Elips Ve Anti-Elipsa

142
Görüntüleme

Dil, bir iletişim, haber, etkileşim aracı olarak söylem faaliyetinin esası sayılır. Toplum hayatının sürekli gelişmesine de bağlı olan söylem faaliyeti, devamlı bir bilgi birikimi niteliğinde çatallaşarak gelişmeye devam eden bir cereyandır da. Böyle olunca, karşılıklı bilgi alış verişinde devamlı olarak yeni yeni ihtiyaçlar ortaya çıkar. Bu da doğal olarak, dilin imkânlarından daha tutumlu, verimli faydalanabilme eğilimini doğurur. Dilin, cemiyetin hayatına bağlı olarak gelişirken, mantıksal bir mükemmelliğe doğru ilerlemesi doğaldır. Mantıksal açıdan ideal veya mükemmel olan bir dil hakkındaki tasavvur, bilgileri kapsama hacmiyle kodlama kuralları arasındaki belirli ilişkileri değerlendirme temeli üzerine kurulur. Kodlama kuralları ve anlamı ifade etme, konuşma ihtiyaçlarının dinamik uygunluk ilişkileriyle ilgilidir. Dildeki tutumluluk ilkesini, dilin konuşanlarının geniş kapsamlı bilgilerini, bu kodun kuralları çerçevesinde olabildiğine az ifade çaba ile gerçekleştirme çabasıdır, şeklinde tarif etmek mümkündür. Dildeki tutumluluk ilkesinin temelinde elips (eksilti) oluşur ve bu da dilin, genellikle, sözdizimsel düzeyinde ortaya çıkar. Birincisi, iletişim esnasında dil birliklerini tutumlu olma yoluyla, konuşmacı kendi zamanını tasarruf eder, ikincisi, düşünceler kısa ve kesin olarak ifade edilir, üçüncüsü, belirli bir dil birliğini bile bile indirmek yoluyla amaçlanan üslüpsel hedefe ulaşılır. Tutumluluk ilkesi, konuşma (iletişim) esnasında bilinçlilik ve entüisyon (duyarlılık) esasına dayanmış olup, süreklilik arz eder. Bu konuda Ş. Balli’nin şu cümleleri çok yerindedir: “… eğer biz söyleyecek sözlerimizi hep tam olarak ve onların arasındaki ilişkileri göstererek söylersek, insanlar arasındaki doğal konuşma oluşmaz. İnsanın şuuru daima çok uzun ve hantal söylem gerçeklerini kısa ve kullanışlı lengüistik semboller ile değiştirmeye çalışır. Bu ise, belirli anlamda kesin sayıları ifadeleyici cebri hatırlatır. Dolayısıyla, isim (ad) her zaman nesne veya düşünce tavsifini tekrarlama gerekliliğinden kurtarıcı özel işaretten başka bir şey değildir. Sözlüğün en altına kadar giden fen sözcüklerde daima nesnelerin sıkı tariflerininin gizlendiğini görecektir”  [2: 73].  Söylem esnasında elips olayının oluşum sebepleri ve onun fonksiyonel kullanım özellikleri lengüistik kaynaklarda belirli derecede incelenmiştir. Bu tür kaynaklardan, elipsin yapısal-lengüistik kurallarının, iletişim çevresinin, konuşmacıların ifadelenmekte olan düşünceye yönelik sübjektif münasebetlerinin, dil birliklerinden kullanabilme ve düşünceyi ifade etmedeki münferit özelliklerin vb. konuların aydınlatılmaya çalışıldığını biliyoruz. Bazı lengüistler, söylem esnasında dil birliklerinin tutumlu olarak kullanılmasının, bu hadiseye zıt olan gereksizliği gidermekle ilgili olduğunu düşünüyor ve bu iki hadiseyi bir birlerini tamamlayan düşünceler olarak değerlendiriyorlar [4, 6, 12].Söz konusu dildeki tutumluluk oluşurken, gereksizlik sorununun da ayrı olarak görülmesi gerekiyor. Gramer yönünden gereksizlik de belirli ölçüler karşısında ortaya çıkar. Bu olaya, dilin fonetik, sözcüksel, gramatikal ve anlamsal düzeylerinde rastlanır. Dil bilgini âlim R.Yakobson’a göre, “gereksizlik” düşüncesi lengüistik alana (dilbilimine),  retorik alandan (belagattan) geçmiştir [15]. Düşünceyi ifade etmede, kullanışlılık ve kolaylık verici tutumluluk ilkesi doğrultusunda, dil birlikleri, söylemde gereksiz kullanıma her zaman düşebildiği gibi düşmeyebilir de. Özbek lengüistiğinde de dildeki tutumluluk ve gereksizlik meselesinin incelendiği çalışmalar vardır [5, 8].    “Dildeki gereksizlik” ve “tutumluluk” düşünceleri birbirinden ne kadar farklı ise, bir o kadar da birbirleriyle bağlantılı ve ilişkilidirler. Yani, “tutumluluk”ta anlam çok önemlidir; gereksizlikte şekil çok olur önemlidir. Bilindiği gibi, onların birisinde şekle ait birlikler tasarruf edilirse, diğerinde anlama ait birliklerin tutumluluğu önem kazanır” [14].Yukarıda geçen durumlar dildeki tutumluluk ve gereksizlik ilkelerinin lengüistik tabiatı, anlamı ve mahiyetini incelemede lengüistikte türlü bakışların ortaya çıktığını kanıtlar.Çalışmalarda konuşmacının dil birliklerinden kullanabilme imkânına göre ifadedeki eksiklik, dilde cümlenin tam yapılı modeli ve söylemdeki tam olmayan varyantının bir birine ters düşürülmesi gibi hususlar, elipsi belirleyici önemli ölçütler olarak karşımıza çıkar. Çoğu bilim adamlarına göre [1, 7, 13], ifadedeki herhangi parçanın indirilmesi, elipsin önemli mizanıdır.  Elipsin söylemin figürlerinden biri olarak oluşumu ve gelişimi, eski dönemlere aittir. Elipsin gramer hadisesi ve üslüpsel vasıta olarak kabul edilmesi ise, eski Yunan konuşmacılarından biri olan Kvintilianın adıyla ilgilidir. O söylem esnasında kullanılan ifade ve tasvir vasıtalarını figür ve troplara ayırmıştır. Dolayısıyla, figürleri düşünce ve söylem görüntülerine ayırır. Ondan sonra söylem figürlerini üç gruba ayırıp, elipsi gramerin figürlerinden biri olarak sayar ve sentaksin teorik gelişiminde önemli yer tuttuğunu belirtir [11]. Elips ve anti-elips sorunu lengüistikte en tartışmalı ve zor meselelerden biri sayılır. Lengüistik alanında elips ve anti-elips hadisesinin farklı farklı açıklanması ve yorumlanması, bu konuda kesin bir düşüncenin olmaması da, bu konuya ait birçok meselenin, özellikle, elipsin durumsal elips, metinsel elips, anlamsal elips gibi türleri ve onların özelliklerinin üzerinde düşünülmesi gerektiğini göstermektedir. Dilci alim N.Mahmudov bu hadisenin oluşum sebeplerini aşağıdaki gibi açıklar:Özbek Türkçesi, iletişimde müşahedeye çok sıkı bir şekilde bağlanma özelliğine sahip olduğu için, cümlede birçok parçayı bu müşahedenin seçimine dayalı olarak düşürür. Sonucunda, gizli ya da örtülü bir ifade tarzı ortaya çıkmış olur. Cümledeki herhangi parçayı, bu şekilde düşürerek kullanma tarzına, lengüistik alanında elips denmektedir. Elips, düşüncenin (ifade edildiği durumda ya da metinde), daha kolay ifade edilmesini sağlamak için, başvurulan yöntem ya da aza indirgemedir [10]. Elips, konuşmacının, amacına göre dile getirilen ve yeniden yapılamayan, yani ifade anlamına göre söylemde katılımcı olan, fakat söz ile ifade edilmeyen haberdir. Aslında söylemin anlamında olan fakat düşürülen bu öğeler, üslup ve amaca göre imkânlar dâhilinde yeniden dile getirilebilir. Böylece elips, söylemde, asıl olmayan parçaların katılımını azaltır. Elips denilince dilin, genellikle, sathî birliklerinin söylem esnasında düşürülmesi anlaşılırken, bu hadiseye tam ters kutupta gelişen başka bir dilsel bir üslubun olması da doğaldır. Böyle hadise lengüistikte anti-elips olarak değerlendiriliyor. Özbek Türkçesi lengüistiğinde bu düşünceyi ilk defa dilci âlim Prof. Dr. N.Mahmudov ele almıştır. Âlim “Özbekçede Elips” adlı doktora tezinde Фронтдагилар қайтдилар (Cephedekiler döndüler) ve Фронтдаги йигитлар қайтдилар (Cephedeki yiğitler döndüler) örneklerini getirmiş; İlk örneğin eliptik yapı olduğunu, onda ifade vurgusunun “dönmek” fiilinde olduğu, ikinci örnekte de, ilginin “dönmek” fiiline değil, belki nesneye çekildiğini, cümlenin eliptik olmadığını ve böylece elipse zıt olan bir hadisenin oluşacağını göstermiştir. Böylece âlim, bu hadiseyi “ellipsis antipodu (elips antipodu)” diye adlandırmıştır [9]. Lengüistik çalışmalarda genellikle elipsin türleri, konuşma dili ve yazılı dilde oluşma imkanları hakkında söz edilmesi gerektiğini de ayrı olarak vurgulamalıyız.Lengüistikte elipse zıt kutuplarda olan tam yapılara yönelik “nâ-eliptik cümleler” [3] ve anti-elips [13] terimleri kullanılmaktadır.Dilde eliptik (eksiltili) yapılar ile sözdizimsel-yapısal birliklerdir ve bunlar, tam yapılar ile üslup bakımından zıtlıkta durur. Lengüistikte bu tür eliptik kullanıma ters düşen, böyle tam yapılara anti-elips denir [13]. Demek ki, anti-ellips tam yapılı, görevsel temellerine sahip olan, üslup açısından çeşitli amaçlarda kullanılması uygun tam şekilli bir yapıdır. Anti-eliptik yapıların lengüistik-stilistik durumu, tam ve tam olmayan cümlelerin dinamik zıtlığıyla belirlenir. Yani, birbirine zıt kutupta yer alan eliptik ve tam cümlelerin ihtimalî-sıklık vasıflarının herhangi bir görevsel üslubunda veya söylemin fonksiyonel bir türünde uyuşmasına göre belirlenmiş olur.Anti-elipsin yapısal-sözdizimsel ve üslupsel yönden böyle söylem ortamlarında elipse nispeten az kullanıldığı görülmektedir. Konuşma (iletişim) sırasında elipsin faal kullanımı normal bir görünüştür.Anti-elips lengüistik bir olgudur ve belirli bir üslupsal öneme sahiptir. Onun kendisine özgü özellikleri, diyalog metni elipsi ile monolog metni elipsin bazı şekilleriyle karşılaştırıldığında belli olur. Çünkü elipsin bu türleri tam yapılara yönelik yazılı söylemde görevsel üsluplar çevresinde az sıklığı ile tavsif edilir. Dolayısıyla, onlar kendisine ters düşen tam yapılı cümlelere göre tarafsız üslupsal bir fon rolünü oynayamaz. Anti-elips elipse göre, daha dar yapısal dil bazına sahip olan “tam terkipli yapılar”, “eksik terkipli yapılar” üslupsal zıtlığının parçası olarak tekrar parçalı monolog ve diyalog metinler dairesinde önemli yer tutar. Özet olarak, konuşma esnasında dilin tutumluluk ve gereksizlik ilkelerinin her zaman söylemi yönettiğini söylemek mümkündür. Aynı zamanda da, söylemde duygusal-anlatımsalı sağladığı, türlü anlam inceliklerini ifade ettikleri, edebî metnin estetik etkileyiciliğini artırdığı da bu tür yapıların baş görevlerindendir. Fazilat İBRAGİMOVA* Abdulla Kadirî adındaki Cizzeh Devlet Pedagoji Enstitüsü (Özbekistan), Özbek Filolojisi Fakültesi, Özbek Dilşünaslığı Anabilim Dalı Öğretim Üyesi.Kaynakça1. Balli Ş. Fransuzskaya stilistika. – Мoskva, 1961. – S. 317-318.  2. Balli Ş. Fransuz stilistikasi. – Тoşkent, 2009. – S. 73.    3. Barhudarov L.S. Problemı sintaksisa prostogo predlojeniya sovremennogo angliyskogo yazıka: Avtoref. dis. dok. filolog. nauk. – Moskva, 1965.  – S. 38.    4. Duduçeva R.E. Struktura nepolnosostavnıh predlojeniy angliyskoy dialogicheskoy reçi: Avtoref. diss. kand. filolog. nauk. – Tbilisi, 1967. – S. 29. 5. Eltazarov C. Tildagi tecamkorlik tamoyili va qisqaruv.  – Samarkand, 2004. – S. 27.   6. Glagolev İ.V. Yazıkovaya ekonomıya i yazıkovaya izbıtochnost’ v sintaksise razgovornoy rechi (na primere nemetskogo yazıka): Avtoref. diss. kand. filolog. nauk. – Moskva, 1967. – S. 20.  7. Kuznets M.D., Skrebev Yu.M. Stilistika angliyskogo yazıka. – Moskva, 1960. – S. 66-68.  8. Mahkamov N. Adabiy norma va pleonazm. – Toşkent: “Fan”, 1988. – S. 92.   9. Mahmudov N.M. Ellipsis v uzbekskom yazıke: Diss. kand. filolog. nauk. – Тoşkent, 1978. – S. 110.   10. Mahmudov N.M. Özbek tilidagi sodda gaplarda semantik-sintaktik assimmetriya. – Тоşkent: “Ökituvçi”, 1984. – S. 133-134.   11. Malyavina L.A. U istokov yazıkoznaniya novogo vremeni. – Moskva: “Nauka”, 1985. – S. 110.   12. Reunova O.İ. Elliptiçeskoye predlojeniye v sovremennom angliyskom yazıke: Diss. kand. filolog. nauk. – Moskva, 1968. 13. Skovorodnikov A.P. Ekspressivnıye sintaksiçeskiye konstruktsii sovremennogo russkogo literaturnogo yazıka. – Tomsk: “Izdatel’stvo Tomskogo universiteta”, 1981. – S. 254.   14. Şeronov B.Ğ. Özbek tili gap kurilişida lisoniy ortikçalik: Filol. fan. nom. diss. avtoref.  – Toşkent, 1996. – S. 21.  15. Yakobson R. Lingvistika i teoriya svyazi // V.A.Zveginsev. İstoriya yazıkoznaniya XIX-XX vv. v oçerkah i izvleçeniyah. Çast’ I. – Мoskva: “Prosveşeniye”, 1956. – S. 346. 

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Kırmızı M.A. N ve Babam / Ayla Coşkun Ceren
Suçlu Kim? / Duran Çetin
Seçim / Ay Vakti
Araftaki / Zülâl Sahra
Ruh / Müjdat Er
Tümünü Göster