DÜŞÜNCEDE YAŞAYAN

201
Görüntüleme

Şu yazdığım esnadaki zamanı düşünüyorum. Bir de yazmadan sadece düşündüğüm an’lardaki zamanı. Her şey içimizde, düşüncede olup bitiyorsa bir yerde yalnız başıma oturduğum ve biraz da hayattan uzak göründüğüm bu anda, hayatın içinde aktif olan diğer insanlardan daha mı fazla hayata yakın oluyorum?
Her şeyi nasıl düşlüyor, düşünüyorsam öyle. Düşündüğüm, düşlediğim gibi. Farkında olduğum kadar.
Bir şiiri hayal ediyorum daha bir gerçek oluyor. İçimdekini yaşıyormuşum gibi oluyor. Yok, ben onu zihnimde yazmayı falan tasarlamıyorum. Önceden, başka bir şair tarafından yazılmış o. Ben yalnız şiiri okurken onu hayalinde yaşıyorum. Şöyle mısra mısra ya da bütünü tek mısra… Çok güçlü bir gerçekliği oluyor o zaman. Şiiri okumadan önceki gerçekliğimi kaybediyorum bir ara. Kendim ya da yaşadıklarım nerede? Tuhaf, bulunduğum yerle hiç alakası olmayan şeyler yaşadıklarım. Ne bulunduğum odayla alakası var yaşadıklarımın, ne içinde bulunduğum zamanla, ne de bana dışarıdan bakanın gördüğü ben’le. Neredeyim, nasılım ve bu oda ne?  Aynaya baksam göreceğim kim?  Kim, diye soracağım için mi bakmıyorum? Bakmadan da sormuyor muyum sanki? Ayna diye isimlendirilmemiş başka aynalara mı bakıyorum? Nereden buluyorum onları? Onlar mı karşıma çıkıyorlar? “Destek, istidadı olana gönderilir’’ diye bir söz hatırlıyorum.
Bazen, ne alakasız her şey birbiriyle. Yine de her şey birbiriyle çok fazla alakadarmış gibi muntazaman yol alıyor. Ve bu, düşününce pek de anlaşılmaz olan yolun ismi hayat oluyor. Yaşadığını, yaşamak istediğini düşünen de insan oluyor. Düşündüğünü düşünen de. Düşününce, gördüğün hiçbir şey gördüğün gibi kalmıyor. Ya iyice güç anlaşılır kompleks bir yapı ya da göründüğünden çok daha basit bir şey kalıyor. “Bu mu’’ diyorsun o zaman? Ya onun için çok şeylerden vazgeçmişsen, ya onun için bir ömür harcamışsan? “Bunun  için mi’’ diyorsun? Neyi irdeler gibi düşünsen bildiğin anlamını yitireceksin, korkuyorsun.  Önceden sevip değer verdiğin şeyler, önceden bildiğin gibi kalsın istediğinden korkuyorsun. Ama yine de bilmek ve düşünmek istemekten vazgeçemiyorsun. Kaçacak kadar korkak olamıyorsun. Oysa ne güzel yetiyor şu görünen diyecektim ama, yetseydi düşünür müydün?
Kendinden çekmek,  düşündüklerinden… Kendinden başka her şeye imrenebilir, bilmemeye, kendini bilmemeye imrenebilirsin. Ve korkarsın aynı zamanda bilmemekten. Bu ancak önceden olabilirdi, hiç bilmeden. Bu aşamadan sonra olmazdı. Gördükten sonra görülmemiş olmazdı. Duyduktan sonra duyulmamış olmazdı. Tanıdıktan sonra, inandıktan sonra, sevdikten sonra, düşündükten sonra; tanımamış, inanmamış, sevmemiş, düşünmemiş olmazdı. Bir kerecik olan, hiç olmamış gibi olmazdı.
Korkarsın bilmemekten, düşünememekten…  Hakikati, hakikat diye görememekten korkarsın. Bir düşü, düş olarak bilmemekten korkarsın. Yolundaki engelin kendin oluğunu bilmemekten… İnsan düşünce miydi? Bir düşüncenin, bu düşüncenin hayali miydi yaşananlar? İnsan denen düşünceyi, düşününce korkarsın.
Ne iş! Bilmeyip korkacaksın, bilip korkacaksın. Düşününce, dünyada imrenecek bir şey yoktu. Hiçbir şey yoktu. Şu olmak, bu olmak hepsi gülünç ve anlamsız şeylerdi. “Neye yarar’’ derdin sonunda, “neden’’ derdin sonunda?
Kendi tercihlerimden ve hayallerimden mi uzaklaştım? Evet, düşündüklerimden uzaklaşmam, birdenbire düşüncelerin boşluğuna düşürdü beni ve her şeyi bomboş gösterdi. Gerçekliğimi kaybetmem, görünen gerçeği de kaybettirdi. Şimdi bu kadar boş görünse de biraz sonra böyle olmayacak, bu hal geçip gidecek biliyorum. Unutur gibi alışacağım görünene, böyle olmayacak. Ama arada bir (o arada ne olduğunu da bilmiyorum) yine düşüneceğim, yine boşluğunu göreceğim her şeyin, sonra yine gelip geçecek. Sonra yine…
Şu yazdığım esnadaki zamanı düşünüyorum. Ya da yazmadan düşündüğüm anlardaki zamanı. (Onlar öyle vakitler ki yakaladığım, yaşadığım an’ların toplamı. Diğerlerini kaçırmış gibiyim, yaşamamış gibiyim.) Düşündüğüm esnada çok mu zaman yitirmişim? Yitirdiğim o zamandır bana kalan.  Ve benim olmuş olan belki de yalnız o zamanlardır.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

DÜŞÜNCEDE YAŞAYAN / Ay Vakti
SAKLI MEKTUPLAR LXXV / Şiraze
İKİRCİK / Necmettin Evci
İMGELERLE YAŞAMAK / Recep Garip
AŞIK VEYSEL’İN “KARA TOPRAK” Şİİ... / Mustafa Özçelik
Tümünü Göster