BİRİ İKİ GÖRMEK

183
Görüntüleme

Bazen bir çıkış arıyorum her şeyden. Şu evin kapısından çıkıp gider gibi bir çıkış. Beni tamamen evden kurtaracak bir çıkış. Hayır, hayır, evden uzaklaşmak istediğimi falan sanmayın. Çünkü ne kendimin yanında, ne de dünyanın içinde bir yer aramıyorum. Ben şu evden çıkmak hatta odadan çıkmak kolaylığında dünyadan çıkmak istiyorum. Kendimden çıkıp gitmek istiyorum. Aklımdan ya da… Ya da insandan… (İnsandan çıkıp gidersem yine insandan başka bir şey olmayı kabul edemem ama…)  Sanki bir an önce hiçliği terk etmek istermişim gibi bu. Hiçliğe bakan yüzünden çıkıp gitmek istiyorum her şeyin. Çıkıp gitmek istiyorum insanın ya da dünyanın hiçliğini duymayacağım bir yere. Ne acımak, ne acınmak istemeyişimden… Kendimi ve insanı duymayacağım bir yere gitmek istiyorum. Şu kapıyı açsam öte dünya bu kadar yakında olsa oraya geçsem. Hani o kadar uzak değil bir nefeslik yoldu. Yalnız bir kapı, bir perdeydi aradaki… İşte bu kolaylığı yaşamak istiyorum. Kapının kolunu çevirmek, perdeyi açıp geçmek… Geçmek, geçmek ve geçmek…
Duymadan geçirirsinde zamanı, duyduğunda o zamanı geçirmek kolay değildir. O zamanın içinden geçiyor olduğunu bilmek kolay değildir. Öyle bir aşamadır ki bu eşik, ne geçmek ne kalmak kolay değildir. Kapının kolundadır elimiz, kalsam kalamıyorum gitsem gidemiyorumdur. Ve öyle bir yerdir ki aradığımız bulmak kolay değildir. Her döndüğünde, hep döndüğünde aynı dünya ve bulduğun yine kendin olacaksan sonunda…  Öyleyse nereye? Arayıp, gezip, dolaşıp aynı yerde bulacaksan kendini… “Nereye ve neden’’ diyeceksin? Gülecek misin acıyla karışık? Bulunduğun yere bakıp bütün bunların şaka olduğunu mu düşüneceksin? Yoksa yorumu bile yapılamayacak anlamsız bir rüya olduğunu mu düşüneceksin? Ne düşüneceksin sahi? Sonrasında ne düşüneceksin?
Yanılmak istiyorum, bile bile yanılmak. Buradan çıkmışım gibi, sonsuzluğa varmışım gibi yanılmak. Gerçek istemiyorum, hayır istemiyorum. Kimse de hatırlatmasın ve yanıldığımı söylemesin. Bir şey yapacak olan varsa bile bile yanıldıklarımın hakikat olduğuna ikna etsin beni. İnandırsın. Bu daha iyi mi olur yoksa kötü mü bilmiyorum ama, insan için -ya da genelleme yapmaktan kaçınarak diyeyim- benim için daha huzur verici olur. Evet, yanılgımın da hakikat olduğuna inanmam lazım. Yoksa gece gördüğüm bir düş kadar sürecek bu. Bir film boyu bile devam etmeyen kısa bir hayal sahnesi kadar sürecek. Bütün zaman kavramından uzak olanları toplasam bir araya korkarım yine de fazla sürmeyecek. O zaman nerede çıkış? Yanılarak bile çıkamayacak mıyım?
Şu hale bak! Hakikatten kurtulmak isterken, anlamsızlıklara ve yanılgılara bile hakikat gömleğini giydirmek isteyişime bak! Ne açlık ve ne hiçlik bu… Of, ne içinden çıkılmaz hal! Burada olmamak… Ama nasıl? Burada olmamak… Ama çıkış nerede? Mademki içinden ve içimden çıkamayacaktım bu çıkış nereden geldi aklıma? Aklımın akledemediklerinden biri neden olmadı bu? Sormam için mi? Dönüp başladığım yerde kendimi hiç olarak bulmam için mi? Lüzumsuzluğunu, gereksizliğini görmem için mi her şeyin? Hayır, hayır bu kadar olamaz, olmamalı. Boş ve anlamsız yüzleri görmek istemiyorum. Hiçliğe bakan yüzünü görmek istemiyorum eşyanın. Sanki de tek ve kırık bir kanat yatıyor yerde hareketsiz. Bir kuşun kanadı iken bir anlamı, bir özgürlüğü ve sonsuzluğu vardı da bu kanadın; ama şimdi o vücuttan ayrılınca hiçliğe bakıyordu.
Bu hiçliğe bakan yüzü çevirip, sonsuzluğa dokunur gibi dokunuşunu duymalıyım her şeyin. İçten ama incitmeden ve usulca… Ve bu sonsuzluk da dokunmalı o yaralı insanın yarasının üzerinden geçen merhem gibi.
“Bil illeti kıl sonra müdâvâta tasaddî
Her merhemi her yâreye merhem mi sanırsın?’’
Yani önce illeti bil, diyor Ziya Paşa, sonra tedaviye başla. Hem de öyle her merhem, her yaraya merhem olamaz, diyor.
Evet, hiçlik gibi bir yaraya sonsuzluğun eli değerse merhem olur. Her çıkış kapısı diye yöneldiğimiz kapılarda, bir hava gibi yumuşakça bürüyerek bizi tutan ve dokunan o eller, ancak bizi iyileştirmek içinmiş.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

SÖYLEYELİM… / Ay Vakti
PARADOKS / Şeref Akbaba
HİÇLİK / Semra Saraç
PLATON’DAN PLOTIN’E SANAT II / Necmettin Evci
RÜYANÂME / Burhan Barak
Tümünü Göster