Süleymaniye Kütüphanesi Eski Müdürü Nevzat Kaya ile Söyleşi

191
Görüntüleme

Sizinle ilk olarak yazma eserler hakkında konuşmak istiyoruz. Bize yazının icat edilmesiyle ve müslümanların yazıdan ne derece istifade ettiği hususunda tarihi gelişmelerden bahseder misiniz?Uygarlarlığın önemli temel taşlarından biri belki de en önemlisi yazının icadıdır, M.Ö. 4000 yıllarında yazınının icadından önce insanlar düşüncelerini resimlerle, sayıları ise ipliklere atılan düğümlerle, tahta parçalarına, ağaçlara çekilen çentiklerle ifade ediyorlardı.İnsanlığın düşünce ufkunun genişlemesi ihtiyaçlarının çoğalması ile yaptığı arayışlar neticesinde yazı icat edildi. Ancak yazıdan beklenilen fayda elde edilemedi. Ona bir altlık lazımdı. Harfleri kendisinde tutacak, fikirleri yazıldığı mekandan bir başka yere veya daha sonraki arayışlara rahatça taşıyabilecek bir taşıyıcıya ihtiyaç vardı.Yazı, kendisini taşıyacak uygun bir taşıyıcı ile birlikte bir haberleşme aracı, bir bilgi ambarı vazifesini üstlenmiştir.Yazı, ilk önce taş, kemik, ağaç kabuğu, kumaş, kurşun ve daha sonra toprak tabletler üzerine yazıldı. Ağır olan bu malzemenin kullanımı güç olduğundan dolayı m.ö. 3000-2000 yıllarında papirüs kullanıldı. Bergamalılar m.ö. 2000 yıllarında parşömen kullandı. Papirüs ve parşömen, pahalı ve kullanımı çok kolay olmayan birer malzemeydi.Miladi yıllarda doğu Asya’da Uygurlar’da ve Çin’de kağıt icat edilir. Altı asır bu bölgeden kağıt dışarı çıkmaz. Kanaatimizce kağıdın ehemmiyeti pek de anlaşılmamıştır.Çinden alınan ve kağıt yapımını bilen esirlerin yardımıyla Semerkand’da yedinci asırda kağıt yapımına başlanır. İlk defa pamuktan kağıt yapımı gerçekleştirilir. Semerkand pamuğu kağıda çok elverişlidir, beyaz ve lifleri uzundur.İslam geleneğinde kitabın menşei ‘’Kur’an-ı Kerim’’ dir. İlk önce toplanıp parşömen (ceylan derisi) üzerine yazılmış ve Peygamber Efendimizin hanımı Hz.Ömer’in kızı, okuma-yazma bilen Hz.Hafsa’nın emanetine verilmiş olan mushaftır.Daha sonra Kur’an-ı Kerim’in etrafında hicri birinci asırda hadis risaleleri yazıldı. İkinci asırda hadis derlemeleri sonucu, hadis kitapları (kütüb-i sitte) meydana geldi. Ek olarak tefsir çalışması başlatıldı. İmam Malik ‘’el-Muvatta’’ isimli kitabını yazdı. Daha sonraki asırlarda müellifler tarafından eser telif edilmeye başlandı.Çok güzel ve faydalı bir geleneğin adımları atıldı. Eser yazan müellif, kitabından bir nüsha daha çoğaltılıyor ve onu bulunduğu beldenin camiine müslümanlar okusun diye koyuyordu.Camiilerde oluşan kütüphaneler daha sonraları medreselerin buralarda kurulmasına zemin hazırladı. Sekizinci asırda kağıt islam dünyasına, müslümanların eline geçince onu bütün imkanlarıyla kullandılar.Bütün devlet dairelerinde, askeri işlerde ve en önemlisi eğitim ve öğretimde müslümanın ilme ve öğrenime olan aşkı ve heyecanı kağıtla birleşince Türk-İslam medeniyetinin temelleri diye bileceğimiz o devre göre büyük işlere giriştiler. Medreseler, kütüphaneler, darül-hikme’ler kuruldu ve buralarda kitaplar yazıldı, istinsah heyetleri, mütercim odaları kuruldu. Bu devirde durup dinlenmeden heyacanlı bir faaliyet içine giren müslümanlar bir taraftan kitaplar satın alıyor veya rehin bırakılmak suretiyle getirilip istinsah ediyorlardı. Ayrıca yabancı dilden tercümeler yapılıyordu.Yapılan bu tercümelerden kütüphanenizde yazması bulunanlardan birkaç örnek verebilirmisiniz? Yazma eserlere merakı olanlar için faydası olacağı düşüncesindeyiz.Yapılan tercümelerden:1- Diskorides’in ‘’De Materia Medican’’ isimli dünyada miladi yıllarda yazılan ilk botanik (bitkiler) kitabıdır. Huneyn bin İshak (-260/873) ‘’Kitabül Haşayış Fi’t-Tıb’’ ismiyle arapçaya tercüme etmiştir.2- Milattan önce 200 yılında Ablonyos isminde ünlü bir matematikçinin, geometride konikler hakkında yazmış olduğu eserdir.Bu eseri Musa bin Şakir (259/873) ‘’Kitabül’Mahrutat Fi İlmi’l-Hendese’’ adı altında arapçaya tercüme etmiştir. Süleymaniye Ayasofya kütüphanesi 2762 numarada bulunan 1040 yıllık bir yazmasını Prof. Dr. Nazım Terzioğlu tıpkı basımını 1970’li yıllarda yaptı.Yazmaların zamanımıza kadar gelememiş olduğu ve bu yazmaların ne sebeple ortadan kaybolduğu hakkında herhangi bir kanaatiniz var mıdır?Yazmaların tamamının zamanımıza kadar gelememiş olduğunu İbn Nedim’in ‘’Kitabu’l-Fihrist’’inden ve Katip Çelebinin ‘’Keşfu’z-zünun’’ isimli kitabından öğreniyoruz. Bu iki kaynakta geçen bazı kitapların bugün dünyada hiçbir kütüphanede bulunmadığı bilinmektedir.Bu eserler nasıl yok oldu? Bir talihsizlik olarak iç savaşlar sırasında veya yabancı işgalleri sırasında, yapılan savunma savaşları esnasında gereken ihtimamın gösterilememiş olması nedeniyle bir takım yazmalar yok olmuştur. Zamanın yıpratıcı tesiri, nem, ısı, ışık gibi fiziki olaylar neticesinde mantarlanıp yok olan kitaplar, mürekkebin içerisinde, aharın içinde bulunan karışımlar uyum sağlamadığı zaman meydana gelen yapraklardaki kararmalar ve yanmalar kitaplara zarar vermiştir.Yangın ve sel sebebiyle yok olanlar da vardır.Endülüs-Gırnata da hıristiyanlar tarafından yüzbinlerce yazma kitabın yakılması suretiyle yazmaların bir kısmı yok edilmiştir.Hocam sizin hat sanatları konusunda ilginizin olduğunu biliyoruz, özellikle bizlere teşvik ettiğiniz gibi kütüphanenizi kullanan genç talebelerinize de hat çalışmasını öneriyorsunuz. Hat örnekleri yazma eserlere nasıl yansımıştır? Sizin özellikle vurgulamak istediğiniz nelerdir?Yazma eser, belli bir konu veya konuların işlendiği, terbiye edilmiş kağıt üzerine elle yazılmış, iki kapak arasında bulunan kitaptır. Bir veya birden fazla cilt olabilir. Daha az yapraklı olanına ‘’risale’’ denir. El şeklinde olup, kısa tarafından ciltlenmiş (blok not şeklinde) olanına ‘’cönk’’ denir.Gelenekli sanatlarımızın bir kısmının ilk örnekleri, asılları yazma eserlerimizdedir. Bu sanatlarımızın menşeilerini ve asırlarını yazma eserlerimizde tenkib edebiliriz.Aynı zamanda bu eserler bulundukları yörenin ve yazıldıkları devrin sanat anlayışını ve ‘’hat’’, ‘’tezhib’’, ‘’minyatür’’ ve ‘’ebru’’ gibi sanat örneklerinin asıllarını üzerlerinde barındırırlar.Yazma eserlerden anlayan, uzman eleman yetiştirilmeli. Bu elemanlar eserleri derinlemesine tasnif ve tarif etmeli. Genişçe konu kartoteksleri çıkartılıp kütüphanelerin en gözde yerine, rahatça ulaşılabilecek, girişe en yakın yere yerleştirilmeli, katolaglar hazırlanarak ilim dünyasının hizmetine sunulmalıdır.Bugün teknolojinin gelişmesiyle fiziki şartlardan etkilenmeden kitaplar rahatlıkla korunabilmektedir. Ancak Osmanlı döneminde de kitaba ve ilme verilen önem herkes tarafından biliniyor, onlar o devirde kitapları koruma işini nasıl sağlamışlardır?Osmanlılar zamanında yapılan kütüphane binalarının tamamına yakının alt kısımlarında bodrum katı vardır. Bu katlar boştur. Kitapları rutubetten korumak için bodrum üstüne yapılmışlardır. Atıf Efendi, Ragıp Paşa, Murat Molla kütüphaneleri böyledir. Kitaplar rutubetli mekanlarda saklanmamalı, güneş görmemeli, tozlu mekanlarda bulunmamalıdır. Depolara kapasitesi kadar kitap konmalı, raylarda sıkıştırılmamalıdır.Günümüzde kitapların onarımı nasıl yapılmaktadır, Süleymaniye Kütüphanesi’nde bu onarımın ne düzeyde olduğu konusunda bizleri bilgilendirir misiniz?Yazma eserler, üzerlerinden seneler geçmesi, uygun olmayan mekanlarda, kötü hava şartları veya kötü kullanım sebebiyle hastalanır, mantarlanır veya yırtılabilirler. Bu bakımdan bu eserlerin tamirlerinin yapılması gerekir.Osmanlılar zamanında tamir konusunda bir takım çalışmaların olduğu bilinmektedir. Osmanlıların son yıllarında ve Cumhuriyetin ilk yıllarında bir boşluk olmuş. İstanbul’un çeşitli yerlerinde kurulmuş olan yazma kütüphaneler 1918 yılından sonra Süleymaniye Kütüphanesi’ne bağlanmıştır. 1930 yılında kütüphanede ‘’patoloji servisi’’ adı altında bir kitap tamir servisi kurulmuştur. Burada ihtiyacı olan kitaplar onarılmaktaydı, daha sonra ‘’Araştırma ve Onarım merkezi’’ haline getirilen bu birimin daha da verimli bir halde getirilmesi için çalışmalar sürdürülmektedir.Bu birimde, asidi lifleri, uzun kâğıtlar, geri dönüşümlü ve yazmaya zarar vermeyen yapışkanlar kullanılmaktadır. Sahtiyan dediğimiz keçi derisi ciltlerde kullanılmaktadır. Ciltlerde altın, şiraze örümünde ibrişim kullanılır.Nevzat Kaya hocam, Ay Vakti adına teşekkür ederiz.Rica ederim, ilginiz için ben teşekkür ederim, sizlere başarılar dilerim…

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Mahmud Derviş: Övgüsü Yüksek Şair / Mehmed Işık
Süreyya’yı Taşlamak: Bir Oryantalist İftirası... / Abdullah Ömer Yavuz
Aksâm-ı Kelâm / Faik Öcal
Kırılmış İşte / Mehmet Baş
Ene’l Aşk / Adige Batur
Tümünü Göster