SAKLI MEKTUPLAR LXXVI

209
Görüntüleme

‘sokak lambası yazıları’ vardı müsvedde diye karaladığım
içine çıkın çıkın anı sığdırmışım Şirâze
ve unutmuşum rafların birinde
şaşırdım
hayret ki ben de unutabiliyormuşum.
başka bir yola saptım yaklaşık iki yıl önce
batı’ya doğru başlayan belirsiz bir ilgi besleyerek
şaşırdım
batı’nın batısına ilerledikçe Şirâze
kendimi doğu’da buldum.
susmuyor beynimin içindeki vızıltı, tarihimden notlar düşerek
Thule’nin sırları gibi çekiştiriyor eteğimden geçmişe doğru
şaşırdım
her yerde karşıma çıkan sembollerin benzerliğini bile
umursamaya yok niyetim.
Ege’nin kıyısından bir balıkçı teknesiyle aldılar beni
çocukluğumdan kalma bir ilgi Rum illerine, antikitenin içlerine
şaşırdım
toprağın rengi aynı, kokusu aynı, karşılayan beni aynı zeytin ağaçları
yine o tanıdık his, sanki buralarda bir yerde ben önceden de vardım.
kızımın saçlarını, oğlumun nahif yanlarını inceliyorum, kendimden parçalar arar gibi
birinde Moğol katılığı, ötekinde Moldovan kararsızlığı;
izliyorum öyle; önüne geçemediğim merakla, bazen sabırsızlıkla, telâşla
nedir ki gelecekten nasipleri ve nerelerden geçecek kader çizgileri?
daha da önemlisi ben Şirâze,
sahnelediğim oyunun bir parçası olarak bırakabilecek miyim onları?
‘dokunma’ diyorum işte ısrarla, yere düşen parçalara, bırak kalsın ‘anı’ diye
‘değiştirme’ diyorum ilgilerini ve bırak özgürce şekillensin dolu dizgin ümitleri
sen önce kendi çelişkilerinden kurtul, at üzerinden sana ait olmayan yükleri
ve incel incelebildiğin kadar Şirâze, zamanı geldiğinde kopabilmek için sessiz
kimse kalmamış çamların altında bana yakın
dedemin baston sesi, annemin adını koyamadığım öfkesi sadece bir yankı şimdi
yarınsız çocuklar boğulacak deniz arıyorken benim toprağımda
ben kızımın saçlarını, oğlumun nahif yanlarını inceliyorum benden değillermiş gibi
‘ne olacaksa olsun’ diyorum Şirâze, olsun olup olacaklar ve dinsin bu sancı
kendi kendimleyim iki hecem; yazıyorum çiziyorum, ölçüp biçiyorum yıllardır
elde var sıfır!
kızım uzun saçlarını, oğlum bilmediği nahif yanlarını alarak uzaklaşıyor
‘ben’ diyorum, ‘ben’ Şirâze;‘yirmi yılı ne için heba etmişim göçebe bir hayatın içinde?’
olsaydı Gazzâlî medrese hocam, Franz Passow düşün dilim, Steve Hanks realistik yanım
yavaşlatabilirdim belki akıl-his arasındaki limiti yüksek gel-git’leri
o yüzden işte, azimli bir başlık atıyorum bu Eylül için:
feminine psikoloji ve akıl sağlığım
Şirâzem,
bir sana göçebilsem!

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

DUA / Mehmet Akif Ersoy
SAKLI MEKTUPLAR LXXVI / Şiraze
NE DİYEBİLİRİM Kİ SANA? / Semra Saraç
GELECEK ZAMAN ŞİİRİ / Nurettin Durman
GÖLGE / Mustafa Özçelik
Tümünü Göster