Hüsn ü Aşk Mısraları ve Şeyh Galib’in Şiiri

172
Görüntüleme

Orijinal buluş ve yeniliklerle gelenekten kopmayan şiir anlayışını dengeli biçimde ve doludizgin götürme ustalığını sergileyen Şeyh Galib; şaşırtıcı ve hayran bırakıcı mısralarla örülmüş olan Hüsn ü Aşk’ı insanı içine çeken bir söz deryasına çevirmiştir. Kaleme alınış sebep ve serüveni, muhtevası, metinler arasında kurulan bağlantılar… Hepsi usta işi ve özgündür.Yirmi beş yaşlarında genç bir şair tarafından, altı ay gibi kısa bir sürede, yetmiş yaşlarındaki bir ustaya, Nefî’ye, nispetle yazılmıştır.Birçok özelliklerinin yanı sıra; şiir poetikasını yine şiirle ve üstelik enikonu ayrıntılarıyla ortaya koyan müstesna bir özelliği de vardır. Eser’in “Der Beyân-ı Sebebi Telif=Eseri Yazmanın Sebebine Dair” bölümünde eski şiir anlayışını Nefî’nin şahsında ağır eleştiriye tabi tutarken kendi şiir anlayışıyla ilgili ipuçlarını da yavaş yavaş ortaya döker. Ana hikâyeye bir girizgâh yaptıktan sonra bu defa, hikâyenin temel kahramanlarından Sühân’ı(Söz’ü) tanıtmaya başladığı bölümlerde tekrar aynı konuya daha kapsamlı bir dönüş yapar. Özelde şiir poetikası, genelde tüm söz sanatları hakkındaki harikulâde tespitlerini döktürmeye başlar.Gerçi Hüsn ü Aşk’la daha da nümâyan olan Şeyh Galib’in başlıca Gayret’inin, Güzellik ve Aşk’ı, Söz ile anlatarak, okuyup işitenleri kendisiyle birlikte Hayret’e düşürmek olduğu Hüsn ü Aşk okurlarınca malûmdur. Güzelliği ve Aşk’ı yeterince tasvir edememe kaygısı eser boyunca asılı kılıç gibi durur ve Hüsn ü Aşk’ı mükemmele doğru hizalamaya çalışır.Hüsn ü Aşk’ın ana karakterlerinden biri olarak ortaya çıkan Suhân kendisini de bizzat kendisi hem metheder, hem de eleştirir durur:Neyim, nasılım, nasıl olmalıyım, nasıl lmamalıyım?Böylece Şeyh Galib’in şiir poetikası da ortaya çıkar. Şimdi fazla söze hacet kalmadan, Hüsn ü Aşk beyitleri rehberliğinde şiirin ne olduğu, ne olması gerektiği konusunda Şeyh Galib’in tespitlerine geçelim:1-Şiir ve elbette Söz, İlâhi bir bahşediliştir. İlk kaynağı Yaratan’dır. Levh-i Mahfuz hazinelerinden ve İlâhi İradeyle Belirlenen Bilgilerdendir. Bu bahşediliş yeryüzüne Kâinat Kitabı insanın idrakine ortak miras olarak intikal etmiş bütün birikimlerin sanatkârane biçimde mısralarla tezahür şeklidir.Taktir edilene eden gerektirSöyleyene de söyleten gerektirSöze bereket veren Cenâb-ı Hak tırİnsanoğlu bu bağışa müstahaktırHâkk’ın sıfatlarının sonu kesilmezSözün bereketine nihayet gelmezİnsaf et dikkatle bak o bolluk nasıl biterCömert harcamışsa da bizlerden öncekiler Söylenir durur halâ nice anlamlı sözlerTahminlerin üstünde sonsuz ve ölçüsüzler2- Bu İlâhi bahşedilişe bütün insanlar potansiyel olarak mazhar kılınmış olmakla birlikte göreceli biçimde sözün en basitini ortaya koyandan başlayarak ustalardan, en ustalara kadar uzanan bir kuşağın varlığını kabul etmek kaçınılmazdır. Ancak söz İlâhi olduğu için Sehlî Müntehi bir söyleyiş yahut Türkî Basit bir deyim, ağdalı ve zorlamalı pek çok mısrayı gölgede bırakabilir. Hüsn ü Aşk bunun örnekleriyle doludur…Affeyleyelim ki belki bilmezBir sürçen atın başı kesilmezHüsn çeker âh üstüne âhBir Âşk bilirdi bir de AllahGeldi başıma bu bir kazadırAllah bilir ya ne maceradırHey bu ne sitemdir Allah AllahHem âteşe yan hem etme eyvâh!”3- Şiir hem ince(sanatkârane), hem yeni bir tarz da hem anlamlı olmalıdır.İnce bir üslûbadır meylimiz bizimYeni bir tarz bekler gönlümüz bizimSöz hem ince hem anlamlı olsun kastımızÜstünlük dâvası değildir amacımız4-Sanatkârının en özgür ve sınırsız hayallerinin mahsulü olmalıdır.Ben mert ona derim ki yeni buluşlar yapsınSanat zevki olana farklı ufuklar açsınUçurur hayal şahinini her yanaO güzel ceylânını yakalamayaHayal geçitlerine girdiğinde deÇarpılmaz dedikodu denilen dev e5-Eserin, başka sanatçıların taklit ve tekrar edildiği hemen anlaşılan, intihâl mahsulü, çalıntı-çırpıntı değil özgün olması esastır.Önce söylenmemiş bir söz bulmalıNice tecrübeyle tamamlanmalıGüzel yüze dudağa etmez tenezzülAçsın ister çemeni görülmedik gül“Bak bak ne güzel ne edâlıGül öpücüklü lâl dudaklıŞu söze dikkat et hele kaç mâna var(!)“Gurbet akşamı gibi omuzda saçlar”Burada ki “hançer”in inceliğine dikkatMeğerse eylemekteymiş kaşlarına işaretHüner olmasına bu da hünerdirAma söz sanatı apayrı şeydirSakız olmuş şeyleri çiğneyip durmaÖncekiler demişler kendini yorma6-Sembollerle çağrışımlara açık olmakla birlikte, müphem ve tutarsız olmamalı sadece bir grubun kendi içinde ezoterik kavramlarla gerçekleştirilen bir iletişim biçimine dönüşmemeli, şiir ayağa düşürülmemelidir.Birazda saçmalık yumurtlayanlarAşağılık hin oğlu hin olanlarAklınca kendini söz ustası sananKahve köşelerinde oturup kalanUğursuzluk sayıklamak işleriAteşler içinde kaknüs kuşlarıSırf şiir satsınlar diye birbirlerineBoş verirler anlam değişikliğineKağıtlar ellerinde hokkalar bellerinde Sokak dükkân demezler gezerler orta yerde sallayıp hayretler eder Eşsiz koca şair Sabit şöyle der;Bir kabiliyet yoktur kendilerindeKararsın isterler şiir denizi de7- Her şiirin herkes tarafından beğenilmesi şart olmadığı gibi beğenilmesi bir eksikliktir aslında. Hatta Şeyh Galibe göre felâkettir.Güzel sözden anlayan taktir ettiyse eğerRengi güzel bir beyit yüz bin cihana değerElimde ki kalemse şunu söyler her zamanHerkesçe beğenilmek bir felakettir, aman!8-Güzel şiirin itici gücü hasretler, acılar, ıstıraplar, dertler belâlardır. Şairi asıl derinleştiren bunlardır.Şaire yanmak yakılmak yakışırDertler belâlar onun tanışıdırHüsn âh çekmelerden hoşnut olmazsaYıkılır da gider bir anda dünyaSen bu âh ı başımda duman mı sandınYoksa feryatlarımı ziyan mı sandınSekiz başlık bulabildiğimiz Şeyh Galib’in şiir anlayışı üzerine söylenecekler bitmez. Biz mevzuuyu basit gibi görünen ama söylenmesi her babayiğidin harcı olmayan bir Hüsn ü Aşk tekerlemesiyle noktalayalım: Zannetme ki şöyle böyle bir sözGel sen dahi söyle böyle bir söz

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Mahmud Derviş: Övgüsü Yüksek Şair / Mehmed Işık
Süreyya’yı Taşlamak: Bir Oryantalist İftirası... / Abdullah Ömer Yavuz
Aksâm-ı Kelâm / Faik Öcal
Kırılmış İşte / Mehmet Baş
Ene’l Aşk / Adige Batur
Tümünü Göster