Uzun Yola Dair Birinci Söz

her defasında cümlelerimizi

açıkta bırakıp yalınayak gidiyoruz

korkularımız heybemizden ne zaman düşürse

kalıp yeniden yüklüyoruz

düşe kalka tırmanıyoruz yokuşlarda

gelemeden gidenler kadar korkusuz

ve merak dolu bakışlarla çocuksu

aşksız, ihanetsiz, rüyasız

nice şehirler ve dağlar geçiyoruz

çıplak çırılçıplak ruhlarımızla

hâlbuki ne çok aşkla

aşındırmıştık toprak ve taştan yolları

daracık arka sokaklarında şehrin

biz yürürken iki katlı evlerin önlerinde

meydanlar hep doluydu

kocaman kelimeler uçuşurdu başımızdan

sloganlar yankılanırdı kırmızı kiremitlerde

kadınlar yaşmak alırlardı alkışlara

ne zaman çıksak meydana

vurulurduk bakışlarımızdan bembeyaz

beyaz güvercinler gibi düşerdik

bilmediğimiz elektrik direklerinin dibine

saymasam bana açılan harpleri

ben hiçbir cephe açmadım

ne çok savaştım lakin

hayat, kader, gayb

kader bu imiş iman ettim

ve men ya’mel miskale

zerretin hayran yerah

ve elbette şerran yerah

bitmişken şubatlar, martlar

nisan yağmurunda demlenmek lazım

her bir damlası ruhumuza iyi gelir bilirim

ıslandıkça rüyalarımız saçlarından

pencereleri açıp ardına kadar

kocaman gökyüzüne bakmak lazım

her defasında rüyalarımızı

yarım bırakıp korkarak uyanıyoruz

ümitlerimizi heybemizden ne zaman düşürse

kalıp yeniden yüklüyoruz

budur işte hayat, budur işte yol

hayal ediyoruz,ümit ediyoruz

yürüyoruz

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Yeni İmzalar / Ay Vakti
Resim Altı Şiirler-I / Mehmet Ragıp Karcı
Şirâze’den Şirâze’ye Saklı Mektuplar -73 / Şiraze
Kitaplarla Baharı Yaşamak-II / Recep Garip
Zamana Selam/Özü Görmek / A.Vahap Akbaş
Tümünü Göster