GİRDİNİZ YA KAPIDAN

179
Görüntüleme

Girdiniz ya kapıdan, geçtiniz ya bu eşikten, çevirip açtınız ya bir kitabın veya bir derginin kapağını daha; öyleyse girmeden evvelki, geçmeden evvelki, açmadan evvelki gibi kalmayacaksınız demektir bu. Bütün bu küçücükmüş gibi görünen geçişler yeniliğe adım atmaktır. Yenileneceksiniz. Kiminizde inşa, kiminizde restorasyon, kiminizde dekor ve tezyin olacak bu.
Varmak ilk adımla, bilmek bir harfle mi başlar? Öyle. Yine de olmak, bir yetkinliğe ulaşabilmek, ah evet o zor. Dur durak bilmediğinden, sonu olmadığından zor. Yollarda bıraktığından, bir mukimin rahatlığından, güveninden yoksun bıraktığından zor. Gafleti ürküttüğünden ve bütün atların doludizgin gidişini gördüğünden zor. Yıldızların yolda, güneşin yolda, bulutların yolda, gündüzün gecenin yolda, dünyanın yolda olduğunu ve onun içindeki kendisinin de yolda olduğunu gördüğünden zor. Bu durumu bilmek zor, görmek daha zor, yaşamak çok daha zor. Yani öncekilerin deyişiyle ilmelyakin, aynelyakin, hakkalyakin derecesinde bir yaşamak ki bu, zor.
Bulmuyorsanız kendinizi yollarda veya yolda hissetmiyorsanız, yolun meşakkatini, sıkıntısını çekmiyorsanız; düşünceniz, ıstırabınız yoksa yetkinliğe doğru yürümüyorsunuz. Zor dediklerim, ‘olmanın’ ıstırabından başka bir şey değil. Her teşekkül ve oluşumun sıkıntısı ve sancısı vardır. Bunu, böyle olduğu gibi kabulleniş lazım ve akabinde de sabır. Yoksa olmuyorsunuz. Olmak ölmektir, demişler ya… Her halükârda ölüyorsunuz da fakat olmuyorsunuz. Çünkü ölümden kaçış yok, her an yetkinliğe doğru yürüseniz de, yürümeseniz de ölüyorsunuz. Olmadan ölüyorsunuz. Oysa ölmek çökerek değil de, yenilenerek ölmektir olmak. Eskiyi eski bırakmayıp yenileyerek, yenilenerek olmak.
Aynaya bakacaksınız yenisiniz. Hayır, yüzünüz, gözünüz değişmiş değil. Onları sizin okuyuşunuz ve onların okudukları değişmiş. Siz yüzünüzü farklı okuyorsunuz şimdi, gözleriniz de karşınızdakini daha farklı, yani müspet okuyor. Daha fazla kaldıkça kendinizle ve tanıdıkça kendinizi, şimdiye kadar sizde olanları yeni yeni keşfedip durdukça, yepyeni olduğunuzun ve orjinalliğinizin farkına varıyorsunuz. Keşiflerinizle dünyanızda gezinip durdukça kendinize ait yığınla izlenimler ediniyorsunuz. Sır sandıklarınıza, karanlık, gölgeli sandıklarınıza yer yer gün ışığı düşüyor artık. Zannettiklerinizin bir kısmında zannı bırakıp kesin veriye ve bilgiye ulaşıyorsunuz. Meçhuller, muammalar bile derinleşiyor. Artık daha derinlerde arıyorsunuz. Belki de daha üzerinden çok zaman geçmedi, şu güzergâhtan yola çıkmıştınız. Hatırlıyorsunuz dün gibi, ama dünkü yerde değilsiniz bugün. Geçip gitmiş olanların, kiminin eskitip kiminin eskitemeden geçip gittiği bu yol sizin için yeni. Belki çok çok yeni. Ama sonradan yolu yenileyecek olanda sizsiniz.
Sesinizi duyuyor musunuz, yeni. Sesinize ilk defa böyle derinden kulak verip yüreğinizle, aklınızla dinlediğinizden yeni. Sesiniz yepyeni evet. Sıcak, samimi, dokunaklı… Önceden de böyle miydi? Değil miydi? Siz yine önceki sizsiniz ama kendinizi dinler olduktan sonra size bir şeyler oldu. Kendinizi duyar olunca ne olduğunuzu, kim olduğunuzu, ne olabileceğinizi anlamaya başladınız. Belki de katı kuralları olan ve ‘ben değişmem’ diyen biriydiniz ve artık değişebileceğinize de inandınız. Yeniden olabileceğinize inandınız. Çünkü inanmazsanız değişmezsiniz.
Sözünüzü duydunuz, yeniydi. Müsamahanın dili olmuştu diliniz. Kınayan, ayıplayan, kıran değildiniz. Yunus’un sözünü duyuyordunuz: “Bu cihan cehennemini sekiz uçmağ ede bir söz’’ diyordu. Bir sözün cehennemi cennete çevireceğinizi görüyordunuz. “Key sakın o şeh katından seni ırağ ede bir söz’’ ü duyuyordunuz. Bu söz içinizi yakabilirdi, söz söylemekten korkuyordunuz. Yepyeni naif, nazik sözler arıyordunuz.Gözlerinizi gördünüz, yeniydi. Bir insanın ne çok sayıda insan olabildiğini görüyordunuz. Kapılardan girdikçe, eşiklerden geçtikçe, kitapların sayfalarını çevirdikçe görüyordunuz.Şimdi bu derginin kapağını çevirip bu yazıyı okudunuz ya, okumadan önceki siz değilsiniz artık, istersiniz biraz durun düşünün. Okumadan önce bu yazıyı, böyle mi düşünüyordunuz?Bir kapıdan geçtiniz ve bir eşikten, olmak için bir adım attınız. Öyleyse durmayın, yetkinliğe doğru diğer adımları da atın.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

GİRDİNİZ YA KAPIDAN / Ay Vakti
KENDİ İSMİNE BAKABİLEN İNSAN / Semra Saraç
SAKLI MEKTUPLAR LXXI / Şiraze
NECİP FAZIL’A MUHABBETİN BEDELİ / Muhsin İlyas Subaşı
YİTİK CENNET’İN PEŞİNDE: MEHMET AKİF İNAN... / Abdullah Arif İnan
Tümünü Göster