ABDURRAHİM KARAKOÇ’UN MİHRİBAN’I, METİN ERKSAN’IN SEVMEK ZAMANI

89
Görüntüleme

   I – AŞKIN DİLİ DEĞİŞİR Mİ?Onun şiirleri farklıydı. Çoğu insanın yazmak isteyip de yazamadıklarını yazardı. Dili duruydu. Anlaşılırdı. Sözünü ettikleri hep bizi ilgilendiren meselelerdi. Yunus Emre gibi bamteline dokunurdu insanın. Ruhumuza hitap eden şiirleriyle gönüllere taht kurmuş şairlerden Abdurrahim Karakoç Hakk’a yürüdü. Hem edebiyattaki yeri hem siyasi duruşu hem de kişiliği ile ardından hoş bir seda bıraktı gök kubbeye…Sanatın ruhunu kavramış yazarların, şairlerin, düşünürlerin eserleri farklı farklı olsa da muhteva ve anlam değişmiyor. Karakoç’un şiiri neyi anlatıyorsa Yunus’un ilahisi hangi mesajı veriyorsa Mevlana’nın Mesnevi’si duygu dünyamızın hangi teline dokunuyorsa, Mimar Sinan’ın camileri de aynı kaynaktan beslenip aynı duyguyu farklı bir şekilde ifade ediyor. Her sanat dalının kendine özgü kuralları olabilir. Ancak sanatın ortak bir dili var. Bu dil, aşkın dili. Hangi sanat eserinde olursa olsun bu aşk değişmiyor.
II – AŞK AYNI AŞKMihriban… Karakoç’un en çok bilinen şiiri. Türkü halinde bestelenmiş şeklini dinlemeyen yoktur sanırım. Şairin sade dili ile ifade ettiği bir aşk şiiri. Bu şiiri ne zaman okusam ya da dinlesem bir film belirir hemen. Metin Erksan’ın “Sevmek Zamanı”. Sevmek Zamanı ile Mihriban arasında yoğun bir benzerlik var. Aynı kaynaktan çağıldamışlar… Karakoç’un Hakk’a yürüdüğü günlerde bu filmi tekrar hatırlamakta/hatırlatmakta fayda var… Tanımadığı, bilmediği, görmediği bir kadının (Meral Hanım) duvardaki resmine âşık olmuş Boyacı Halil’in hikâyesini anlatır bu film. Bu aşk öylesine bir aşktır ki Halil her gün resmin karşısına geçmekte ve hayranca izlemektedir. Gel zaman git zaman Meral Hanım yazlığa gelince Halil’i fark eder. Garip bir durumdur. Kendi resmine âşık olmuş bir adam vardır karşısında. Önce şaşırır. Ardından anlamaya çalışır. Halil’in iç dünyasında bir Leyla vardır ki bu resimle tecelli etmiştir. Meral Hanımla işi yoktur Halil’in. Sadece resmine âşıktır. Tıpkı Mihriban şiirinde anlatılan kadının gerçek hayatta adının “Mihriban” saçlarının sarı olmadığı gibi. Şiirde de filmde de önemli olan aşktır. Aşkın bizatihi kendisidir. Aşka âşık olmaktır derde deva olan.Halil’in aşkına şaşıran Meral, kendisine de âşık olmasını beklerken Halil’in sadece resmi tercih etmesine kızmakla birlikte bu duygunun alelade olmadığını fark eder. Aslında Halil’in resme, Meral’in de Halil’e âşık olması aşkın aşkınlığı ile sevginin kaynağına yönelik bir işaretin varlığıdır. Mihriban şiirinde de var olan duygu aşkın ruhudur. “Aşk kâğıda yazılmıyor” “Aşka hudut çizilmiyor” mısraları; Halil’in alt tarafı resme duyduğu aşkın bir yönüyle büyüklüğünü diğer yönüyle de sadeliğini anlatmaktadır.  Her aşkın bir düşmanı, her aşkın bir zor yanı vardır. Olması da gerekir. Meral’in eski arkadaşı Başar da filmin aşk katilidir. Ancak Meral’in Başar’a, Halil’e âşık olduğunu anlattığı sekans “aşk deyince ötesini arama” mısrasının yansıması gibidir. Aşka düşenin halinden de ancak aşka düşen anlar. Halil önce resmine âşık olduğu Meral’in artık kendisine de âşıktır. Aşkın resminden gerçeğine ulaşmıştır. Ama aşkın derdi bitmez bir türlü…
III – AŞKIN ÇİLESİ“Tarife sığmıyor aşkın anlamı” dediği gibi Karakoç’un, aşka düşen kalplerin yaşadıkları da dertleri de sığmaz söze. Halil ve Meral evlenemezler. Aralarında dağlar kadar fark vardır. “Eski töre bozulmuyor Mihriban” mısrasında söylendiği gibi Meral’i Başar’la evlendirmeye kalkışır ailesi. Ama aşk tüm hudutları tanımaz bir kere…Meral düğün günü gelinliği ile Halil’in yanına gider. Halil bir kayığa binmiş bir yanda Meral’in büyük resmi bir yanda üzerine gelinlik giydirilmiş cansız mankenle hareket etmektedir. Halil Meral’in kıyıda olduğunu görünce kıyıya yanaşır Meral biner kayığa. Ve açılırlar denize… Aşkın çilesi vardır. Çekilmelidir bu çile. Kaderdir… Başar, Meral’le Halil’i görünce kayıkta, elindeki tüfekle ateş eder aşka. Aşkın ölümünü ister… Ve film biter!Meral ile Halil ölmüş müdür? Belki de. Peki ya âşıklar ölür mü dersiniz? Ölüm ve hayat arasında ölümsüzlüğü tatmışlar için ölmek ya da yaşamak değildir mesele. Hakikat ölümle hayat arasında ölümsüzlüğün tadı olan aşkı yaşamaktır… 
IV – MİHRİBAN VE SEVMEK ZAMANIBirisi film diğeri şiir. Ama aynı şeyi anlatıyorlar. Aşktan bahsediyorlar… İkisinin de dili ve üslubu sade. Sevmek Zamanı’nın sessiz adası gibi yalın sözleri var Mihriban’ın. Her iki eser de ruhumuza hitap ediyor… Karakoç’u ölümsüzlüğe uğurladıktan sonra 1965 yapımı bu siyah beyaz filmi bir kere daha izledim. Mihriban belki de Meral’in ta kendisiydi. Kim bilir?

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

YENİ İMZALAR / Ay Vakti
RESİM ALTI ŞİİRLERİ I / M. Ragıp Karcı
SAKLI MEKTUPLAR LXXIII / Şiraze
KİTAPLARLA BAHARI YAŞAMAK II / Recep Garip
ZAMANA SELAM / A.Vahap Akbaş
Tümünü Göster