POST MODERN TERÖRÜN KÜLTÜREL TAHRİBİ

145
Görüntüleme

Bir toplumu terörize etme bağlamında kırk yıllık mazisi olan bir oluşumu sadece siyasi perspektiften ele alıp onun kültürel hinterlandı üzerinde durmazsanız bu hususta alınacak önlemler eksik hatta akim bile kalabilir. Zira söz konusu sadece belli müesseseleri değil edebiyat, kültür, sanat, televizyon ve eğlence dünyasını da içine alan bir kuşatma. Bu bağlamda meseleyi sadece görünen yönüyle değil sosyo-kültürel arka planı ile değerlendirecek bir süreç olarak ele alırsak bu terör olayını iki şekilde adlandırmak mümkündür. Birincisi post-modern terör ikincisi ise Hasan Sabbah’ın Haşhaşi fırkasına bakan yönü ile tarihteki en kapsamlı Batınîlik faaliyeti olarak da ifade etmek mümkündür. Bu her iki kavramda meselenin kültür ve edebiyat yönüyle tahlilimizde önemli olacağı için kısaca bu kavram etrafında bu örgütü tanımlamaya çalışalım. 1- Post- Modern Terör:Modern terör, eğer, ideolojik dokümanlarla, bildiri ve süreli yayımlarla didaktik bir propaganda yolu ve açıktan sistem dışına çıkarak silahlı bir kalkışma olarak ele alınırsa ve özellikle bu tip terör ideolojik beslenme itibari ile etnik yahut Marksist bir ideolojinin yöntemi olduğu da dikkate alındığında post-modern teröre göre daha sekülerdir.Bu bağlamda diyebiliriz ki Post-modern terör, olağanüstü öğelerden ve bu öğeler etrafında söylencelerden beslenen broşür ve bildiri seviyesinin de üstünde –yapay da olsa- edebi derinlikte üslubu kendi faaliyetlerinin emrine verildiği tabiri caizse kendi destanı(!) menkıbesi(!) ve kahramanlarını(!) yaratan bir terördür. Sistematiği itibariyle devlet seviyesinde olan bu örgütlenme ancak “Post-modern” önadıyla ifade etmek mümkündür.
2- İkinci Batınîlik Faaliyeti:Şia’da imamın masum görünmekle beraber Allah ile mükâleme yeteneğinin olduğu inanışının Sabbah tarafından daha ileri götürülerek “Tanrılık” iddiasında bulunma durumu şimdiki örgüt elebaşının en yakınındaki isimlerin açıklamaları dikkate alındığında günümüzdekiyle benzerlik arz etmektedir. Çalışmamızın bundan sonraki kısmında bu iki kavram etrafında bu örgüt faaliyetlerinin üç aşamada (başarılı olunsaydı dört) sanatı ve edebiyatı kendi faaliyetlerinin emrine nasıl verdiğini ve buradan nasıl bir sonuca gitmek istediğini anlamaya çalışacağız. 3- Aşama: Kültürel Kaynakları Bir Araya Getirme:Derleme süreci de diyeceğimiz bu aşamada hedef kitle ya da coğrafyanın manevi dinamiklerinden süzülüp gelen anı, menkıbe, söylence gibi o toplumun hafızasında yer etmiş kaynakları toplayarak mevcut kitleye ulaşma sürecidir. Gerek örgüt liderinin camide işgal ettiği kürsüde siyer eksenli menkıbe ve anılara yer vererek hamasi tarihçilik üslubunu büyülüymüş gibi görünen bazı beyanlarla süsleyerek anlatıldığı ve örgüte bağlı kanallarda, toplantıların yapıldığı mahfillerde anlatıldığı aşamadır. Bu aşamada fazla tevile yer verilmemiş hatta Anadolu’da önemli bir kültürel ve ilmi faaliyet olan Risale-yi Nurlar da asli
hüviyeti etrafında başlangıçta ön plana çıkarılmaya çalışılmıştır. 1974’ten doksanlı yıllara kadar örgüt liderinin “vaazları” ele alındığında sanata, edebiyata hususiyle tiyatro, sinema, hikâye ve resme mesafeli bir duruşunun olduğunu söylemek bile çok iyi niyetli bir tespit olur. 4- Aşama: Kültürel Kaynakları Tevil Etme:Seksenli yılları kapsayan bu süreçte, yukarıda bahsi edilen kültürel kaynakların yavaş yavaş kendi bağlamlarından çıkarılarak tevile açık hale getirildiği görülmektedir. Her faaliyet meşru gösterecek bir menkıbenin yahut tarihi hadisenin tasnif edildiği kitapların yazıldığı/yazdırıldığı bir dönemden bahsediyoruz.Özellikle Gazavatname ve Siyer kaynaklı metinlerin ve konuşmaların hamasi (bir üslupla) bu örgütün atmosferine hakim olduğunu görürüz. Artık yavaş yavaş ilk aşamada da olsa da pek ön plana çıkmamış geçmişteki menkıbeler formatında rüya yorumlama bu
dönemde ciddi bir ivme kazanır.1 Artık geneli kapsayan temel manevi dinamikler bir topluluk enaniyetinin ve örgüt liderinin de teşvikinin sonucu olarak bu topluluğa yontulmaya çalışılır. Rüyalar, destanlar, şiirler, yakaza alemindekiler, yer ve gök artık sadece bu güruhu anlatır. Risale-yi Nur’da Mektubat’ta bahsedilen Hulusi isimli Nur talebesinin yanında ilerde bu eserler etrafında hizmet edeceği bahsedilen gencin kim olduğu tüm Nur talebelerince malumken bu güruhtan çok kişi o kişiyi 1 Bunun bir örneğini örgüt elebaşına ait Youtube’da dolaşan birisinin rüyasından yola çıkarak İslam aleminin içinde kurtarıcı misyonunun kendilerine biçildiğinin Hz. Peygamber tarafından söylendiği tevilli konuşması bu aşamaya uygun bir örnektir. hüviyeti
örgüt liderlerine atfederken örgüt liderinden herhangi bir yalanlama gelmez. Sükûtun ikrarı da bu aşamadaki tespitlerimizi doğrulamaktadır. 5- Aşama: Kültürel Kaynakları Tahrif Etme:Bu aşama doksanlı yıllarda yavaş yavaş kendini göstermekle beraber iki binli yılların başında hız kazanmıştır. Artık eldeki kaynaklar sadece, tabiri caizse fasonlarının üretiminde bir çıkış noktası olmakla birlikte özleri göz ardı edilmeye başlanmış.Örgüt, adam kazanmada kullandığı birinci aşama kaynaklarını yavaş yavaş bunları tahrif etmekle sadece kendine itaatkâr bir toplum oluşturma yoluna gitmiştir. Bunun en bariz örneği Suat Yıldırım tarafından yazılan Kuran meali ya da tefsiri etrafında kendini göstermiş bu durum önemli bir insan kaynağı sağlama aracı olarak görülen Risalelerin sadeleştirilmesi yoluyla tahrif edilerek eldeki insan kaynaklarını kendi menfaatleri etrafında fedaileştirme yoluna gidilmiştir. Bu örgüte bağlı sözde edebiyat dergisinin sloganı olan “Kendince edebiyat” tabiri edebiyatı ideolojisinin ya da öğretilerinin hizmetine verme gayretini açıklar niteliktedir.
6- Aşama: Kültürel Kaynakları Yok Etme: 15 Temmuz başarılı olsaydı. Ve istenilen düzen bu ülkede tesis edilseydi. Bu aşamada bir nevi birinci aşamaya dönülerek eldeki kullanışlı türler elde tutulmak kaydıyla hususiyle bireyin özgür düşünce ve his ufkunu geliştiren onu sorgulamaya iten edebiyat ve güzel sanatlar mümkün olduğunca toplumun ve bireyin hayatından çıkarılacaktı. Yukarıdaki aşamalarla her alanda ciddi bir tahrif ve tahribe meyyal bu tür post-modern girişimlere karşı birey olarak çok yönlü okumanın önemi saklı olmakla birlikte, kendi manevi dinamiklerimizden beslenen edebi ve sanatsal faaliyetlerdeki çeşitlilik teşvik edilmelidir. Bu girişimle kapısı aralanan bu tarz faaliyetlere sahip olduğu bilinen, Mutezile, Vahhabilik ve Marksizm karışımı söylemler ve girişimler içinde olduğu herkesin malumudur. Bu şekilde yapıların palazlanması ihtimaline karşı fiziki tedbirler alınırken, bu yapıların sözüm ona “realizm” eksenli edebiyat ve sanat karşıtı söylemlerine karşı Diyanet düzeyinde sanatı ve edebiyatı destekleyen açıklamalar önemlidir. Edebiyatın ve sanatın bir ideolojinin, mezhebin, lobinin, hatta bilimsel bir teorinin malı değil yalnızca bireye dönük yanı itibari ile bir estetik faaliyeti olduğu düşüncesinde estetik kaliteye sahip sanatçı ve ürünlerin değeri önemle sanat ve basın camiasında yer bulmalıdır.22 Bunları söylerken bir edebi eserin bu unsurlardan soyutlanmış olması gerektiğini söylemiyoruz. Ama edebiyat ve sanatın vazifesinin bu olmadığının önemine değiniyoruz.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

BİR MİLLET UYARIYOR / Şeref Akbaba
AYLARDAN TEMMUZ / Nurettin Durman
TEMMUZ ATEŞİ / Mustafa Özçelik
15 TEMMUZ DESTANI / Nurullah Genç
ÜLKEM / Recep Garip
Tümünü Göster