Sanat

221
Görüntüleme

Sanatsal ürünlerin ortak özelliği belirginlikleridir. Kendine özgü lisanıyla konuşurlar. Her bakışın söylediklerine karşı cümleleri vardır. İzleyicilerin bakışlarındaki sıcaklık, soğukluk,yaklaşımdaki ilgi veya ilgisizlik aynıyla karşılık bulur eserde. Yani eserin kendine özgü savunması ya da kabulüdür bir bakıma.
Sanat yüklü eserlerin verdikleri haz, algılatma gücü oranındadır. Bu nedenle gelişigüzel gezilmemelidir. İyi bir izleyici, iyi bir bakış sanat eserinin o oranda gücünü ve güvenini artırır. 0 halde her karşılaştığımız eser, sanatsal ürün karsısında biraz saygı, biraz sevgi beklediğini bilmeliyiz. Değil midir ki sanatçıyı güçlendiren, gayretini artıran bu ilgidir. Sevgiyle her dokunuşun,  her bakışın, yeni muştular taşıdığını bilmek gerekiyor.

Sanatsal bakış kişiye göre değişmektedir. O nedenle zevklerin ve renklerin tercihi değişiktir. Bakıştaki incelik, seçicilik ve zarafet kişinin hayata bakışından tutunuz, onun yetişme tarzından, aile kültüründen, bireysel kabiliyetlerinden, tahsilinden, bulunduğu sosyal çevreden edindikleriyle direkt ilgilidir. Kişiye göre sanatsal bakış değişiyorsa sanatın yorumu ve tanımı da o oranda değişmektedir. Şiirin tanımının tek bir tanımda toparlanamadığı gibi her şairin veya sanatkarın hayata bakışıyla tanımlar çoğaldıklarına göre sanatın da detayları, tanımları böylece farklılıklar taşımaktadır. Bu durum şiiri de sanatı da daha çok zengin mi kılmaktadır? Yoksa anlaşılması zor olduğu için midir?’ Ya da soyut bir kaynaktan akan iki ırmak oluşlarından mıdır?

Diyelim ki, bu üç sorgunun üçünün de tanımlamadaki farklılıkları geliştirici özellikler taşıyor. Demek oluyor ki sanat, bir incelik işidir. Hassaslık, duyarlılık, dinginlik, dirilik ve zenginlik gerektiriyor. Ruhun, fikrin, hissin zenginliği, derinliği ve sıcaklığı… Kişi sanatın hangi alanıyla ilgilenirse ilgilensin çok yönlü olgunlaştırma, değiştirme evreleri geçirir. Bu yolculuklar kimi zaman derinlemesine olurken, kimi zamansa yüzeyseldir. Bu derinlik veya yüzeysellik ferdin uğraştığı sanat alanıyla ilgilidir kuşkusuz. Musiki, resim, şiir. hat, ebru ve tezhipte daha çok derinliklerle karşılaşılır. Her derinlik kişiye yeni ufuklar, yeni tarzlar, yeni anlayışlar sunar. Sanatçı bu bilinci sürekli yüreğinde taşımalıdır. Yukarıda isimlendirdiğimiz sanat alanlarının birbiriyle teması çok yakın çizgiler halindedir.
İç duyuş, iç müzik, iç ritm, iç ses sanatçının doğurganlığını artıran öğelerdir. O halde sanat erbabının bu ince yolculuğu çeşitli trafik işaretleriyle doludur. Bu ışıkların ne zaman,nerede ve niçin çıkacağı belli değildir. Belli olan sanatkar olduğunu bilerek her an şeni bir doğumla karşılaşacağıdır. Bu bilinci asla ama asla hatırından çıkarmamalıdır sanatçı.
Eserlerin ortaya konuluş yolculuğu bu kadar sıkıntılı oluyorsa sanal eserinin çizgileri, sesleri ve ritmleri de o oranda muştular taşıması mümkündür. Birçok muştularla gizli olan eserlerin dinleyici ve izleyicilere sundukları ikramlar alıcının yaklaşımıyla çok yakından ilgilidir. Sanat eserinin yolculuğu dinleyenin, inceleyenin ve gezenin soylu duygulan, soylu bakışları çerçevesinde derinlikler kazanır. Ya da gezenlerin, dinleyenlerin. İzleyenlerin soyluluğu sanat eserinin kadri kıymetini daha da artıracaktır.
Her bakışın sunduğu merhamet, eserde güzelleşerek geriye dönecektir. O halde sanatı, sanatçıyı sonsuz bir aşkı yaşıyor gibi sonsuz bir aşkı izliyor gibi ve sonsuz bir aşkı dinliyor gibi bilmeliyiz. İşte o zaman sanatın tılsımlı kapıları bir bir açılacaktır  Tıpkı ilkbahar çiçekleri gibi.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Kışkırtma Nöbeti / Seyyid Ahmet Kaya
Sanat / Ay Vakti
Dolunay Zamanı II / Şeref Akbaba
Arif Dülger İle Söyleşi / Şeref Akbaba
Damla/ Billur / Sevim Zehra Can
Tümünü Göster