Gece

173
Görüntüleme

Koynunda aydınlıkları emzirir. Simsiyah gözlerini andırır sevgilinin. Gözbebeğinde yıldızların ışıltısı… Asılı kandil misali gökyüzünde… Yıldızlar ki ışıl ışıl parlar yakamozlara eş ufuklarda… Yıldız yıldız gelen mektupları açarken her gece, kalbinin penceresinden sızan ışıkla içine bir huzur doğar. Güneşin olur karanlık gecelerde yıldızlar.
Gün aydınlık ye karanlığın bütün bir hali. Hilal kaşları ay yüzlü yarin. İşvesi, gecenin zarif ritmi misali… Teninde gecenin onulmaz aşkı dolaşır. Açık mavi yekpare bir zemin üstünde, beyaz gri bulutlar… Gecenin ortasında aşklar, umutlar ve burukluklar. Tan yeri ağaranda giderilen haller, yoksunluklar… Ve isyanların ve sevinçlerin hayat bulduğu…
Koynunda gecenin soylu tutkular… Koynunda ayrılıkları semirtir. Aydınlık bir akşamın inadına. Zifiri gecelerin dehlizlerinde gizemin zevkini tattırır. Uslanmaz gönlünü bir mahur besteye kaptırır. Ayrılık şarkılarını mehtabın aydınlığında vuslatın sokağına saptırır. Sevgili gecenin sessizliği ninni söylesin. Yıldızlara seyahat edelim sabaha dek… Sonsuz yolculuğa çıkalım. Seni bir koluma, geceyi bir koluma takayım. Sadece gözlerimiz konuşsun. Aşkımız aydınlatsın karanlığı. Azığımız sevgi, yatağımız gece olsun. İsterse yolumuz yokuş… Ama saatler her zaman gece kalsın.
Farklı bir zaman dilimidir o vakitler; aydınlıklarıyla, karanlıklarıyla, ayrılıklarıyla. Dimağın ve kalbin yorgunluklarının atıldığı, yenilenmenin kapılarının aralandığı… Çınlarken kulağınızda gecenin sessizliği, o an bir siz varsınız bir de gece. Nefeslenen ney’in içinden gelen ses ve ellerinize dolaşan yarin saçından bir tel… Tanbur’la, ud’la, kanunla ve kadife bir sesle karılan harçta, klasik musikimiz yeni bir dünya kurar. Medeniyetimizin özlü timsali musikimiz. “Çok insan anlayamaz eski musikimizden/Ve ondan anlamayan bir şey anlamaz bizden./Açar bir altın anahtarla ruh ufuklarını,/Hemen yayılmaya başlar sada ve nur akını/Ve seslenir büyük Itri …”(Y.Kemal)
Günün siyah kızıl akşamıyla saatler ilerlerken yağmurlu ve soğuk bir mevsimde, dalarken mazinin derinliklerine, devşirirken sükutun hasılatını, yine aynı anda istikbalin ufuklarına da şamdanların güçlü ışıklarını tutarak, aydınlık kapılar aralanır. Olsun! Gece isterse simsiyah, kapkara, kıpkızıl olsun. Şimşekler çaksın, tipi fırtına yağmur yağsın, gök patlasın. Gümbür gümbür gök gürültüleri olsun. Ne ki bir gün aydınlık olmayacak mı ? Ne ki isterse güneşli dediğimiz gün olmasın! Bizim aydınlık gönüllerimiz yok mu? Kara kışın mahsulü kar değil mi? Kar beyaz değil mi? Beyaz aydınlık değil mi? Kefen beyaz değil mi? Beyaz temiz değil mi? Varsın kara kış olsun! Kara gece olsun!.Kirlenmiş zihinlerin olduğu güneşli günler olacağına, aydınlık gönüllerin olduğu kara geceler olsun.Zihni ve gönlü aydınlık olanlar için gecenin ve gündüzün,zaman ve mekanın ne önemi var ki…

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Sefer Der Vatan / Şeref Akbaba
Yaz Boz Tahtası III / Alaeddin Özdenören
Mor Işıklar / Recep Garip
Savaş Hazırlıkları / Mehmet Aycı
Sondan Baş Çıkar, Baş Sona Kalır / Nihat Dağlı
Tümünü Göster