Mülteci

En ufak bir olumsuzlukta kapkara gözlerinden damlaları akıtıyor, sonra bir dokunma, bir gülümseme yetiyor, gözlerinin içinden tomurcuklar fışkırıyor adeta. Bazen konuştuğumu anlıyor, çoğu zaman karşılık veremiyor. Beni
çekiştirmesine de alıştım, her ne kadar sağ kolumu yorsa da o bir çocuk, bütün çocuklar gibi. Sevgi istiyor; sevilmek, ciddiye alınmak istiyor. Şımarıyor. O, Ali Karrar. Simsiyah gözleri, kıvırcık saçlarıyla esmer, çok yakışıklı bir çocuk. Okulumuzdaki mülteci öğrencilerden biri.
Dün ilk defa annesi geldi okula. Zayıf, incecik bir kadın. Bakışları o kadar yorgun ki gözbebeklerinde canlılığa dair bir emare yok sanki. Yarım yamalak Türkçesi ile bir şeyler anlatmaya çalıştı bana. Sustum, gözlerinin içine bakarak onu dinledim sadece.
Kadın; “Bu yabancı şehirde dokuzuncu ayımız. Her geçen gün biraz daha unutuyorum memleketimi. Havasını, suyunu, toprağını. Bağdat’ı özledim. Tanrı hediyesi olan Bağdat’ımı özledim. Dicle Nehri’nden uzakta kaç ay oldu. Bağdat yıkılıyor, yanıyor, talan oluyor.
Bağdat kan ağlıyor. Çocuklar, analar, yaşlılar gözyaşı içinde!
Bizse terk ettik evimizi, yurdumuzu; kalmak mı zordu bizim için, gitmek mi? Bilmiyorum…
Bu güzel küçük şehirde silah sesleri yok, geceleri rahat uyuyoruz. İnsanlar bize iyi davranıyor, yaban ellerde değil gibiyiz. Biz mülteci aileyiz. Türkiye toprakları bize vatan oldu şimdi.
Yavrularımla, canlarımla silah seslerinden uzaktayız. Karrar’a altı aylık hamileydim babası öldürüldüğünde. Amerikalılar öldürdü babasını. Yanlışlıkla öldürdüklerini söylediler. Oralarda ses bombaları patladıkça çocuklar annelerine sokulur “Anne ne olur üzerime kapan da bomba bana gelmesin!’’ diye yalvarırlar. Belli ki o günler geldi aklına. Ne kötü bir talih. Kadın bir daha sarıldı Karrar’a.
“Peki, bu eşin kim, ya diğer çocuklar ?”
“Bu kocam, ölen eşimin kardeşidir. Onunla evlenmek zorunda kaldım. Yani Karrar bir yetimdir ama o amcasını baba biliyor, o da baba gibi sever Karrar’ı.”
Eğildi bir kere daha öptü çocuğunu, gözyaşlarını tutamadı kadın. Çok sevdiğini söylüyordu, hangi anne sevmez ki çocuğunu? Savaş ne kadar kötü Allah’ım. Ve bize de hiç uzak değil. İçimi bir korku kapladı bir anda. Kızım aklıma geldi. Günlerce haberlerde izledim Irak’ı, hepimiz izledik. ABD işini bitirdi şimdi de amansız bir iç savaş yaşıyor Irak. Ben bir insan olarak bir Müslüman olarak çok üzülüyorum, ne zaman bitecek Müslümanların çilesi.
Irak, Mezopotamya’nın beşiği. Bereketli güzel topraklar. Hep aynı kader. Irak, hep yıkılan, yakılan bir ülke. Ya o güzelim şehirler.
Azeri Türk şairi Kadı Burhaneddin’in Bağdat’ın kaderi ile ilgili şu dörtlüğü geldi aklıma.
‘’Şol ki kuş tutkan kuşın azad kılur
Sanma ki dünyada ol az ad kılur
Bağdad’ını kim viran kıla bilür
Ol yine bu viranı Bağdat kılur’’
Her talandan, yağmadan sonra Bağdat yine, yeniden dirilmiş. Ama ne çare! Ölenler, çekilen acılar, bitmeyen çileler! Bir süre sonra baba geldi yanımıza. Kırk yaşlarında esmer kıvırcık kısa saçlı, orta boylu bir insan. Karısı daha güzel Türkçe konuşuyordu, dikkatimi çekti. Ellerinde bir sürü resimler vardı irili ufaklı. Merak ettim. Adam ressamhattatmış. Çok güzel portreleri vardı. Resimleri canlı gibiydi. Acının resmi görülüyordu gözbebeklerinde.
“ Biz Türkiye’de kalmak istiyoruz, ABD katil. Orada bize ev, araba ve iş vereceklermiş. Ama biz istemiyoruz. Irak’a da dönemeyiz. Aslında ben, aynı zamanda bir kaynakçıyım. Çalışma iznimiz olsa, burada çalışabiliriz. Bekliyoruz. Biz vatan haini değiliz hocam! Bize vatan haini gözü ile bakıyor insanlar, biz vatan haini değiliz!”
Adam, eşini, çocuklarını topladı yanına. “Yarın yine görüşürüz inşallah.” dedi. Uzaklaştılar okuldan. İnsanlar ve kaderleri… Bir Japon atasözü vardır: “Savaş bulduğu ülkeyi bir daha kaybetmezmiş.” Keşke hiç savaş
olmasa, insanlar acı çekmese. İşte bugün Karrar, yarın Hasan, Elif, ya da İbrahim…
Allah’ım sen çocukları babasız koyma…

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

141. SAYI / KASIM – ARALIK 2012 / Ay Vakti
“Aydını Dergi Yetiştiriyor” / Ay Vakti
Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -74 / Şiraze
Estetik’in Anlamı-I / Necmettin Evci
Mevlânâ’nın Aşkı mı? Bizim Aşklarımız mı?... / Sezai Küçük
Tümünü Göster