Bu Sabah

159
Görüntüleme

Nice günlerden sonra geldi bu sabah.
Nice güneşleri geceye sararak, nice canları toprağa
katarak geldi.
Zamanın kanatları arasında gizli bir pıhtı gibi.
Başka yerlere gitmedi, bizim coğrafyamıza düştü.
Yanımıza, yangınımıza, göğümüze, göğsümüze,
gözümüze, gönlümüze bayram dokunuşu erdi.
Nice ateşlerde piştikten sonra kızardı güllerin yanağı.
Ruhumuzun baharına vardık, kî tenimizi
İbrahimmisâl yangınlara vurduk.
Taze ayrılıklara bölündü toprağımız, yeni uzaklara
savrulduk.
Bulduğumuzu yitirdik, yitiğimizi bulduk.
Yandık ve uyandık, yıkıldık ve sığındık.

Varlığımızı yokluğun saf ayinesinde gördük.
Yoktuk aslında, yokluktu aslımız.
Kabuğunun içinde uykuya dalmış bir tohum gibi.
Topraktaydık ve topraktandık.
Yüzümüz toprağa dönük öylece kaldık.
Yeryüzünden uzakta, gökten habersiz,
günışığından yoksun, suya hasretsiz,
ne çok uyuduk topraktan kabımızda.
Sürgün vermedi ruhumuz, meyveye durmadı
kalbimiz.
Toprağa kandık, yerçekimine aldandık.
Gökçekiminden habersiz kaldık.

Nice güneşler battıktan sonra erdik sabaha.
Asıl suretimizi karanlıkta gördük.
Aslımızın ayinesini yoklukta bulduk.
Var olduk yeniden, yara aldık varlıktan yana.
Hem yokluğa hem varlığa yâr olduk.
Zamanın kılıcı tenimize değdi.
Semanın sütunları kalbimize devrildi.
Uyandık ve uyandık.
Keskin bir sancı.
Kopkoyu acı.
Uzakların korkusu.
Yakınların kokusu.
Derin, sınırsız ve sonsuz yara açıldı varlığımızda.
Neremizi neremizden ayırdı,
nereye savurdu bedenimizi bilmedik.
Toprağa ve göğe yakın,
ufuklara ve yıldızlara komşu bulduk bedenimizi.

Sesimizi arayan ufuklar tenha olmamalı artık.
Bakışımızı bekleyen yıldızlar hâlâ parlıyor.
Dokunuşumuzu özleyen rüzgar savuşup gitmedi daha.
Sözümüze susamış yağmurlar indiriliyor yeniden.
Varlık, bîr yolcunun uçarı bakışını bekliyor.
Varlık, bir insan dokunuşu bekliyor.
Varlık, yeniden var oluyor sade bir tebessümün
kıvrımlarında.
Varlık, aydınlığa çıkıyor bir müminin gözlerinde.

Bu sabah, ışık önünü görmeye başladı.
Sular ilk kez ıslandı.
Ay, sütbeyaz bakışlarda yeniden yıkandı.
Toprak yeniden insan ruhuna elbise oldu.
Gökler, bu sabah derin boşluklarından kurtuldu.
Çocuk sesinden gülücüklerle doydu yedi kat sema.
Bir ihtiyarın suskunluğundan sızan şükürlerle kapandı
sonsuz uçurumlar.
Bir kadın sevincinde, bir ana vuslatında mayalandı
toprak.
Tüm varlık insanın ayinesine düştü yeniden.

Kainat yeniden yoğruluyor şimdi.
Toprak yeniden yoğruluyor; Adem [as] oluyor.
Deniz yarılıyor Musa’larca [as] ve kurtuluşlar getiriyor.
Ateşler gül bahçesine dönüyor İbrahim [as] teninde.
Kalpler ve taşlar yumuşuyor bir Musa [as] asasının
ucunda.
İdris [as] gömlek dikiyor yoksullara, Nuh [as] gemi
yapıyor yetimlere.
Bir İsa [as] dokunuşunda yeniden diriliyor çorak
yürekler.
Bir Muhammed [asm] tebessümünde
herşey yeni yeni renkleniyor ve yeniden
biçimleniyor.

Bu sabahı,
bir yetim kadar yalnız karşılamalı.
Bir yetim kadar çekinerek düşmeliyiz sokaklara.
Bu sabah buluştuğumuz herkesi tanıdık bilmeli.
Bulduğumuz her şeyi yeniden keşfetmeliyiz.
Bu sabaha yeniden ve yenilenerek varmalıyız.

Baharı ve bayramı yeniden taşımalıyız dudaklarımıza.
Gül muştusu devşirmeliyiz yetimin gözlerine.
Elimizde sevinçler büyümeli, bakışımızda teselliler
göz kırpmalı.
Ayaklarımız kırık-dökük mekanlara varmalı.
Yüzümüze göklerin saadetini kazıyıp da mektup
diye götürmeli.
Kucağımızda yeni sevdalar biriktirmeli,
paket paket bırakmalı mahzunlara ve masumlara.
Nice güneşlerden ve nice canlardan sonra,
böyle böyle varmalı bu sabaha.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Yaprak Dökümü ve Savaş Rüzgarları / Ay Vakti
Serencam / Şeref Akbaba
Mutmain Hüzün / Erol Erdoğan
İnanmışlık Var Oldukça / Hakan Özbek
Bu Sabah / Senai Demirci
Tümünü Göster