ŞİİRİN ÖNCÜLÜĞÜNDE BİŞKEK’TEYİZ

45
Görüntüleme

-Burana, Issık Göl, Manas- 28 Mayıs-2 haziran 2013

Türkçe’nin 10.Uluslararası Şiir Şölenine katılmak için Kırgızistan’ın Başkenti Bişkek’e doğru, Ankara’dan gelen kafileye dahil olarak İstanbul’dan yola çıkıyoruz. Üç saatlik uçak yolculuğum olmuştu ama, ilk kez havada beşbuçuk saat uçacaktım. Gitmeyi yine çok arzu ettiğim; Taşkent, Buhara, Tirmiz, Nesa, Semerkant, Belh havalisine kısmi olarak havadan ya uğrayacak, ya da yakınında olacaktık. Şah-ı Nakşibend, Ahmet Yesevi ve Kaşgarlı Mahmut’a da çok uzak değildik. Yolculuğumuz; İmam Serahsi’nin, Kutadgu Bilig’in Yazarı Yusuf Has Hacib’in, Cengiz Aytmatov’un Yaşadığı, dünyaca bilinen Manas Destanı’nın yazıldığı yere, Karahanlı Devleti’nin başkenti ’ne, Issık Göle, Kımız’ın, Kırgız’ın olduğu bölgeyeydi.
Türkiye Yazarlar Birliği tarafından, ilki 21 yıl önce Bursa’da gerçekleştirilen “Türkçe’nin Uluslararası Şiir Şöleni” nin 10.su Cengiz Aytmatov’un hâtırasına ithaf edilmişti. Manas, Yusuf Has Hacib ve Namık Kemal adına büyük ödüller verilecek. Yusuf Has Hacib, Sezai Karakoç, Halime Hüdeyberdiyeva, Namık Kemal, Yunus Emre ve Manas şiir fasılları icra edilecekti.
Türkiye’den katılanlar; D. Mehmet Doğan, Bekir Soysal, Nazif Okumuş, İ.Ulvi Yavuz, Ahmet Fidan, Hicabi Kırlangıç, Muhsin Mete, Atilla Mülayim, Mehmet Sılay, Fatih Gökdağ, Mehmet Ali Köseoğlu, Ferhat Koç, Osman Özbahçe, Mustafa Ekici, Vural Kaya, Halil İbrahim Özdemir, Salih Yılmaz, Mehmet Aycı, Hüseyin Akın, Ali Ayçil, İhsan Deniz, Celal Fedai, Fatma Şengil Süzer, Rıdvan Canım, Nazım Payam, İsmail Göktürk, Şeref Akbaba, Yunus Emre Altıntaş, S. Ahmet Kaya, Şahan Çoker ve Yahya Demeli. Konya Milletvekili Mustafa Kabakçı, Mahmut Bıyıklı, Osman Bozdemir ve adını hatırlamadıklarım..
Türkiye dışından katılanlar; Muraddin Ölmezov(Karaçay), Abdullah Begiyev(Karaçay), Albına Vasilevna Lyubımova(Çuvaşistan), Gülnaz Kutuyeva (Başkurdistan), Çulpan Çetin (Tataristan), Elena Sleptsova (Saha Yakut), Andrian Lukin Vasilevic (Saha Yakut), Androsov Gavril Gavrilevich (Saha Yakut), Samunov Sergey Mihayloviç (Altay Özerk Bölgesi), Brontoy Bedurov (Altay Özerk Bölgesi), Ecaterina Ganeva (Moldava), Dilaver Osman(Kırım), Seyran Süleyman (Kırım), Akbar Yolchuyev (Azerbaycan), Azimov Elşan Bakhşeyişoğlu (Azerbaycan), Mahir Garayev (Azerbaycan), Tanagöz İlyasova (Kazakistan), Sabri Alagöz (Bulgaristan), Leyla Şerif Emin (Makedonya), Zeynel Beksaç (Kosova), Hüseyin Kerim Ece (Hollanda) Alexander Kotozhekov (Tuva Hakas) ve kırka yakın Kırgız şair.
Türkiye ile Kırgızistan arasındaki üç saatlik zaman farkını sabahın ilk ışıklarıyla Manas Havaalanına inince anlamıştık.
Gece boyu süren yolculuğun ardından kalacağımız Sayakat Otel’ine doğru yol alırken Ala Dağ’ların karını seyrediyorduk..
Ve otele inince alışmadığımız bir durum.
Azarbeycan’da Mustafa Özçelik Ağabey’le kaldığımız otelin odasında pencere yoktu, havalandırma vardı.
Ah kominizm ah dedirtiyordu insana..
Bişkekte’de tuvaletlerde su yok.
Avrupa, Orta Asya böyle işte. Bir arkadaşımız parfümün yaygın olmasının, çok kullanılmasının sebebi budur diye izahatta bulunmuştu.
Yüzyıla yakın Allah demek bile yasak..
Belliki, muhafaza edebildikleri bir kelime, dini bir kavram da olsa ona tutunarak yenilenme, yeniden ihya yolundalar.
Şiir şöleninin ilk gününde Bişkek Flermonia Konser Salonu’nda protokol konuşmaları, Bişkek Milli Orkestrası Konseri ve şairlerin şiirlerini okumasıyla program icra edildi.
Kırgızistan Yazarlar Birliği Başkanı Çolponbek Abıkeyev hoş geldin mahiyetinde bir konuşma yaptı. D.Mehmet Doğan’ın yaptığı konuşma, bir manifesto niteliğindeydi. Şair arkadaşların da dile getirdiği gibi hemen orada kitaplaşmalı ve dağıtılmaydı ama olmadı.
“Uzaklardan, çok uzaklardan geldik. Fakat yakın, çok yakına geldik! Kırgızistan, Türkiye’ye birçok komşu ülkeden daha yakın. Bu dil, din ve gönül yakınlığı. Destanların diyarından çıktık, vardığımız yerlerde destanlar yazdık”
“Cengiz ağamızı dünya tanır! Türkiye’de eserleri an çok basılan ve okunan yazarların başında gelir Cengiz Aytmatov. Bütün hikâyeleri, romanları Türkiye Türkçesine aktarılmıştır. O toprağının rengini, kokusunu; halkının kimliğini yüksünmeden, şerefle taşıdı. Kırgızların, umum Türklerin yüz akı oldu.
Gününü bir asra bedel kıldı, muhteşem eserlerini zamanı aşarak yazdı. “Mankurtlaşma” kavramını dünya literatürüne armağan etti. Zihnimizi açtı, ufkumuzu genişletti. Yaygın coğrafyalarda yaşayan hepimiz zaman zaman mankurtlaşma eğilimleri ile karşılaştık. Mankurtlaşan oğulların analarını, babalarını saymadıklarını gördük. O Manas destanını 20. asırda yeni bir tarzda yazdı.
“Bizim sınırları aşan güçlü bir kültürümüz var, ortak değerlerimiz var. Kardeşler arasındaki siyasi sürtüşmeler ortak kültürümüzü zedelememeli. Türk dilli halkların coğrafya olarak, nüfus olarak dünya içinde bir dünya olduğunu akıldan çıkarmayalım. Bu dünya bunun farkına varırsa, hem kendini değiştirecek güce sahip olur, hem de kendi dışındaki dünyayı değiştirecek kudreti elde eder. Sözlerimi, Türkiye’den bir gazete haberi ile bitirmek istiyorum. Türkiye’de savunma sanayine imalat yapan bir kurum yeni bir zırhlı savaş aracı geliştirdi. Bu araca isim olarak da Manas destanında geçen kanatlı at “Tulpar”ı seçti.”
Kırgızistan’da olunca, akşam yemeğinde fısıltı halinde dolaşan “ etler at eti, ayran görünümündekiler kımız” söylemi kimi gülüşmelere neden olsa da, etlerin at eti olmadığı anonsu yapıldı.
Hâsılı temkin vardı.
Akşam, Talha Ayhan Otel’e ziyarete gelmişti. Anadolu’dan okumak için yıllar önce gitmiş, üniversiteyi bitirdikten sonra Türkiye’ye dönmüş, sonrasında da Bişkek’te iş kurmuş ve hayatını orada devam ettiriyor. Arabayla Bişkek’i gezdirdi ve üçüncü gün akşam da bu geziye devam ettik. Sevimli, inançlı, gayesi, davası olan bir kardeşimiz.
Bişkek.
Sovyetler sonrası yirmi yıllık bir geçmişi olan Kırgızistan Cumhuriyeti, beş milyonluk nüfusu ile bölgenin küçük ülkelerinden biri. Türkiye’nin dörtte biri kadar. Başkent Bişkek geniş caddeleri ve mutlu insanlarıyla dikkat çekiyor. Yüzleri gülüyor. Bu sempatinin sebebi çekik gözlü olmaları. Bişkek Orta Asya’nın gelecek vaad eden başkentlerinden.
Şair Seyyid Ahmet Kaya şehirde dolaşırken evlerin etrafını kuşatan ağaçlar için bir yorum yapmıştı. “Rus zulmünden saklanmanın yollarından biri olsa gerek. Evleri adeta ağaçlarla korumaya almışlar.”
Ruslar şehirde ağaca ve geniş caddelere önem vermişler hep.
Nitekim Kars’ta da bunu görmüştük.
İkinci gün programa Manas Üniversitesinde şiir fasıllarıyla devam ettik.
“Kırkgöze” şiirini okudum.
Sırası gelen şairler şiirlerini okuyorlardı.
Diğer ülkelerden gelenler, şiir öncesi şarkı söylemeyi yeğliyorlardı.
İki gündür sunumuyla öne çıkan bir isim vardı.
Altınbek İsmailov.
Manas Üniversitesinde Öğretim üyesi ve şair. Bu şölenden sonra Kırgızistan bir de sunucu kazandı. Esprileri, anekdotları, ezbere okuduğu şiirlerle göz doldurdu.
Ondan bir anekdot aktaralım.
“Kırgızlar acıkınca, bindikleri atları yedikleri için Orta Asya’dan çıkamamışlar. Türklerse atlarını yemeyip Anadolu’ya ve diğer coğrafyalara ilerlemişler. Siz at eti yemediğiniz için Anadolu’dasınız.”
Ve öğlen arası. Üniversitenin girişinde, inşaat halindeki camide, namaz için hazırlanmış bölümünde öğle namazını Tatar Rıfat Salahov’la kılıyoruz. Suat Cebeci Hocamız, İlahiyat Binası öncesinde caminin daha elzem olduğunu ifade ediyor.
Programı icra ettiğimiz Manas Üniversitesi Türkiye ve Kırgızistan arasında ortak bir protokolle 1995 yılında kurulmuş bir üniversite. 17 yaşında. Türkiye’deki YÖK’e bağlı üniversitelerden hiçbir farkı yok. Puan sistemi ile öğrenci alıyor. Öğretim görevlileri Türk ve Kırgız akademisyenlerden oluşuyor. Üniversite’de İngilizce, Türkçe, Kırgızca ve Rusça konuşuluyor ve Çince dahil dört dilde eğitim veriliyor. Burası dil öğrenmek için dünyanın en ucuz ülkelerinden biri. 4600 öğrencisi ile Kırgızistan’ın gözde üniversiteleri arasında yerini almış. Özel statüsü nedeniyle Kırgızistan ve Türkiye’deki üniversitelere denk bir üniversite.
Kısaca Manas’tan da bahsedelim. Manas destanının Kırgızistan kültüründe önemli bir yeri vardır. Manas destanının kahramanı er-manastır. Onun efsanevî doğuşu, düşmandan korumak için isminin gizlenmesi, 12 yaşına gelince düşmanlara karşı mücadeleye başlaması, ölümü ve yeniden dirilişi ve nihayet ikinci ölümü. Oğlu Semetey’in, torunlarının maceraları ile devam ediyor. Sekiz nesil süren bir destan Manas. 500.000 mısradan oluşuyor ve hala anlatılıyor. Destanı bir manascıdan dinlemek lazım. Programlar süresince zaman zaman bize manas destanından bölümler okundu. Sözlerini anlamasak bile, okuyanın tavrı, okuyuşu hepimizi büyüledi. Manas Kırgızların bin yıllık efsanevi tarihi. Kırgızlar onu yaşatıyor, o da Kırgızları.
Üniversitedeki programdan sonra Cengiz Aytmatov’un kabrini ziyaret ettik.
Kendi arzusuyla, Stalin’in katlettirdiği aydınlardan olan babasının mezarının olduğu yere defnedilmiş.
Fatihalar okuduk.
“Selvi Boylum, Al Yazmalım”ı bilmeyenimiz yoktur. Eserleri farklı dillere en çok tercüme edilen yazarlardan.
Ve Bişkek’te üçüncü günümüz.
Cuma.
Issık Göl’e doğru yola çıkıyoruz. Sağımızda Tanrı Dağları. Sol yanımız Kazakistan köyleri. Sınırda tel örgü var sadece. Köylere bakınca, minareleri görüyor ve seviniyoruz. Yolda uğrayacağımız önemli yerler olduğu ifade edilmişti..
Kutadgu Bilig’in Yazarı, Yusuf Has Hacib’in Yaşadığı Tokmak Şehrinde, Balasagun’da bulunan “Burana” yani Minare. Saltuk Buğra Han ve Karahanlılar. Onlardan kalan ve Burana diye isimlendirilen minarenin girişinde ve tepesinde arkadaşlarımız ezan okudular, bizler de eşlik ettik.
Cuma namazını yol üzerindeki çırpınklı/Balıkçı köyde eda ettik. Türkçe çırpı anlamına geliyor. Namaz sonrası duayı köyün ihtiyar bilgesi yaptı. İmam bize de ayakta çok şey anlattı ama, ayetlerden başkasını anlamadık.
Kültür müzesini ziyaret ettikten sonra Issık Göl’e varıyoruz. Arkasında Ala dağlar. Dağlar karlı, adını kitaplardan okuduğumuz Issık Göl’de elimizi yüzümüzü yıkıyoruz.
Issık Göl dünyanın en büyük krater gölü. Gümüş gibi ışıldayan berrak sularında 40 m derinlikte yüzen balıkları görebiliyorsunuz. Göl, Kırgızistan’ın en önemli turizm alanlarından biri. Issık Göl, Kırgızistan’ın doğusunda yer alıyor.. Deniz seviyesinden 1607 m yükseklikte ve 6236 km2’lik bir alana sahip
Son şiir programını burada icra ediyoruz.
Ve gece.. Rıdvan Canım Hoca, Issık göl yürüyüşümüzde yaşadıklarını yaşayarak anlatıyor. Erzurum ve teslimat edirne. İçimden bu roman olarak yazılmalı diyorum.
Sabah namazı sonrası güneşin doğuşunu seyrediyoruz Issık Göl’de.. Mustafa Kabakçı bizden önce gölün kenarında, kareleri kaçırmıyor. Halil İbrahim Özdemir fotoğraf çekmede profesyonel.
Bişkeke dönüyoruz.
Kapanış ve ödül töreni
Manas Büyük Ödülü Türkiye’den Hicabi Kırlangıç. Yusuf Has Hacib Büyük Ödülü Altay’dan Brontoy Bedurov ve Namık Kemal Büyük Ödülü de Tataristan’dan Rıfat Salahov’a verildi.
Programların sona ermesini müteakip Kırgızistan-Türkiye Manas Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Sebahattin Balcı, heyet onuruna akşam yemeği verdi. Kırgız Halk Şarkıları yanı sıra, geleneksel oyunları ve Manas okuyucuları yemeğe eşlik ettiler.
Veda vakti geldi.
Gece Türkiye’ye dönüyoruz.
Şen kalasın Bişkek şehri.
Bekir Soysal ağabey hal diliyle ben yolda bırakmam diyor. Giderken aldığı yere bizi bırakıyor ve yoldaki hoşsohbet yarım kalıyor.
Şiir, yürüyüşe devam diyor.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

GEZİ PARKI VE HATIRLATTIKLARI / Ay Vakti
SAKLI MEKTUPLAR LXXVIII / Şiraze
EDEBİYATÇI OLMANIN SORUMLULUĞU / A.Vahab Dağkılıç
ŞİİRİN ÖNCÜLÜĞÜNDE BİŞKEK’TEYİZ / Şeref Akbaba
DÜŞÜNEN GÖLGE / Semra Saraç
Tümünü Göster