HATIRLANMAK DUYGUSUNU HATIRLAMAK

159
Görüntüleme

Kâinat da hiçbir nesne yoktur ki, varlık ismi ve cismi ile yok sayılsın. Mevcut olan her şey zaten zatı ile vardır. Belki mevcut olmayan her şey de ismi ile vardır. Tahayyülün sınırları dâhilinde olan ki tahayyülün sınırı yok denebilir, her şey ya vücut bulmuş ya da ismi ile vücut bulmaya, ya zaman isteyen veya sıfatları ile isimleştirilen varlık bulan şeylerdir.
Büyük yaratılış hâlesi, taşın suya atıldığında, dairelerin halka halka genişlemesi gibi oluşmuştur. Bu halkanın büyüğü-küçüğü yoktur. Büyükten küçüğe ya da küçükten büyüğe doğru bir halkalanış mevcuttur. Bir başlangıç ve bitiş var. Ancak yok oluş yok, çünkü halkaların aslının su olduğunu düşündüğümüzde, halkalar genişleyip nihayetinde ilk oluşuna, yani suya şekilsiz şekline dönmekte. Resmi-ismi-cismi bir olmaktadır.
Burada en küçük halka ile en büyük halka özü (cismi) itibariyle birdir. Damla da olsa derya da olsa su sudur. İnsan, bu yaratılışın merkezindeki öz sudur. Bir yönü ile bütün bu yaratma iradesinin yegâne gayesi! Evrensel yaratılıştaki harikulade nesneleri kapsayan bu projenin içinde, nesnelerden ayrı ve hepsine bedel, çok daha mükemmel, bir proje olan; canlı (ruhu olan) insan projesidir. Bu insan projesi üzerinde, büyük yaratıcı kendi harikulade sıfatlarını göstermek istemiştir. Ve bütün kâinatın misali musağğarı yani, küçültülmüş bir misali-timsali olarak insanı yaratmıştır. Bu öyle bir gayedir ki; yaratılanın yaratanına tazimde, iltifatta, korku ve sevgi ile itaatte bulunması, istek ve yardımda bulunması, tövbe ve dua etmesi gibi…
Büyük yaratıcının, iradi bir varlığı yaratmasındaki yegâne gayesi; onun varlık mertebesinde özgür iradesi ile “her an bir yaratılış” içinde olunduğunu fark ederek, tek ilah olan Allah’ı cc yüceltmesi, sevmesi, ondan af ve yardım dilemesi içindir.
Bu yazının girişi hatırlanmak duygusunun hatırlanmasını yazmak için yapıldı. Bu nasıl bir duygu ki hatırlanmak için, varlık felsefesine atıflar yapmak ihtiyacı hâsıl oluyor!
Ya, Öyle işte!
Bu “sev beni severim seni” , “hatırla beni hatırlarım seni ya da hatırlarım seni hatırlarsan beni” gibi, “ kuşların kanadı, karıncanın bacağı ” türünden bir duygu değil maalesef…
Ya ne?
Eğer büyük bir medeniyetin, bir bireyi olarak görüyorsanız kendinizi “yağmur yağınca yerler ıslanır” demek gibi olamaz hiçbir şey. Bizim medeniyetimizde (insanlık medeniyeti) duygu/mana o kadar yüce bir şeydir ki; her şey onunla içselleşir. O bütün kelimelere sinmiştir, ıtır gibi. “Hâl, hatır bilmek” hatırlanmak kelimesi de öyle. Hatır kelimesi, hakiki kelimelerimizdendir. “Bir fincan kahvenin kırk yıl hatırı olması” gibi, hatıranın ne değerli şey olduğu. Hani bir atasözümüz daha var ya; “Eşeğin hatırı yoksa sahibinin de mi hatırı yok” denir. Hâl bilmek, hâlden anlamak nelerden içre kelimelerimizdir. Sevmeyi, saymayı, yardımı hiç değilse, selamı esirgememek…
Öyle bir medeniyetin mensubuyuz ki; masallardan mesel kuran ya da mesellerden masal kuran engin irfan sahibi bir milletiz.
Bir masal ya da meselle devam edelim: ‘’Bir varmış bir yokmuş. Kafdağı yaratılmadan, Anka kuşu vücut bulmadan, uzak iklimler prensini sırtına alıp masal âlemine uçup gitmeden önce, gerçek mi gerçek, hakikat mi hakikat, tam da şu üzerinde yaşadığımız dünyada (deni) bir yönetenler, bir de yönetilenler varmış. Yönetenlerin yöneteni, yönetilenlerin yönetileni de varmış, tabi ki. Yönetenler yönetilenlere “bizi yönetici yapın, biz sizi en iyi yönetiriz” demişler. Yönetilenlerde yönetenlere “siz bizi yönetin, en iyi siz yönetirsiniz” demişler.
Sorun ne.? Sorun, hiç sorun yokmuş gibi davranarak, sorunsuz sorun üretmek. Marifet bu ya; “ el çabukluğu göz boyamak “. Evet, asıl sorun minnet borcu olunanları yok sayarak başlıyor! Yok saymak yani, hatırlamamak. Bakın bu minnet kelimesi de hakiki bir kelimedir. Minnet, bir de mihnet kelimesi var. Belki de minnetle mihnet kelimesini karıştırıyor, bu bizim aklı evveller.
Sizler yok saysanız da, hatırlamasanız da biz “ her gün yeniden doğarız ”. Ya ismimizle ya cismimizle, bütün kâinatta olduğu gibi, “ var olmaya, varlık bulmaya “ devam ederiz.
Benim minnet borcum yok diyenler beri gelsin! Benim minnet alacağım var!

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

AY VAKTİ, YENİ AJANSLA YÜRÜYÜŞE DEVAM… / Ay Vakti
İNŞİRAH / Şeref Akbaba
İSTANBUL / Mehmet Baş
ESTETİĞİN ANLAMI II / Necmettin Evci
RUHUN ÇÖKÜŞÜ / Üzeyir Süğümlü
Tümünü Göster