlesinin gönüllerde yaşattığı huzuru her daim canlı tutacağı açıktır. Bu çalışmaların bir an önce yayınlanması dileğimizdir. Şehitlerin hikâyelerini okudukça bir milletin kurtuluş destanını nasıl yaşadıklarını anlatan sahneler çıkıyor gün yüzüne. Kadınların gösterdikleri kahramanlıklar tarihin gelecek sayfalarını aydınlatacak ışık olmaya devam edecek. Kurşun yağmuru altında tanklara direnen, onları durdurmaya çalışan bir kadın. Kocasının kamyonetini alarak içini yürüyen insanlarla doldurarak köprüye ulaşma mücadelesi veren başka bir kadın. Eline bir odun parçası alarak yola fırlayan başka bir kadın. Buna benzer pek çok destansı mücadele örneği bıraktı bize şanlı direniş hareketi.Hangi şartlarda gerçekleşmiş olursa olsun bir darbe girişimine kahramanca ‘dur’ demiştir milletimiz.
Bu dik duruş, emperyalizme ve askeri vesayete karşı gösterilen bir kararlılığın ifadesidir. Kadınlarımızın direnişin en ön saflarında yer alıp kahramanca değerlerini savunmaları unutulmayacaktır. Darbeci askerleri silahlarını bırakıp teslim olmaları yönündeki çabaları, buna rağmen teslim olmayan askerlerin tankları sürmeleri ve yoğun ateşleri karşısında yılmadan bulundukları yeri terk etmemeleri, gösterdikleri kahramanlıklar 15 Temmuzu geleceğe taşıyacak, genç kuşaklara aktaracağımız en önemli işaretlerdendir. Yaşanan acı, dram büyüktür.Fakat darbe girişimine karşı milletimizin gösterdiği dik duruş, feraset, cesaret, kahramanlıklar yaşanılan acılardan daha büyüktür. Bu acıların, olayların sosyolojik, politik her türlü araştırılması yapılacak elbette. Suçlular, sebep olanlar, ihmalkârlıklar her biri 15 Temmuza götüren olaylar olarak ortaya çıkarılıp incelenecek. Milletimizin bütün fertlerinin her büyük olayda olduğu gibi, yaşanılan büyük felaket karşısında olduğu gibi büyük bir cesaretle direnişe katılması, hainlerin oyunlarını bozarak darbelere geçit vermemesi bundan sonra yaşanılacak bu tür olaylara izin vermeyeceğini göstermektedir. Şimdiye kadar bu topraklarda görülen darbelerle sindirilmiş, susturulmuş olan halk bu sefer çok güçlü bir sesle darbeye dur demiş ve Çanakkale’de, Kurtuluş Savaşı’nda eşine rastlanan bir direnişle tarihe yeni bir destan yazmıştır.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

BİR MİLLET UYARIYOR / Şeref Akbaba
AYLARDAN TEMMUZ / Nurettin Durman
TEMMUZ ATEŞİ / Mustafa Özçelik
15 TEMMUZ DESTANI / Nurullah Genç
ÜLKEM / Recep Garip
Tümünü Göster