Delibahar -III-

151
Görüntüleme

Susmanın ve uzak durmanın gerekçeleri ortadan kalkmadıkça, kendime dair muhasebe ve murakabelerin ön plana çıkmayacağını bilmeni istiyorum. Bize öğretilen muhatabına sitem etmektense, kendi eksiklerini tamamlama cihetine gitmesiydi. Senin suskunluğun frenledikçe duygularımı, cümle kapısına taşıdıkça hafakanlarımı, bana dair söyleyeceklerimi erteliyor, sana dair sahifeler açıyorum. Kimi güz alışkanlıklarından kalma sarı yapraklar, kimi içimizi karartan puslu kış günlerinin nağmeleri… Martıları uçurmak adına denize attığımız ekmek kırıntılarının baharını ve mavisini sevdiğimiz yaz akşamlarının deniz sularını da bulandırarak.
Kalbimiz kara kutusu değil yakınmaların. Kardelen düşü kurar kara lekeleri barınmanın. Kalbî sevgi ve nefreti ortalamayı, bize doğu klasiklerine imzasını atan gönül mimarları öğrettiler.”Orta yolu tutunuz” emrinin insan karakterinde nasıl şekillendiğini, kendilerini anlatarak değil, kendilerinden öncekileri örnek göstererek işaret ettiler. Külfete ve mihnete mahal vermeden bir numune, bir kılavuz oldular. Kalbimizi çalmak, kalbimizi esir almak için olmadık yollara baş vuranlar sadece göz bebeklerimizle temasa geçenler değildi. İçimizde sinsi bir bekleyiş, sinsi bir cephe açışla zaman ve mekan fırsatı kollayan ve sırası gelince de bizi biz olmaktan çıkaran, rezil ve rüsva eden, bizi renk körü yapan habis duygularımızdı. İç özgürlük hevesine kapıldığında, özgür olduğunun farkında bile değildin. Eşyaya ve insana dair yönlendirmeler yaparak, insanı tabiatla özdeşleştirmek, fizik ötesini korku olarak sunmak ne kadar abesti. Kalbini arındırmayı beceren sen ve gözyaşı gecelerinde sesinde huzur arayan ben.Yıldızı kayan isyan, eline tutuşturduğu isyan alevinin güle dönüşüne de isyan ediyordu. Bana ikinci kez anlatmanı istediğim masalın kahramanı ise bir asalet örneğiydi. Tekrardan hoşlanmadığını bildiğim halde, bunu tekrar anlatmanı istememin sebebi buydu. Kendini kaybedenler bulmasını da öğrenmeliler, diye öğütler veriyordu.
Kokan tuz değil, ayrandı delibahar!
Aşk tutsaklıktır. Kendi zemininde kaymalara müsade etmez. Toprak kayması varsa, bir vâveyla çığ düşürüyorsa, bağlanmada sıkıntı var demektir. Bağlanma kördüğüm değil, ilmek atmaktır. Bağlanmanın öznesi verendir, ışık yakandır, yol açandır. Bağlanma ben hilâfına kayıtlar düşmektir. Bağlanma aşk zarfına ben hurufatını koymamaktır. Bağlanma aşk-ı memnudur. Bağlanma zaman ve mekan ötesi bir duruş ve yürüyüştür. Bağlanma eksileri artıya hamledip, yanlışları doğruya kalbetmedir. Bağlanma gözdağı değil, göz nurudur. Bağlanma odunun bile eğrisinin taşınamadığı bir ruh haline bürünmedir. Bağlanma süzülmektir, büzülmek değildir. Bağlanma susmanın en ala konuşmasıdır. Bağlanma tamlayandır, tamlanan değildir. Bağlanma iklim ötesi bir mekan inşasıdır. Bağlanma bağışlamadır, barınmadır. Bağlanma kalbi ve gaybi teslimiyetle hicrettir.
Sende Muhammedi olan ne var ki, benden Ebubekir olmamı istiyorsun?

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Na-Nay-ve-Ney / Muhittin Fırıncı
Pinhan / Edib Aykut Çiçekli
Kahroldum Sessizce / Mustafa Küçüktepe
Lütfi Şen İle Söyleşi / Feyza Bayındır
M. Ragıp Karcı Beni Yazamaz / Metin Önal Mengüşoğlu
Tümünü Göster