Serzeniş-i Çırak

120
Görüntüleme

Miladı aşalı hayli bir zaman olsa gerek. Bir Ağustos sıcağında camlar ısınmıştı, çiçekler kavruluyordu. Kimileri bedenini mavi denizin sularına bırakmış, kimileri de yeşillikler arasında pembe düşler kovalıyordu. Ben ise sıcak duygularımla beş kat merdiven çıkmıştım, üstelik utangaç ve sıkılgan bir “çırak” edasıyla.
Terzilik sanatında bir usul vardır. Yeni dikilmiş bir elbise ütüsüz haliyle müşteriye gösterilmez. Ama vitrine çıkacak bir ürün mutlak Usta’ya gösterilmeli. Mağazanın kalbi vitrinde atar. İnsan kalbinin atması gibi.

Duyguların hava ile paralel öylesine sımsıcaktı ki; tüm uzuvlarımı ısıtmıştı, hal-i pürmelâl idim.
Hücrelerimin şiirle ahenkte olduğunu, yani şiir saatimde olduğumu müşahede etmiştim. Son bir şiir alıp Usta’ma gelmiştim. Ütüsüz elbiseye, yani, bitmemiş/demlenmemiş şiire Usta nazarı gerek. Öyle kolay mı? Halka mal olacak, halk vitrinine girecek ürünü paldır küldür sun!
“Ustasız sanat olmaz” derler ya, ne de haklılar! Sevgili Ustam; sana vardım, o an şiir saatinde değildin, frekanslarımız tutmadı. Soğuk yeller esti, şiir öksüz ve yalnız kaldı. Milada Kaç Var’da, “İlgisizliğin alabildiğine yalnızlığın yaşıyorum” derken, pek de haksız sayılmam. Yüreğimde bir meteor çukuru açtın. Göktaşının açtığı yarayı yeryüzü sarabilir mi? Hani o şarkı “Gökyüzünde yalnız gezen yıldızlar, yeryüzünde sizin kadar yalnızım” derken ne kadar da güzel tarif ediyor.Sevgili Ustam;
Kavak ağacı üç-beş yılda bulunduğu yerin yüksekliğine varırmış. Ama kullanıldığı alan malum, orada-burada olur. Bir de ceviz ağacı vardır, kırk yılda yetişir, bar verirmiş. Ceviz ağacı milim milim mobilyalarımıza desen olur, motif olur. Ben, ” Sevdam Vasati Kırk Şiir” demişim. Beni her deniz paklamaz, her gönül eylemez. Bana Ustamın, yetmiş anne, yetmiş baba şefkati gösterecek engin yüreği gerek. Ey şair; ilgisizliğinizi bir teneffüs saati kabul ediyor, “ders zili ne zaman” diye soruyorum.
Çırak der ki;
Ben bu dil bahçesinde   
Yeni açmış bir goncayım.   
Aman şair,  
Esme üzerimde deli deli   
Yellerin vurur, kırılır fidelerim.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Yaz Boz Tahtası IV / Alaeddin Özdenören
Şair Çağından Sorumlu / Özcan Ünlü
Tozkoparan / Şeref Akbaba
Umut İçinde Ağıt / Recep Garip
Azap Yolcuları Gidiyorlar;Dünyayı Bir Uçtan Bir Uc... / Nurettin Durman
Tümünü Göster