Avaz Avaz Hemavaz

173
Görüntüleme

Belki kitapları ve yazmayı çok sevdiğim için sevmiştim müziği; çünkü müzik de içinde kitapların taşıdıklarını barındırıyordu; yani insan öykülerini.
Evimdeki kitaplarımın ve müzik albümlerimin dostluğu hiç bozulmadı. Müzik üzerine yazı yazma fikri aklıma düşünce, müzik albümlerimin önüne oturdum ve her birini özenle seçtiğim albümlere uzaktan bir göz attım. Aralarında tercih yapmam mümkün olmadığı için, elimi albümlerin sırtlarında gezdirdim ve parmaklarımın en son üzerinde durduğu albümü diğerlerinin arasından çekip çıkarttım. işte o albümle, müzik yazılarına da vira bismillah demeli şimdi:
Onları ilk kez dinlediğimde biraz şaşırmıştım. Dinlemeyi çok sevdiğim halk türkülerini yorumlama tarzları beni ilk önce biraz şaşırtmıştı ve doğruyu söylemek gerekirse garipsemiştim. Fakat daha sonraları müziklerindeki çokseslilik beni giderek etkilemiş ve onları daha yakından, ilgiyle takip etmemi sağlamıştı.
Onlar, Anadolu coğrafyası üzerinde yüzyıllardır birlikte yaşayan, kimi zaman birbirlerinden kız ya da delikanlı alıp da hısım-akraba olan, kimi zaman da kavga ederek düşman olan; ancak eninde sonunda aynı toprağı ebedî uykularında ortak döşek yapan halkların öykülerini, yani türkülerini söylüyorlardı.
Bu grubun seçtiği isim, yapmaya çalıştıkları sentezi en iyi anlatan kelimelerden oluşmuştu: “Kardeş Türküler” Halkların kardeşliğinden, bu topraklarda yaşayan insanların türkülerinin kardeşliğinden yola çıkan “Kardeş Türküler” grubunun ismi, çıkarttıkları ilk albümlerinden geliyor.
İlk olarak 1993 yılında Boğaziçi Üniversitesi Folklor Kulübü’nde şekillenen bir proje olarak ortaya çıkan Kardeş Türküler, 1995 yılından beri faaliyetlerini BGST (Boğaziçi Güzel Sanatlar Topluluğu) Müzik Birimi bünyesinde sürdürüyor.
Kardeş Türküler, Anadolu ve Mezopotamya coğrafyasında yaşayan farklı halkların tarih içinde biçimlendirdikleri kültürel yapıyı, müziğin kendi dili ve olanaklarıyla gündeme getirmeye; bu coğrafyadaki etnik ve kültürel çeşitliliğin taşıdığı “kardeşlik” duygusunu ve kültürler arası geçişleri müzikal alanda işlemeye çalışıyor. Kardeş Türküler, bu anlayışla şekillenen konserler ve BGST Dans Birimi ile birlikte sergiledikleri dans-müzik gösterilerinin yanı sıra, çıkardığı albümlerle de dinleyicilerine ulaşmaya devam ediyor.
BGST Müzik Birimi’nin bir prodüksiyonu olarak hazırlanan ve grup üyelerinden Feryal Öney’in solist olarak yer aldığı ” Hardasan/Azeri Şarkıları” albümünden sonra sırasıyla, “Kardeş Türküler” (1997) ve “Doğu” (1999) albümlerini yayınladı. Bu çalışmanın ardından Şiwan Pervver’in “Roj û Heyv” (Güneş ve Ay) (2000) adlı albümünün müzik yönetmenliğini ve düzenlemelerini üstlenen Kardeş Türküler, 2001 yılında “Vizontele” filminin müziklerini hazırladı.
Şimdi, 2002 yılında çıkardıkları son albümleri “Hemâvâz” ı dinliyorum. Bu albümlerine seçtikleri isim olan Hemâvâz, “Hemavaz olmak” deyiminde anlatılan, yani karşılıklı şarkı söylemek ve kuşların hep birlikte ötmesi anlamlarına geliyor. Bu albümde de Anadolu coğrafyasındaki halkların şarkılarını onların kendi anadillerinden söylemeyi sürdürüyorlar. Yeryüzünde binlerce farklı dili konuşan insanların, yeryüzüne gelmeden önce bekledikleri ve yeryüzündeki yolculukları bitince tekrar dönecekleri o alemde tek bir dili konuşacaklarını düşünürsek, aslında hepimizin farklı dillerde ama aynı ilahî lisanı konuştuğumuzu söyleyebiliriz. Bu noktada, Kardeş Türküler’in bize hiç de yabancı olmayan türküler söylediğini yine duyumsayabiliyoruz. Albümde neler olduğunu size anlatabilmem için, türkülerin dilinde kısa bir gezi yapmamız yeterli olacaktır.
Ermenice bir şarkı olan “Cukhdag mom”da şu cümlelerle sesleniyorlar:
“-Yergink gılnem şoghşoghun,
tu inç gılnes yar can?
-Asdagh gılnem şoghşoghun,
dzotsit şsgh dam yar can.”

“-Parlak gök olsam ben,
sen ne olursun can yar?
-Parlak bir yıldız olurum ben,
göğsüne akarım can yar.”

Rumca “Manaki Mu” adlı şarkıda ise:
“Manaki mu ke vre ke vre
Pu thavris manga san ke me”
“Ah bre anacığım
Zordur benim gibi külhanbeyi bulmak” diyorlar.

Çingenece bir şarkı olan “Şukar Şukar”da:
” Şukar biyav, şukar çay lemange”
“İsterim güzel düğün, tatlı gelin isterim ben “diye sesleniyorlar.

Elbistan’dan “Şah-ı Merdan” adlı bir deyişte:
” Kün! deyince var eyledi on sekiz bin âlemi” derlerken;
Kurmancî dilindeki Mîrkut adlı şarkıda:
“Spas ji Xwudaye xwe bikin
Daye me ev nan û dan e
Bila emrâ me wiha nece
Beazadîbâ îman e”
“Allah’ıma şükürler olsun
Ki bize ekmeklik buğdayı verdi
Sürmesin hayatımız böyle
Özgürlük ve imandan mahrum” diye sesleniyorlar.

Bozkırın Tezenesi usta Neşet Ertaş’ın bir türküsünde:     
“Gülüşün gülden güzel      
Sevdim gönülden, güzel      
Severim, kıskanırım      
Ben seni elden, güzel” diyerek sazın tellerine vuruyorlar.
Burada yer verdiklerim, Anadolu ile Mezapotamya’dan toplanmış ezgilerin sadece birkaç tanesi ve bendir, erbane, zarp, cagon, darbuka, def, gitar, cümbüş, ud, buzuki, bağlama, şelpe, kopuz, cura, sazbüş, djembe, shekere, zil, akerdeon, santur gibi kullandıkları enstrümanların bir kısmını saymak bile onların yaptığı müziği anlatmaya yetiyor aslında.
Kardeş Türküler, âvâz âvâz kardeş türküler söylemeye devam ediyor.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Avaz Avaz Hemavaz / Ahmet Savaş
Ümit Meriç İle Şehir Kültürü ve Edebiyat Üzerine S... / İhsan Aktaş
Ne Kadar Dedimse Fayda Etmedi… / Nurettin Durman
Sanat ve Siyaset / Recep Garip
İm Dolaylarında / Alâaddin Soykan
Tümünü Göster