Yüzü Ölüme Dönmüş Gecenin

172
Görüntüleme

Yüzünü, ölüme dönmüş bir geceden düştüm şehrine, bir yanımda yağmur, bir yanımda “yüz yıllık yalnızlığım” ben hiç saymadım,  kim bilir kaçıncı asır; Hangi mevsimindeyim sensizliğin… Telafisi olmayan, yaşanmamış dünler sancısı, yağmurlarla örülmüş çocuksu bir masaldı, ellerimizden süzülen, her dile gelişinde, gözlerimin içinde bulutlarca ağlamalara gebe… Ve yürek..!Kendi çölünde isyan seli; bir asi ırmak..! -hep tersine akan- belki de bu yüzden, her aşkta gözlerimi yokluğuna yumdum ben… Her oyunda kendine ebe kimsesiz bir çocuk kaldım…Ve şimdi..!İçimde yaprak döken bir mevsim gibi gitmek, -güz talanı, hoyrat rüzgarlarca vurgun- sol yanım ağlayan bir çocuk hala, gözyaşıyla güvercin besleyen; Gökyüzünde, kanadı kırık uçurtmalar hasreti, gerisi yangın,gerisi duvar… Geride bir tek adın var..! Ve adın dilimde bir deli kıyamet ve unutulmak tükenmişliğin resmidir şimdi gözlerimde..!Yollar bilirim tren katarlarınca yokluğunu taşıyan, ve zamanlar; Hüzne uyanan kentlerin yorgun suretlerinde, ilmek ilmek intiharlarla dokunan… Karanfil kokulu bir zamandı benim de yürüdüğüm, çocukluğumca anne kucağı özlemler giyinmiş, gecenin ellerinden kabus yudumlayan uykularım kadar yaralı,  adı “geçmiş”,izi kalmış bir zaman…Yüz yıllık yalnızlığmı var, ben hiç saymadım sensizliğimi. Her seferinde, keskin bıçaklar sırtında ayaklarımı eskiterek döndüm kendime… Kan-revan yolların tükenmezliğinde, “meçhul” diye kaydı düşülmüş hayatların kimsesizliğini yüklendim… Hiç kimseliğimle geçtim mazinin üstünden, hiç kimseliğimle ve yalnız! Ama saymadım kaç yıl olduğunu? Kaç asır, kaç sensizlik,kaç sonbahar…Her solukta koşar adım kendi kıyametime göçerken ayaklarım, nice gitmişliğe kar beyaz kefen büründüm, bilsen dilimde kara tren türküleriyle… Meskeni duvar dibi, rutubetli bir çaresizlik oldum bir zaman, mahkum dilinde kendine ağıtlar yakan ve zemheriye durmuş bir Haziran… Sustukça sonbahar kustum, adresi yok mektuplar misali…Geç kalmış vuslatlar kadar anlamsızım şimdi, dudaklarımdan boşalan kan tadında, kekremsi tiryakilikler demliyorum gözyaşımla…Sen aç avuçlarını, aç ki kırmızıya dursun tanıdığın tüm çiçekler, yani ki ölüm bahçelerinde bahar olsun adım… Dedim ya sevdam, yüzünü ölüme dönmüş bir geceden düştüm şehrine… Bir yanımda yağmur, bir yanımda “yüz yıllık yalnızlığım”Ve aşk dediğin, gidenden ve kalandan öte, yüreğimde çıplak ayaklarıyla gezinen; Kendi külünde köz, bir eski zaman hikayesi…Hadi al şimdi, kefen kefen kendine sar beni…. Sar ki üşümesin ellerin; Ölüm, üşümesin gözlerinde…

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Kırmızı M.A. N ve Babam / Ayla Coşkun Ceren
Suçlu Kim? / Duran Çetin
Seçim / Ay Vakti
Araftaki / Zülâl Sahra
Ruh / Müjdat Er
Tümünü Göster