Çocuklar da Duydu

180
Görüntüleme

Kenarında kırmızı noktayla canlandırılan bir şark filmiydi bu. Ekranın butonuna kimin bastığını anlayamayan baba, devasa ekranını kapatamadığı için dünyanın, çocuğun gözlerini kapadı zayıflamış elleriyle. O kadar zayıftı ki parmakları, her şey görünüyordu aralarından. Çocuk her şeyi gördü. Kırmızının moda olduğu bir se­zonda dünyaya geldi çünkü çocuk. Kabanların, şapkaların, rujların, saçların kırmızıya bezendiği, büyüklerin çocuklardan ayrılmaksızın kırmızı giydiği bu sezonda dünya kırmızıya boyanmıştı. Half Life oyunundakinden daha canlıydı renkler. Ve bir mantar tabancasının sesinden daha baskındı çıkan gümbürtü. Çocuk her şeyi gördü. Alev topları yağıyordu yere, yüzlerce ateşböceği kapladı sanki göğü, aydınlandı gece. Çocuk gün dö­nüyor sandı.
Sezon rengi kahveye döndüğünde, çantalar, pantolonlar, saçlar, allıklar kahveye boyandı. Önceleri parlayarak yanan her şey kahverengi bir dumanla çöktü evlerin üzerine. Çocuğun içini bastırdı kahverengi bir barut ko­kusu. Yaşıtlarının tenlerine dahi toprak rengi hakimdi. Çocuk her şeyi gördü. Ebruliye değmeyen modern çiz­gisiyle tüm dünya, yağmur yerine, gökten kurşun yağan bir yer parçasında, çocuğun iki çatal sapanı arasına girdi. Dünyanın en akıllı mikroçipine küçücük bir iris aralığından kaydolundu her şey. Sonra hiçbir masal gire­medi hayalleri arasına. Çocuk uykusu bölündü öyle bir karanlık aralıkta. Aralıktan gelen; öcüler kadar bile se­vimli olmayan, edilen bir değil binden fazla şahitlikti. Ve uyanılamayacak bir kabusun içinde olabilmek kadar bile organize edilemeyecek büyüklükteydi. Koca bir uçan balonla göğe salınıverilemez, onu patlatır ve çıkan, uçuşan renksiz küçük canavarlar ölülere ölüm katar, gerçek olan her şey gibi. Çocuk gördü! Gökyüzünden geçen uçakların, peşinden koşup, en uzaktaki akrabalara selam göndermesi tembih edilerek el sallanmaz ar­kalarından uzun uzun. Uçak bu, birden arkası açılıverip, kocaman bir bomba bırakıverir evlerin üzerine. Kanın kesik bir yaradan ne kadar akabileceğini bilir çocuk. Anne öpse bile kapanmayacak yaralar vardır. Yaralar ço­ğalırsa ölünür. Çok küçük olmak ölmeye mani değildir. Çok küçük olmanın her şeyi görmeye mani olmadığı gibi.
Buzullar erirse dünya sular altında kalacak, çocuklar da. Güneş patlayacak ve yanacak her şey. Büyükler böy­le yemeğe devam ederse bir gün gelecek dünyada yenecek hiçbir şey kalmayacak. Çocuk her şeyi gördü. Ve ettiği bunca şahitlikten sonra, istedi ki, kopsun inceldiği yerden, her şey kopsun. İsrail-Filistin sınırı, Güneş’le Dünya’nın ipi, kan-revan bombaların fitili. Kopsun da; hep denilen şu dünyanın çivisi çıksın artık, dünya pa­ramparça olsun. Birbirine düşman olan her şey, ayrı parçasında kalsın dünyanın. Bir daha gürültü olmasın. Sessizlik olsun istedi. Kulaklarını tıkamak, bu gürültüyü eğlenceye çevirmek için avuç içleriyle kulağına kesik kesik basınç yapmak zorunda kalmasın.

Çocuk her şeyi gördü. Modernler ve gelenekçiler tarz kavgası yapmak için, birbirlerine mutfak kapısını gös­terirken oldu hepsi. Çocuk her şeyi duydu.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Sadettin Ökten İle Ropörtaj / İhsan Aktaş & Hasan Taşcı
Okur Olmak / Abdullah Yıldırım
Mülteci / Ahmet Savaş
Gurubda Doğmak / Hasan Tiyek
Milat / M. Ali Garip
Tümünü Göster