Bunu Yapamazsın Bana; Gitmelisin Çünkü Buradan,Çürütüp Günahlarımı Zamanın Alnına Çatıp

Biliyorum artık, şeksiz şüphesiz bir şey varsa biliyorum artık; yüreğimi dağlayarak acılarımı alabilirsin ama ümitlerimi alamazsın benden, bunu böyle bildiğin halde kuzgun gibi bir öfkeyle yanıp tutuşuyorsun lakin öyle kolay olmayacak, orada öyle şahbaz bir duruşla beklerken, al ve git demeyeceğim sana çağın istilacı ve hilekar girdaplarını fakat gene de istersen gel bütün kötülüğünle bütün acımazsızlığınla içime otur ve vahşi hayvanlarını sal üzerime, işkencelerden geçir istersen, hiçbiri önemli değil artık, zamanın şahidi çok şeyi yazacak elbet defterine ki insanın özgürlüğü üzerine kurulan tuzaklarla birlikte çünkü ben bundan böyle bütün varlığımla bir hayy’lama olarak çıkıyorum ortaya öyle ki artık ne hicap duyacak bir şey ne de şeytani oyunlarına gerek kalmayacak çünkü içimin dehlizlerini bırakıp gelemem ki sana zifiri karanlıkları da takıp peşime gece gündüz bir arap atı gibi koşarak sana bir zatı şahane gibi  bakamamL
Daha neresi kırılacaktı ki kalbimin?
Daha her şey bitmedi, örgütlenmiş cazibeli bir örseleyişten geriye kalansa benim hep alıpta bir muska olarak yüreğimin üzerinde taşıdığım aşkın bir rüzgar gülü gibi oradan oraya bir nebze döneyim derken ağır bir bühtan ile yarıda kalmış bir sözün, bir eylemin, bir varılası menzilin artık rüsvalık da olsa bir cezbe halinde vura vura, bir derd-i gamı perişanı öve öve, parçalara böle böle, mağrur bir muttaki olarak da olsa, şamdanların ışığı altında dahi olsa, şuh ve şahika bir o kadar cazibe altında taçlandırarak semaya bir tafsilat halinde ben aciz ki şimdi bir hakikat şulesi olarak; haydi teslis yoktur, diyerek, arşı alaya bir ses bırakmak için burada, bütünüyle arızi hallerimden dönerek, ben günahkar, ben aciz, ben fakiri dert ağlayabilirim artık gözlerim açık kalmasın diye böyle gecelerin hep isyankar rüyalar içinde geçip gitmesiyle bende bırakacağı ne varsa artık çok geç diyeceğim; zamana ant olsun, diyerek.
Sana tahripkar diyebilirim bundan böyle!..
Daha neresi kırılacaktı ki kalbimin?
Gel artık bu yalancı ve hilekar süslerden vazgeç, vazgeç ki  mahcubiyetimi aşk hariç her şeyden kendimi vareste tutayım ki bülbüllerin gül dalına konması gibi öyle ince bir de müptela olarak durayım yerimde ki dünya alem bana bir hummalı gibi yaklaşmasın ve de ben bundan başka bir paranoya halinde üstüme gelecek olan belalardan da bir yara almadan çıkmak için bütün gücümle karşımda peyda olacak karizması yok olmuş karanlık yüzlü düşmanımın nasıl olup ta bu kadar bedbahtlığa sebep olduğunu açığa çıkarmanın da vakti gelmiş olacak ki er geç böyle bir musibetten kurtulmak için çareler arayacağımı hesaba katması da bir şey ifade etmeyecek artık ve hayatımın seyrini inkara sürükleyecek her türlü fesadında farkında olduğumu anlayacak kara fücur yüzüyle düşünce ortalığa böyle olur olmaz haliyle elbet ölümden kaçış yoktur nasıl olsa ben ölmem demedim ki savaşım vermektir asl olan hayatta.
Sana çık git hayatımdan diyorum anlıyor musun?
Daha neresi kırılacaktı ki kalbimin?

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Sefer Der Vatan / Şeref Akbaba
Yaz Boz Tahtası III / Alaeddin Özdenören
Mor Işıklar / Recep Garip
Savaş Hazırlıkları / Mehmet Aycı
Sondan Baş Çıkar, Baş Sona Kalır / Nihat Dağlı
Tümünü Göster