ŞİİRDE HASBİLİK

301
Görüntüleme

Şiir fazlalıklardan hoşlanmaz. Ayrıntılardan, bağlaçlardan hiç hazzetmez. Şiir kendi dilini kendisi buldurur insana. Şirin şiirsel gücü birazda seçtiğimiz kelimelere bağlıdır. Topladığımız kelimelerden en uygun olanları bularak öne çıkması gerekeni tercih etme sanatıdır.
Eğer yazdığımız herhangi bir mısrada fazlalık diye düşündüğümüz kelimeleri atmıyorsak, atamıyorsak ve onu hissettiğimiz halde bunu gerçekleştirmiyorsak hem şiire, hem de kendimize kıyıyoruz demektir.
Şiir, kelimeler içinde has kelimelere ulaşma sanatıdır. Has düşünceyi buldukça kelimelere sindirerek emdirerek, besleyerek şiiri bulma, örme melekesidir. Bu melekeye ulaşmak için iyi birer bahçıvan olmak lazım gelir. İyi bahçıvan, fideleri ve tohumları hangi mevsimde ekeceğini,  ağaçları nereden ve nasıl budayacağını, ne vakit sulayacağını, gübreleyeceğini bilen insandır. Şiir de böyledir. Şairin şiire yürümesi böyle bir erdemi, böyle bir öz veriyi ve böyle bir çabayı gerektirir.
Şimdi şiire dönüp bakalım;
Yazdığımız iki mısradan itibaren şiirselliği mevcut mudur?
Musikisi var mıdır?
Resmi içinde barındırıyor mu?
İçindeki her bir kelime yerli yerinde midir? Yoksa atabileceğimiz kelimeyi attıktan sonra da mısra bize mısralık yapabiliyor mu?
Eğer kelimeleri attıkça daha da belirginleşiyorsa işte şiir oradadır. Yeni kelimeye ihtiyacı varsa onu arayıp bulmak da bizim işimizdir. Şiirde çaba ve gayret kişinin kendisiyle ilgilenmesinden başka bir şey değildir. Şöyle söylesek bir kızın, hanım efendinin kendisiyle meşgul olması, güzelleşme çabası, makyajı, cilası boyası, kokusu, allığı adı her neyse onların tamamı dışarıya hazır hale gelme, beğenilme çabası değil midir? Öyledir. Şairin, şiiri için de aynı uğraşa ihtiyacı vardır. Bunu yaptığı takdirde şiir kendisini bize ikram edecektir. O vakit taburede de, sandalyede de, balıkçı barınağında da, deniz kıyısında da çay içebilir kahve faslı yapılabilir.
Şiir konuşulabilir, edebiyat oturumları, muhabbetleri kana da cana da iyi gelir. Aşkın sözcüsü ve özgürlüğün de ifadesi olabilir.
Şiir, denizde inci arama melekesidir. Denizin kızını bulabilmektir. Şairin bu koşuda ki ısrarı, sabrı, tahammülü ne kadarsa, şiiri de o kadardır. Üzerinde emek vermediğimiz hiçbir eylemin bereketi olmaz. Bereket, üzerinde harcanan zaman, değer, emek kadardır. Edebiyat okumaları, biraz da özel ihtimam ister. Son dönemlerde ki ucuz ifadelerin, ucuz politikaların ve ucuz lafazanlıkların şiiri yaraladığını ve “şairim’’diye ortada dolaşanların böyle bir furyayla kendilerini de avuttuklarını ifade edebiliriz. Şair her hangi bir ödül peşinde değildir, bir aferin için çaba harcamaz. Harcadığı zamanın çetelesini de tutmaz. O bilir ki bu yaptığı eylem insanlık âlemi için kutlu bir eylemdir. Kutlu olan her eylemde metafizik bir atmosferin, bir akımın da irtibatlı olduğunu da söylemeliyiz.
Okumaların, kişiye kişilik kazandırdığını, kimlik verdiğini, onu daha dikkatli ve titiz olmaya çağırdığını, idrakini yükselttiğini, izanını artırdığını bu nedenledir ki kaleminde ki suyun soylulaştığını, vasıflandığını, kıymetlendiğini, sözün düzgün ve özlü kullanılmasında maharetler kazandığını da görürüz.
Oku kitabı.
Kitabı oku.
Oku.
Kitap.
Meselemiz, kendimizde bulunan değerin farkına varmak, değerleri görebilmektir. Değerin artması, kendi uğraşımıza, çabamıza, sabrımıza da bağlıdır.
Şiir, bütün bu olan bitenden mutlaka nasibini alarak saf sudan, saf yünden, saf sütten ve saf ilhamdan beslenerek insana yürür. İnsana yürüyen şiir büyür, büyüdükçe de büyütür.
Şiirin dünyasına girmek için, her şeyin bir emanet olduğunu bilerek kelimelere yaslanmak gereklidir. Kelimelerle dostluğu olmayanın dilindeki şiir, tumturaklı sözcüklerden ibarettir. Bu nedenledir ki okuma eylemi en ciddi buyruktur ve ilk olarak insana “OKU” denilmiştir.
Sahici olan, doğal olan sözcük eğer bulunursa o şiirdir. Şair ise burada ona elbise giydirendir vesselam.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

BİLMEDİĞİNİ BİLMEK YA DA NAHŞEP KUYUSU / Ay Vakti
ŞİİRDE HASBİLİK / Recep Garip
BUGÜN NEYİ ARIYORSAN / Semra Saraç
MİSK / Semra Saraç
TUFAN / Mustafa Özçelik
Tümünü Göster