Bir Ayet Olarak Koronavirüs

“Geleceği merak ediyorsanız, insan suratına yapışmış bir postal hayal edin, her zaman…”
George Orwell

“İnsanların en hayırlısı, bütün insanlığa en çok faydası olandır”
Hz. Muhammed (s.a.v.)

J.Saramago bir metafor olarak körlük olgusundan hareketle yaz­dığı “Körlük” kitabında, kahramanlarına isim vermeden liberal dünyada seküler demokrasinin insanları sürüklediği sağlıksız yaşam koşullarını körlüğe benzetmiş ve insanların hayatta kala­bilmek adına kurdukları sistemi yıkarak adeta bir sistem eleştirisi yapmıştı. Toplumların yaşadıkları sınıf ayrımlarını, kapitalizmin insanları bölük bölük nasıl köleleştirdiğini ve buna rağmen top­lumların içinde yaşadıkları sistemi nasıl da sahiplenip bunlara nasıl adapte olduklarını bir hikâye çerçevesinde ifade etmişti. Saramago’nun bir anda herkesin kör olmaya başladığı hikâye­si, tam da koronavirüs günlerinde bir anda herkesin covid-19 virüsünü taşımaya ve çevresindekilere bulaştırmaya başladığı dünyamızın son 6 ayını yaşatıyor. Körlük romanında dünyanın bir anda girdiği karantina sürecinde ruhların da hızla köreldiği, ilk andan itibaren medeniyetin yok sayıldığı, çok geçmeden de ahlakın çöktüğü kısa süreli tiranlık, Koronavirüs günlerinde ülkelerin birbirinden maskeler çaldığı, marketlerdeki temizlik malzemelerinin ve temel ihtiyaçların boşaltıldığı çağımızın bir benzeri aslında.

Çin’in Wuhan şehrinde başlayan ve hızlıca yayılarak tüm dün­yayı korkusu ile tesiri altına alan, hatta “Korona’dan değil, kor­kudan öleceğiz!” şeklinde paniğe sebep olan Koronavirüs, bugün çevrimiçi toplumun dönüşümünü hızlandırdı. Koronavirüs, kıta ayırmaksızın hemen her ülkede planlanan etkinlikleri, spor müsabakalarını, uçak seferlerini, okulları ve işyerlerini iptal ettir­di ya da erteletti. Dünya tabir-i caizse evine kapandı. Karantina sürecini evinde geçiriyor. Bu süreçte okulların eğitim faaliyetle­rini online sürece geçirmesi, tüm kamu kurum ve kuruluşların, STK’ların ve en küçüğünden en büyüğüne varıncaya kadar tüm özel işyerlerinin faaliyetlerini online olarak devam ettirmesini zaruri kıldı. Artık marketlerde nasıl alışveriş yaptığımız, nasıl seyahat ettiğimiz, kendi aile ve çevremizdeki güvenlik önlemle­18

rimiz, hatta günlük hayatta kullandığımız dil dahi köklü bir şekilde değişim sürecine girdi.

Büyük Resim Ne Söylüyor?

Peki, bu süreçte büyük resmi nasıl görebiliriz? Daha açık bir ifade ile Koronavirüs’ün bize ne getirdiğini zaten yaşıyoruz, yarın geri kalan ömrümüzde neler getirebileceği hakkında da analizleri takip ediyoruz. Peki, Koronavirüs’ün bizden neler götürdüğünü hiç düşündük mü? Mustafa Merter’in 30 Mart 2020’de Gerçek Hayat dergisine verdiği röportajında belirttiği üzere, Koronavirüs sebebiyle toplumda artan kaygı, endişe ve ümitsizlik ile nasıl başa çıka­cağız? Kaygı ve endişenin toplumda açtığı yara, bugün sadece aileyi ve toplumsal huzuru tehdit etmekle kalmıyor, aynı zamanda tüke­tim toplumuna yeni bir silah kazandırıyor. Dünya, kaygı uyandırmak amacıyla gelecek­te yapılması mümkün sistem ve teknolojile­re hazırlanıyor. Çin’in içinde bulunduğumuz yılın sonuna kadar tam olarak faaliyete geç­mesi beklenen “sosyal kredi sistemi”, sadece basit olarak “insan sağlığını koruma” eylemi için kurgulanmıyor. Yuval Noah Harari’nin de dediği gibi, bugün devletler şimdiye kadar insanlarını kullanılan cep telefonlarında ve bil­gisayarda girdikleri internet sitelerinde nereye tıkladığını takip ederek yönlendirebiliyorlardı. Örneğin tutkulu bir NBA izleyicisine sadece NBA konseptli alış-veriş tüketimini hatırlatı­yordu. Ancak bundan sonra deri altına yerleşti­rilecek çiplerle bir insanın kan basıncı, hücrele­ri, duyguları ve diğer tepkileri de izlenebilecek. Bir insanın neye kızıp kızmadığını, neye gülüp neye sinirlendiğini, hangi fikir ve düşünceleri takip ettiğini bilebilecek bir sistem hayal edin. Tıpkı George Orwell’ın 1984 romanındaki “big brother” söylemindeki gibi, toplumdaki tüm bireylerin merkezi bir otoriteye karşı takip edi­leceği bir dünya, artık çok yakınımızda.

Çin, deri altında kullanılması mecburi bir çip sayesinde, ülkenin hemen her yerine kamerala­ra yerleştirerek yüz tanıma, sosyal medya kulla­nımı ve yapay zekâ teknolojileri ile birlikte tüm vatandaşlarını izleyerek puanlayacak. Örneğin kırmızı ışıkta geçen eksi puan alabileceği gibi, alışverişini internetten yapan da artı puan kaza­nabileceği bir sistem, tüm vatandaşları dav­ranışlarıyla ve tercihleriyle puanlayabilecek. Daha şimdiden pilot uygulamalarla başlatılan sistemde kara listeye alınan 11 milyon 140 bin kişi hali hazırda uçağa binmekten, 4 milyon 250 bin kişi ise yüksek hızlı trene binmekten men edildiği açıklandı.

Big Brother is Watching You

Orwell 1984 ile ruhu tükenmiş, kendisini kay­betmiş bir yurttaş topluluğunu betimler. İnsan ruhunu ve iradesini diktacı otoritelere teslim ettiren ideolojileri eleştirir, “düşünce dene­tim aygıtı”, “düşünce polisi” gibi tanımların özgürlüğün olduğu bir dünyada olamayaca­ğını, olmaması gerektiğini tasvirlerle anlatır. Orwell’i kıstasa alıp günümüzü değerlendi­renler, basın ve medya alanındaki gelişme­lerin insanı kendi isteğiyle köle yaptığını da tartışmışlar, dahası mesele Jean Baudrillard’ın simulakra kavramına kadar uzanmışlardır. 1984’de tele ekrandan sık sık görünen yarı tanrı konumundaki “Büyük Birader”, kendi isteği ile yurttaşları izliyor, ne zaman yemek yiyeceğine, ne zaman tuvalet ihtiyacını gidereceğine, hatta eşiyle ne zaman bir arada olabileceğine dek emirler yağdırıyor ve insanlara başka bir şans tanımıyordu. Orwell, “kitabımda anlattığım toplumun bir gün var olup olmayacağını bil­miyorum, ama buna benzerin geleceğine ina­nıyorum.” diyordu. Orwell’in ütopik dünyası gerçekleşmiş durumda.

Koronavirüs Bir Ayettir

Bugün bizler, en çok da gençler olarak Müslüman bir toplumun inşası için Koronavirüs’ün hayatı­mıza getirdiği yenilikleri kendimizi kaybetme­den, hakikatlerimizden uzaklaşmadan okumak ve yorumlamak zorundayız. Online toplumun doğuşuna şahitlik edecek olan bizler, aynı zamanda online toplumun birer üyesiyiz ve hayatımızın belki de önemli bir kısmını ekran­lar karşısında geçireceğiz. Dilimiz, davranışla­rımız, neye sevinip neye üzüleceğimiz kısacası tüm yaşamımız takip edilecek ve manipüle edi­lebilecek. Online toplumun inşasında eğer ken­dimizi yetiştiremezsek, “fe firrû İlallah”daki hikmetten uzak kalırsak, suya kapılıp gidenle­rin ardından bizler de sürüklenebiliriz. Allah’a koşun emri her mümin için bir emirdir, dolayı­sıyla müminin bir ayağı daima hakikatte olması gerekir. Koronavirüs, hakikate, yani özümüze; “kalu bela”ya dönmek için bir vesiledir.

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Günlükler / Şeref Akbaba
Saklı Mektuplar / 105 / Şirâze
Aforizmalar / Naz
Afrika’nın Yapayalnız Lales / Muhammed Emin Kaplan
Uçurumda Bir Gömü / Ezgi Elçin OYNAK
Tümünü Göster