BİLİRİM SENİ YALAN DÜNYASIN

75
Görüntüleme

22 Ağustos 2015
Bir emr-i ilahinin, bir derin hüznün, bir acı haberin sarsıntıları.
Perde kapanıyor.
Öncesinde sayıyorduk.
Şimdi, sezon finali.
“Her canlı ölümü tadacaktır” ayeti, her ölüm haberinden sonra irkilmelere, kendine gelmelere vesile olsa da, sonrasında gaflet örtüsüne bürünmekten hâli olamıyor insan. Nisyan ile malül diyoruz ya…
Ve
Bir “Vakıf İnsan”ı daha bugün dualarla ahirete, ebedi istirahatgâhına yolcu ediyoruz.
Bu tabir ne kadar da yakışıyor ona.
“Vakıf İnsan”
“Şefkat ü merhamette güneş gibi ol!
Başkalarının kusurlarını örtmede gece gibi ol!
Sehavet ü cömertlikte akarsu gibi ol!
Hiddet ü asabiyette ölü gibi ol!
Tevazu ve mahviyette toprak gibi ol!
Olduğun gibi görün, göründüğün gibi ol!”
Karakter olarak Mevlana’nın ol dediği gibiydi.
                              ***
Sabır timsaliydi.
Tahammül ettiği şeyler, bir insanın tahammül sınırlarını çoğu kez aşardı. Bu karakterler için de Peygamberimizin müjdesi vardı. Resûlullah (sav) şöyle buyurdu: “İnsanlarla bir arada yaşayan ve onların eziyetlerine sabreden mümin, insanlarla bir arada yaşamayan ve onların eziyetlerine sabretmeyen müminden daha büyük ecre nail olur.”
O, ecre nail olanlardandı.
Yıllarca aile ile yaşayan kız kardeşine vefatına kadar kırmadan, üzmeden hizmet etmiş, Allah’ın rızasını kazanmıştı.
Yakın ailenin küçük- büyük sevgisine mazhar olmuştu.
Cömert bir insandı ve bu yönüyle de insanlara örnek olmuştu. Nitekim Peygamberimiz: “ Cömert, Allah’a yakın, cennete yakın, insanlara yakın, ama cehennemden uzaktır. Cimri ise Allah’tan uzak, cennetten uzak, insanlardan uzak, ama cehenneme yakındır. Cömert cahil, Yüce Allah katında cimri âbidden daha sevimlidir.”
Yaşadığı muhitte sevilen bir insandı.
Komşuların itibar ettiği, hürmet ettiği bir mümindi. Onlarla kendisine ait olanı paylaşmada mahirdi.  Efendimiz : “Allahiçin sizden bir şey isteyene verin, sizi davet edene icabet edin, size hediye verenekarşılık verin. Karşılık verecek bir şey bulamazsanız, onun için dua edin.” buyuruyor.
O da öyle yapardı. 
                               ***
“Vakıf İnsan” demiştik ya.
Hangi yoksula yardım edecek.
Hangi darda kalmışın darlığını giderecek.
İhtiyacı olanın hacetini temin edecek.
Acısı olanın acısını, hasta olanın hüznünü, bir musibete duçar olanın ümitsizliğini paylaşacak.
“Veren el alan elden üstündür” Peygamber sözünü kendine şiar edinip, bu minval üzere hayatını, vefatına kadar devam ettirecek.
Yıllarca Almanya’da gurbeti yaşamış, her izine geldiğinde yakın ve uzak akraba ve dostlarını ihmal etmemiş bir hükmü şahsiyet. 
Hasbilik bu olsa gerek.
Resûlullah (sav) şöyle buyurmuştur:
“Kim Allah için sever, Allah için nefret eder, Allah için verir,Allah için (kötülüklere) engel olursa, imanını kemale erdirmiş olur.” Yine buyuruyor:“Adamın biri, başka bir köyde yaşayankardeşini ziyaret etmek için bir gün evinden çıktı, yola koyuldu. Derken Yüce Allahonun yoluna bir melek çıkardı. Melek, ‘Nereye gidiyorsun?’ diye sordu. Adam,‘Falancayı ziyarete.’ diye cevapladı. Melek, ‘Yakının olduğu için mi?’ diye sordu.Adam, ‘Hayır.’ deyince, melek, ‘Peki, ona bir iyilik borcun mu var?’ diye sordu.
Adam yine, ‘Hayır.’ dedi. Melek, ‘O hâlde ona niye gidiyorsun?’ diye sorunca
adam, ‘Ben onu, izzet ve celâl sahibi Allah için seviyorum da ondan.’” diye cevap
verdi. Bunun üzerine melek şöyle dedi: ‘Ben, o kişiyi Allah için sevmenden dolayı,
izzet ve celâl sahibi Allah’ın da seni sevdiğini (bildirmek üzere) Allah’ın (cc)
(gönderdiği) bir elçisiyim.” 
                                      ***
Almanya’da işçi olarak çalışırken, rahmetli babamla kaldıkları lojmanın bir bölümünü mescit yapıp, orada yaşayanların ve kendi yaşamlarının merkezini oluşturmuş, İslam yaşantısından ödün vermemişlerdi.
Almanya dönüşü ikamet ettiği mahallede yapılan caminin arsası temin edildiği gün itibariyle hizmete başlamış, cami tamamlanınca da, emri hak vaki olmuş, musallası henüz yapılmayan Ebubekir Sıddık Camii’nde ilk erkek cenaze namazının kılınması da ona nasip olmuştu.
Cami elbette önemlidir. Camiye hizmet etmek üstün bir vasıftır.
Tevbe sûresinin  Allah Teâlâ şöyle buyurmuştur: “Allah’ın mescitlerini ancak Allah’a ve âhiret gününe iman eden, namazı dosdoğru kılan, zekâtı veren ve Allah’tan başkasından korkmayan kimseler imar ederler. İşte doğru yola ermişlerden olmaları umulanlar bunlardır.”
Osman b. Affân,  “Ben Allah Resulünü (s), ‘Her kim Allah için bir mescit
bina ederse, Allah ona cennette bu mescidin benzeri (bir köşk) bina eder.’
buyururken işittim.” demiştir.
 Bu ayet ve hadis meramı ne güzel ifade ediyor. 
                              ***
“Vakıf İnsan” Hacı Vahit, benim amcam.
İstanbul’da,  hizmet ettiği camide namazını kıldıktan sonra, talebi üzerine Erzurum’da, Ömertepe köyünde, kardeşlerinin yanına defnettik.
Ne demiş derviş Yunus:
Kaçan kurtulsa kuş kurtulaydı,
Şahin kanadın kıran dünyasın.”
 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

DUA / Mehmet Akif Ersoy
SAKLI MEKTUPLAR LXXVI / Şiraze
NE DİYEBİLİRİM Kİ SANA? / Semra Saraç
GELECEK ZAMAN ŞİİRİ / Nurettin Durman
GÖLGE / Mustafa Özçelik
Tümünü Göster