LABİRENT

151
Görüntüleme

-Arada aradığının farkında olmak gerekir.
Çizgiyi aşanlardan biriydi. Hak talep etmesi gerekenlerden… İstediği şeyi bilmeden koştu.
Saygısızca ve yalnızca.
Duygusuzca ve korkusuzca.
Dağlayıcı dağın kıyısından yeni kurtulmuştu.
Önünde bir dağ vardı.
Buda’nın tasvirinden biriydi o dağ.
Yasak… Ulaşmak yasaktı ona.
Düşüncelerinden oluşan bir fısıltı gibi tattığı o karmaşayı hiç bırakamadı.
Duydukları iniltilerinden sadece bir demetti.
Yalnızdı, kimse yoktu yanında.
Fikir kavgasından sağ çıkan olamazdı.
Hep beklemişti. Keşke erişebilseydi.
Bir labirentin içindeydi.
Çıkış kapısı saklıydı.
Onu bulması lazımdı.
Neredeydi?
Bir “.” çivisi kadardı beyni.
Beyninin içinde kaybolmuştu.
Bir fısıltı kadar uzaktı aslında varacağı yere.
Çıkış yolunu bulamamaktan şikayetçiydi.
Şikayetini nereye arz edecekti?
Kendisinden başka kimse yoktu bu labirentin içinde.
Seslendi: “Kimse var mı?”
Yankılandı sesi:” Var, var, var…”
Bir o tarafa gitti.
Bir şu  taraf gitti.
Bir bu tarafa gitti.
Seslendi: “ Kimse…”
“Se.. Se.. Se…”
Sağa döndü olmadı.
Sola döndü olmadı.
Duygusuzca yazdığı o mektubu hatırladı. Bırakıp gitmişti sevgilisini.
Ama mutluydu.
Şimdi ise bu labirentin içinde kaybolmuştu.
Yaşadığı ne varsa hepsi önünde dağ gibi Buda heykelinin sunak gibi önündeydi.
Heykele ulaşmak için çabalaması gerekiyordu.
Bir satranç oyunuydu her adımı.
Adım atmadan önce iyice düşünmesi gerekiyordu.
İlkokuldan itibaren problem çözmeyi biliyordu. Bu da bir problemdi.
Kolaydan zora olsaydı belki daha iyi çözecekti.
Adımlarını sıklaştırdı.
Hızlıca çözmeye çalıştı.
Denedi.
Uğraştı.
Çabaladı.
İşin içinden çıkamadı.
Aradığı bir çıkış kapısıydı.
Her yolu denedi.
Nefes nefese kalmıştı.
Olduğu yerde yığıldı kaldı.
Beyin bölgesinden sinyal geldi.
Bir hastanede yatakta öylece yatıyordu.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

DÜŞÜNCEDE YAŞAYAN / Ay Vakti
SAKLI MEKTUPLAR LXXV / Şiraze
İKİRCİK / Necmettin Evci
İMGELERLE YAŞAMAK / Recep Garip
AŞIK VEYSEL’İN “KARA TOPRAK” Şİİ... / Mustafa Özçelik
Tümünü Göster