Sır Düşümlü Gece Hikâyeleri

163
Görüntüleme

‘’Başlangıçlar’’ dedi kadın, susmuştu bir su kenarında, kulağında çınladı zehir yeşili sesleri kurbağaların.Göçmen dilince söylemişti şarkısını, hüzün kan kırmızıydı. Anlamasındı hiç kimsecikler, bulunamasındı dinleyecek hikâyeyi.‘’Ve kırlangıçlar gideyazacak’’ dedi adam susunca uzun uzun; haber, yel değirmenlerinin oradan esmişti rüzgârın tozunu kaldırarak.‘’Bilmiyorsun’’ dedi kadın. ‘’Bilmiyor kimse, dinlemedi daha önce de, nerede başlamıştı hikâye.’’‘’Susmasam…’’‘’Anlatsaydın!’’ZambakBembeyaz zambak zamanıydı… Müjdeci takvimler…Bahçeden seslerin kargaşası geldi, hışırtısı bollandı kalabalığın. Esintisinden rüzgârın kokusuikinci katın balkon demirlerinden doluştu arsızca, iliklerine kadar rahatsız oldu.‘’Dur!’’ Dedi kadın ‘’Hiç iyi bir vakit değil.’’ Erkence gitmeye yeltenen kırlangıçlara…Çıktığında bulduğu neydi, bütün basamaklara yol verdiğinde olayların akışı değişir miydi?Bekleyip kalsaydı gün boyu, bitirmeseydi zamanı her soluklanmada.’’Göçmeseydi kırlangıçlar…’’Dedi AdamKaranlık koridorların aklında kalır mıydı, geçmeden giden yolcuların konukluğunda yaşananlar?Her tartışma başladığındaki kadar haklı mıydı? bütün taraflar olgun durmuşlardı pencere önü.Her kapalı kapının zorlanmasıydı, dönenlerin suskun beklenmişliğinde gizli bırakılmış sebepler.Arkamızda bıraktığımız ne varsa hesaplanmasaydı, olmayacaktık şimdi bu vedanın bir gün sonrasında.Çok geç!Kaç hikâyenin serim kapısıydı zorlanan ve açılmasın mı istenmişti çokça dua gibi geldiğimiz yer.‘’Susmalı.’’ Dedi kadın.‘’Konuşmasak, geçsek.Bak, çiçekler mahzun, lavinya ağıdı bu…En sevdiğin zambak… Zamanı şimdi, denk düştü gidişlere bembeyaz.Kırlangıç vedası…Aklını bırakıvermişti mermer kabuklarında, vakitsiz gidenlerin düşündürdüğü zamansız akşamları.Adam durdu ve döndü.Yeniden miydi, yeniden mi başlayacaktı?Uzun hesapların kayıtları zaten düşülmemiş miydi, bu akşamdan önceki zamanların birinde?‘’Eskidendi, annen henüz gitmemişti. Son yolculuğundan az evveldi, mayıs gibi.’’‘’Dinleyen olmazmış çiçekler uyusun mu?’’Değiştirdi, düşüncenin akışında, kesti yolunu soruların ve üzüntünün kanatarak koparttı kanatlarını kadın.‘’Susmam ben, sen şarkını söyle; duyulacak kadar olduğunda çıkmıştık kırlara.’’Menevişlenirken aşk her bahar, böyle çiçeklenir masallar anlatılırsa; bir küçük çocuk nereden bulunsa.’’ İki dirhem gözlerin…’’ Dediğinde ağaçlarda bir heyecan, pespembe yanakları meyveye durmuştu.’’ Anımsadın mı? ’’‘’Yaralarını sarmam çocuk’’ Demişti, salıncakta sallanırken hızla düşecek gibi duruyordu elleri.‘’Gizli bir keyif bu hissettiğim. Beni deli eden!’’ Rüzgârda saçları buklesinde kaybolurdu.Mahcup bakışlar sakladı, gözleri gülümsedi eğerken başını yaşlı çınar. Kurdelesinden çözüldü kurşuni sözleri, değişirken, akşamın rengi bulutlandı. Sanki son söz işitilecek gibi değildi. Sesi keskin bir hışırtı kapattı, aklından geçip gitti bütün yollar.’’ Sığırcıklar’’ Dedi kadın.’’ Yine üşüşmüşler bütün suların göllerinde balıkların aklı çıkıyor. ’’Görünce gözlerinde, umudu kaplıyorlar bulutumsu çekirgeler sesleriyle, yağmurlar da susacak oluyor onların kanatlarından.‘’Derin göçükler bırakarak’’ Dedi adam, ’’ Giderken bütün kuşlar ziyana ortak olmalı onca hengâmenin sorumlusu. ’’Gülümseyişin tellerini bırakırken rüzgârın karışık saçlarına, kuşburnu tadında bakındı kadın. Karıştı hayatın içine, çekirgelerin sesinde kayboldu çekingenliği.Kuşkusunu kaldırdı, düşüncelerini sıfırladı, amansız bir durum haritasında değiştirdi bütün olası gidişleri gözyaşına hapsettiğinde. Rahatlamayı çiviledi gözlerine soluklanarak arkasına yasladı koltuğunu gri arabanın.Spiral yokuşu zorlanarak tırmanıyordu araba. Kadın arkada oturtmasa tutacak gibiydi adamın ellerini umutla.Sadece ve sadece omzuna dokunabildi. Deniz gördüğü son resimdi.Bir dahaki zambak zamanı dönmedi kırlangıçlar…

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Mahmud Derviş: Övgüsü Yüksek Şair / Mehmed Işık
Süreyya’yı Taşlamak: Bir Oryantalist İftirası... / Abdullah Ömer Yavuz
Aksâm-ı Kelâm / Faik Öcal
Kırılmış İşte / Mehmet Baş
Ene’l Aşk / Adige Batur
Tümünü Göster