SAKLI MEKTUPLAR LXXVI

39
Görüntüleme

79.
âhenksizliğimin nedeni,
bir melodinin hissedilemez eksikliği
ya da tablodaki bir rengi
unutması ressamın
bu hareketsizliğimin, duran düşlerimin bir sebebi olmalı; göremediğim, idrâk edemediğim.
“yok, vazgeçmedim” diyorum kendime günde yüz kere, belki bin kere…
geçmedim de Şirâze, geçenlerden habersizim.
yine bir Şubat ortası
alsam seni karlar arasından, vursam Akdeniz kıyılarına
vursam üzerimde gezinen karanlığı, en ince noktasından
bugün kanayan Palmira’da.
sen çağır beni sevgili, kaçayım boy boy; sen çağırdıkça kaçırayım kendimi, sebebim ol
gerimde bıraktığım her bir imge üzerinde, içimi döktüğüm cümlelerimi bulama diye
nehirlerde boğayım aksimi, kederim ol
Gölbaşı’nda erik ağacı; Bender’de ceviz, İvanovka’da nar, Gülistan’da limon…
düşürsem gölgemi gölgelerine bir yudum su tadında Şirâze, öyle durulsam Nimes’te; zulmetim ol
hem senli, hem sensiz, hiç nedensiz, bazen kimsesiz, bazen hüzünbaz oyunlarda tekinsiz,
çoğu zaman geçimsiz, çok zaman da çok şeyden habersiz, gemsiz, hâlsiz, hâletsiz Şirâze; bilinmezim ol
Zenger Paşa Konağın’da bir içimlik kahve tadında bakarken ahşap korkuluklardan,
90’lı yıllarda kulağıma gelen fısıltılar,
üzerime düşen bakışlar,
omuzuma asılı çantamda bir şehrin romanı,
yalnızlığıma duyduğum özlemi de katıp hâlet-i rûhiyeme
sana söylenmek üzere biriktirilmiş her bir cümleyi tekrardan geçirip gözden
bir prova ediyorum kendi sahnemde; uzletim ol
Azize Tereza Kilisesi yakınlarında bir an durup kaldırım taşlarını okşuyor bakışlarım,
Kale Sokak’ta oynaşıyor çocuklar yine,
eski evlerin dış boyaları gözümü alıyor, eğri balkonları sarkıyor ara yollara,
bir kadın sesi geliyor kulağıma, bir şangırtı kopuyor,
kargalar havalanıyor birden, el işi satan genç kızlar gülüşüyor,
yazıyorum Şirâze, çiziyorum resimlerini bir bir; rikkatim ol
bilirim değişim üzerine kurulmuş düzen,
her çatıdan bir kiremit eksiliyor, her dağdan kaya parçaları;
her evden gidenler oluyor, bir de her eve gelip yerleşenler;
caddeler başka başka isimlerle anılıyor, tarihin üzerine toprak atılıyor sonra;
birzamanlar annemin oturduğu evde şimdi başkaları yaşıyor,
sınıflarımda başka isimler okutuluyor, kürsüler ekleniyor kürsülere Şirâze;
geçtiğim yollardan yeniden geçiyorum, mekânlarda çay içiyorum meselâ;
ne hoş kimse beni tanımıyor, bana konuşmuyor; bilenim ol
köşedeki kitapçınının arka bahçesinde oyalanıyorum belki gelirsin diye;
hani Şubat ya, hani kitap kokusuna düşkünlüğüm çok başka ya,
senin de yolun düşer sanıyorum da kapıdan girenleri yokluyorum uzaktan;
sonra sinema afişlerine bakınıyor, önümden geçen otobüslere göz gezdiriyorum, öylesine;
üstelik öylesine, sırf içimden geldiği için “Sofi’nin Dünyası”nı satın alıyorum yine; visâlim ol
Ankara’da değilim, İstanbul’da değilim; değilim bir yerde, değilim sen’de
tâlib de değilim üstelik gidene, gelene, gelmeyene, gelemeyene;
mor kağıdım, mor kalemim, mora çalan her şeyim Şirâze; sen benim idrâkim ol

çağır beni sevgili
çağır ki çağrıldığımı bileyim
aşk değilim, aşık değilim sevgili
ben aşkı nereden bileyim

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

TEMSİLCİLER / Ay Vakti
SAKLI MEKTUPLAR LXXVI / Şiraze
CEZADA ELİF ŞEHRİ / Naz Ferniba
UZAKLARA BİLET / A.Vahap Akbaş
SABRA DAĞ DAĞ DUMAN KAYDOLMAK / Alaâddin Soykan
Tümünü Göster