Uzaklar

151
Görüntüleme

Uzaklar hiç bitmeyen özgürlük hissi uyandırır insanda. Sonsuz uzakların, engin göklerin dip noktasında hissettiğiniz ince duygu, iç benliğinizin gerçek duygusudur. Uzaklar… Kollarında huzur bulduğumuz sevgili. Uzayıp giden vadi; yarin koynuna girer gibi. Sıcacık bir sığınak olur kederlere. Emzirir bıçkın aşıkları. Güneşe salar yansın diye, yüreğinin derinlikleri…
Uzayıp giden çöllerin susuzluğu, sevgiliye duyulan aşkın susuzluğunu andırır. Uzakların içimize serptiği serinlik; dudaklar kuruyup, damaklar birbirine yapıştığında, boğaz tıkandığında, yetişen abıhayat kaynağı gibidir.
Yüce dağlar, tepeler zirvelerinde bekleyen, hasret duygularını devşirmeye çağırır. Ulaştığınızda zirvelere, hayal dünyanız kanatlanıp, engin vadilere doğru yol aldığında, içinizde bir huzur uç verir. İçinizde ki derinliği fark edersiniz. Dışınızdaki uzaklara eş… Yükseklikle enginlik arasında bir hayatın gel-git’leri her an yaşanır da fark edilmez. Sonsuz ufukların, engin göklerin, uzayıp giden çöllerin, birbirine omuz vermiş sıra dağların uzaklarında bulursunuz aradığınız teselliyi. İnsan olmanın anlamını hatırlatırlar adeta. Suskun heybetleri ile… Ürkünç oluşları tehlikeli gibi oluşlarından değildir aslında. Yüceliklerindendir. Ancak büyük ruh sahipleri idrak edebilir bu dili. Söylemek istediklerini çözümleyebilir. Bu, salt aklın üstünde bir algılamadır.
Kendi iç derinliğinin farkında olmalı insan.Dışımızdaki derinlikleri içimizdekilerle buluşturmalıyız. İçimizdeki uzaklar dışımızda da uzayıp gitmektedir ya da dışımızdaki uzaklar içimizde… Uzaklarla olan bağımız böyle doğal bir bağdır.Uzakların ışığına tutmalıyız fikir ve gönül aynamızı. Seyret o zaman coşkuyu ve aşkı. Yanar dağların lavları gibi akar, akar da buluşur su ile. Söner de tekrar akar akar doyumsuzca… Tekrar buluşur tekrar söner. Tekrar buluşur tekrar yanar. Bu seyr-i süluk böylece döner. Biz eğer doğanın bir parçası isek ya da doğa bizim parçamız ise, içimizde de yanardağlar vardır. Dışımızdaki gibi… İçimizdeki yanardağlar bizim gönlümüzdür. İnsan doğa ile doğal olan ile bütünleşmeyi başarabilmeli. Yaratılış kimyasında bulunan su, toprak ve hava ile irtibatlaşmalı. Doğanın bugüne kadar değişmeyen, hiç değiştirilemeyen ve değiştirilemeyecek olan sabit varlık ve kanunları ile barışık olmalı. Doğayla barışık olan kendiyle de barışık olur. Doğayla kavgalı olan kendiyle de kavgalı olur. Bunun tersini düşünmek de mümkün. Neden zorlaştırıyor şu insancık hayatı? Neden barışık olamıyor fıtratı ile? Neden aşkın düşüncelerin ve emellerin insanı olmak istemiyor? Neden kendisinde bulunan ruhun yüceliğini fark edemiyor? Neden kabalığın ve düzeysizliğin peşinde? Neden ayrıntıları ve küçük şeyleri atlıyor?Evet neden yakalamaya çalışmıyoruz uzaklardaki gizemi ve de içimizdeki gizemlerin uzaklarını?
Uzaklar, derinlikler, yükseklikler hepsi aynı mistik duyguyu uyandırırlar. Erdemli bir fikrin ve gönlün uzak(ufuk)ların da, engin denizlerin derinliklerini ya da masmavi gökyüzünün erişilmez yüksekliğini buluruz. Buluruz da irfanı bir fikrin ve gönlün has adamı olmaya aday oluruz. Evet yükseldikçe alçalan, alçaldıkça yükselen bir gönle sahip olmak gerek. Ve gereklerin dünyasından aşkın, irfanın katlarına tırmanmak…
Uzaklarla hüzünlenir bir an dalan gözlerim. Uzaklar olur tesellim, uçsuz bucaksız sahra ve birbirine omuz vermiş sıra dağlar…

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Yaprak Dökümü ve Savaş Rüzgarları / Ay Vakti
Serencam / Şeref Akbaba
Mutmain Hüzün / Erol Erdoğan
İnanmışlık Var Oldukça / Hakan Özbek
Bu Sabah / Senai Demirci
Tümünü Göster