Desen ki

desem ki
mevsim kış aylardan şubat
ağır bir türkü takılsa dilime
sen kirpiklerine astığın her cümleyi
yüreğindeki sıcaklığa dolarsan
gönül iki kere durup düşünür
der ki
bir kadın her zaman bir deniz kenarı mı
düşler
kum ve sahil ve engin deniz
ve çakıl taşlarına değen
çıplak bir ayak olan her yürek

ey saçlarına yıldız taktığım melek
ölümsüz bir aşkın son kapısında
aynı hal aynı eda aynı ayrılıklar gizlidir
dilek tuttum yakardım
uzak bir ihtimal ancak
bir peri flütün içindeki sırlı melodiyi duyar
yum gözlerini o zaman
kalbin her mevsim ilkbahar

desen ki
“kıyıya yığılmış kumlarda yalın ayak
mavi düşleri yitmiş olsa da
pembe begonviller saçlarına tutunmuş
zifir saçları var ama
gözlerindeki yeşildir ölümsüz
yıldız kayar o gözlerde
bir dilek tutar belki”

kalbimin üzerine koy ellerini
sessiz bir çavlan görsün orada elin
söz et bana kimsesizliğin açık kapısını
ve seslen ayrılık ne kadar azap
ne kadar kan bir elbiseyi boyar
hangi hüzün dışarı akar orman içlerine
billur bir şarap gibi
dudaklara değen hangi kevser suyudur
içimdeki dereye akan

Paylaş

Bu Sayının Diğer Yazıları

Günlükler / Şeref Akbaba
Saklı Mektuplar / 105 / Şirâze
Aforizmalar / Naz
Afrika’nın Yapayalnız Lales / Muhammed Emin Kaplan
Uçurumda Bir Gömü / Ezgi Elçin OYNAK
Tümünü Göster